<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366</id><updated>2011-11-27T16:50:00.637-08:00</updated><category term='Güney Afrika Meksika Açılış Maçı Mokoena Dos Santos dk.55'/><title type='text'>Güncel Bir Çok Konu...</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>65</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-4391956501122363833</id><published>2010-08-14T15:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-14T15:46:03.942-07:00</updated><title type='text'>Tat Vermiyor İnan, Sensiz Geçen Saniye...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TGccdscnvbI/AAAAAAAAAMY/GmHu8oDhMdc/s1600/62655F61695F636162615163636B64686B63669C8A95A263.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="205" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TGccdscnvbI/AAAAAAAAAMY/GmHu8oDhMdc/s400/62655F61695F636162615163636B64686B63669C8A95A263.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yeni başlayan lige, ligin yeni takımı Buca karşısında başladı Beşiktaşımız. Şu sıralar ligin en önde giden muhabbeti olan "sıcak" bizim maçta da öne çıkan unsurlardandı. İstanbul da ki maçlara bakınca, oyuncuların üzerinde t-shirt tarzı birşeyler olur her zaman. Ama İzmir'de neredeyse üstüne birşey giymeden bekleyecekti Buca ve Beşiktaş yedekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç çok sıcak başlamadı hava gibi. Biraz durgundu Beşiktaş. Buca'da bizden farklı değildi. Karşılıklı top kayıplarıyla geçildi ilk 10 dakika. Guti'nin oyunda olup, oyunun içine dahil oluşuna kadarda pas yollarını bir türlü düzenleyemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sezonun ilk "etkili" atağı "yıldızlar"dan geldi. Quaresma'nın sol kanatta açtığı enfes orta, Guti'nin kafasıyla buluştu ancak kale yerine direğin yamacından dışarıya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Guti'ye çıkan ve devre sonunda Guti'ye Leko tarafından yapılan harekete çıkmayan karlat, hakemin en bariz hatasıydı. Hakem dedik, az birşey değinelim. Maça etki edecek hataları yoktu, ancak çok huzursuzlar. Daha ilk hafta da bu kadar huzursuz ve çekingen maç yönetmek tehlikeli. Genç bir hakem. Özellikle Quaresma'ya sert çıkışması, "oyuncuları kontrol etmeliyim" mantığındaydı, bence yapmasa daha iyi. Şimdilik "sıkıntı yok", ama "fazla abartmadan" rahat olsunlar, altından kalkarlar maçların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İlk yarı içinde Buca'nın kapanması, Beşiktaş'ın "nasılsa atarım" mantığı içinde gol göremedik. Erhan Güven ortalarda biraz daha geliştirmeli kendisini. Bobo da ilk yarı saç baş yoldurdu ve çoğu taraftarı kızdırdı, ilk yarıda bu şekilde geçti gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İkinci yarı için, daha "başladı" derken Guti öyle bir pas attı ki, daha pas atıldığında ayağa kaldırdı hepimizi.&amp;nbsp;Attığı pasla buluian Bobo'da çok düzgün bir vuruşla "galibiyet" golünü tabelaya yazdı. Zaten, başta bahsettim "oyunun içinde dahil olma" durumunu gerçekleştirince Guti'nin, paslarının hepsi yerindeydi neredeyse. İlk asistini de yaptı zaten "Sarı yele"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Quaresma maç içinde hemen herşeyi yapmaya çalıştı. İleride zaten yetenekleri sınırsız. Kullandığı frikik gözlere hoş geldi. Ama kaçırdığı malum pozisyonda saç baş yoldurdu. Bunları atsın, atamadıktan sonra biraz düştü oyundan, yerini de Tabata'ya bıraktı. Quaresma çok başka bir oyuncui her maç gösteriyor bunu bizlere. Eleştirilere de katılmıyorum. Tama kızdırıyor "artistik" hareketleriyle, ama bunları yapsın diye aldılar O'nu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Azıcık Buca'ya da değinelim. İyi kadro kurmuşlar. Daha oynamayan oyuncuları var. Mendy en iyi oyuncusuydu sonradan girmesine rağmen. Fransa ligini "azıcık ucundan" takip edenler "iyi" bir oyuncu olduğunu bilirler. Yerlilerde de "ligin veteranlarını" almışlar. Ama Bülent Uygun yemiş gençleri. O'na yakışanı yapmış sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Sonradan oyuna giren Delgado, Tabata ve Nobre, pek kendilerini gösterebilecek süre almadılar. Alsalar yapacaklarını pek düşünmeye gerek yok. Gitgide herkes cephe alır oldu bu 3'lüye. Nihat'ta vasatı aşamadı. Ama O'nu eleştirene her zaman karşı dururum! Nihat abidir bu takımda. Daha yapacakları da vardır bu takımda, hiç kimse merak etmesin, "Beşiktaşın Çocuğu" toparlanacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Defansımıza değinirsek. Kanatlar vasat. İbrahim Üzülmez, Quaresma'ya destek vermeye çabalıyor ama yetenek ile "ciğer" farklı şeyler. İlk yarı için de bahsettiğimiz Erhan'ın "kötü" ortalarını toparlaması lazım. Rakibi engelleme konusunda "bence" bir sıkıntısı yok. Çok yüklenmek haksızlık olur. Ama ne olur "orta açmayı öğrensin". Göbekte, Zapo patlamaya hazır bomba hala. Birkaç "falso" yaptı ki ucuz atlattık. Ferrari için diyeceğimse "hala mutsuz". Sanki başka biri olsa yollanılacağını hissediyor hala. Mental destek alması şart, yoksa vasatın altında devam eder formu ve başımıza iş alırız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;MAÇIN YILDIZI: &lt;/b&gt;Necip Uysal... Maçın tekrarını izleme imkanı olanlar bir izlesin, baksın. Çocuğun koşmadığı yer yoktu. Quaresma'nın "defansa yardım" sıkıntısı(ki tek eksik yönü ama presle bu eksiği gideriyor) tek başına giderdi Necip. İleri, geri, ortaya, sağa, sola heryere koşuşturdu. Nazarımız da değdi sanırım, Ediz'de bu "nazar"dı!!! Ediz "beğendiğim" bir oyuncu idi, artık gram sevmiyorum. Böyle müdahale mi olur kardeşim ya? Adamın yüzünü parçalamaya kastetti resmen. Ama hakkını da buldu, kırmızıyla takımını 10 kişi bıraktı. Necip candır, Necip kandır, alt yapı herşeyimizdir. Öz kaynak daha da "büyüyecek" yetenekler çıkarırı ilerleyen zamanda inşallah. Alkışlar Necip'e.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ligi hayırlısıyla açtık. "1 attık, 3 aldık". Beşiktaş'sız hiçbirşey tat vermiyor biz gönülverenlere. Saniyeler bile zor geçiyor gerçekten. Avrupa Ligi, hazırlıklar neyse de, ligin başlamasıyla izlemek, hemde "iyi sinyalleri çok olan" Beşiktaş'ı izlemek daha bir zevkli. Her saniyesi Beşiktaş'ın başarılarıyla geçecek bir lig yaşarız umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-4391956501122363833?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/4391956501122363833/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/tat-vermiyor-inan-sensiz-gecen-saniye.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4391956501122363833'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4391956501122363833'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/tat-vermiyor-inan-sensiz-gecen-saniye.html' title='Tat Vermiyor İnan, Sensiz Geçen Saniye...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TGccdscnvbI/AAAAAAAAAMY/GmHu8oDhMdc/s72-c/62655F61695F636162615163636B64686B63669C8A95A263.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-570682270756969699</id><published>2010-08-08T04:11:00.000-07:00</published><updated>2010-08-08T04:11:35.234-07:00</updated><title type='text'>ARTIK YENİ SİTEMDEN YAZILARIMA DEVAM EDECEĞİM. www.burakmustafacakmak.com</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF6Qs_yxIgI/AAAAAAAAAMQ/TD0qWCdsCoM/s1600/ads%C4%B1z.bmp" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF6Qs_yxIgI/AAAAAAAAAMQ/TD0qWCdsCoM/s400/ads%C4%B1z.bmp" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİLİYORSUNUZ Kİ BLOG'DA YAZILAR YAZIYORUM, BİRÇOK TAKİPÇİM DE VAR SAĞOLSUN. AMA BİR YERDEN SONRA BLOG YETMİYOR VE DAHA KAPSAMLI BİR YERDE YAZMA GEREĞİ DUYUYOR İNSAN. BU NEDENLE BENDE KENDİ ADIMA OLAN SAYFAYA TAŞINDIM. HABER1903.COM'DA OLAN YAZILARIM ZATEN DEVAM EDECEK, BURADA DA HEM O YAZILARIN İÇERİĞİNİ HEM DE YAKIN ZAMANDA BAŞLAYACAK OLAN "DÜNYA BASKETBOL ŞAMPİYONASI" VE DİĞER BASKETBOL-FUTBOL-ATLETİZM ZAMAN ZAMAN MOROTR SPORLARI VE DİĞER SPORLARLA İLGİLİ YAZILARIMI BULACAKSINIZ.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALAKANIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BURAK MUSTAFA ÇAKMAK&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-570682270756969699?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/570682270756969699/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/artik-yeni-sitemden-yazilarima-devam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/570682270756969699'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/570682270756969699'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/artik-yeni-sitemden-yazilarima-devam.html' title='ARTIK YENİ SİTEMDEN YAZILARIMA DEVAM EDECEĞİM. www.burakmustafacakmak.com'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF6Qs_yxIgI/AAAAAAAAAMQ/TD0qWCdsCoM/s72-c/ads%C4%B1z.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2157903751965736947</id><published>2010-08-07T12:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-07T12:45:55.071-07:00</updated><title type='text'>Farklı Sayıyoruz...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; İran maçını rahat geçen 12 Dev Adam, Yeni Zelanda gibi "fena" sayılmayacak bir takım karşısına çıktı. Geçmişte, tabiri caizse "gazla" elde ettikleri başarılarla ve "haka" danslarıyla hepimizi mest etmiş bir takımla oynadı. Ama o "mest" ettikleri görüntüden, şimdilik sadece "Haka Dansı" kalmış gibi göründü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; En önemli ve skorer oyuncusu "Penney" Yeni Zelanda'nın şuanda. Pero Cameron'da hepimizin yakından tanıdığı, ligimizde de geçmiş zamanda oynamış ve basketbol çevresince sevilen bir oyuncu.Ama 36 yaşında artık, eski "Rugby"ci sertliği pek kalmamış gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yeni Zelanda, dün oynadığı Sırbistan maçında tüm oyununu sahaya koymuş gibiydi, bu durum da bizim Devlerin işini kolaylaştırdı. İran, zayıf ve bizim çok çok altımızda bir takımdı. Yeni Zelanda başta da dediğimiz gibi daha bir "ölçü" sayılabilecek bir takımdı. Geçen senenin EuroBasket finalisti Sırbistan 5 sayı ile yenebildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maça gelecek olursak. Savunma direncimiz gerçekten iki maçta da hat safhadaydı. Sinan Güler ilk çeyrekte bu işi ateşleyen adamdı. Kerem Gönlümde sonunda döndü. Zaten maça Sinan Güler, Cenk Akyol, Hidayet Türkoğlu, Kerem Gönlüm ve Semih Erden ilk beşi ile başladık. Tanjeviç arayış içinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu maç bizim için Kerem Gönlüm'ü görme adına mükemmel önemliydi. Benim hala "inanamadığım" doping olayından sonra ki cezasını tamamlayan ve maçlarına başlayan "Türk KG" formuna yavaş yavaş ulaşacak gibi gözüküyor. Ateşinden, hırsından hiçbirşey kaybetmemiş, bir sene oynamamsına rağmen maç motivasyonu da hala iyi durumda. Zaten maçın en önemli iki olayından biri Kerem'i görmekti bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın diğer kritik noktası ise malesef Engin oldu. Yazıyı yazdığım sıra da kesin olmamakla beraber, alınan haberlere göre "kuvvetle muhtemel" aşıl tendonunun kopmuş olması, zaten "pamuk ipliğine bağlı" kısa rotasyonumua da büyük darbe vurdu. Ender sakat, Engin'i kaybettik. Gidişat Hido'nun bile 1 numara da oynayacağına gebe gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk hazırlık maçları olmasına rağmen çok ciddiyiz. Olmalıyız da... Bu ciddiyetle performasımızı yükselterek ilerlemeliyiz. Farklı kazanılmış iki maç iyi başlangıç oldu, başlangıçla kalmadan her maçta yırtıcılığımızı korumalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Semih için bir söz de bu maç için söyleyelim. Yav aş artık şu gereksiz faulleri! Sen bize lazımsın. Keza NBA'de tutunman için bu "faul sıkıntını" aşman gerek. Hem kendine hem de takımlarına zarar, aman dikkat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Rotasyon konusunda kısalar sıkıntıda yazdık. Birde Tanjeviç arayış içinde. Hido zaman zaman 2 numara oynarken, Ersan 3, Kerem G. 4 oynuyor. Hatta bazen aralarında pozisyonda değişebilirler, değişiyorlar da. Bu bize çok farklı bir kimlik kazandırabilir turnuva da. Sinan 1 numara oynadığında böyle bir 5 ile muhteşem bir savunma yapabiliriz, potayı göstermeyiz kolay kolay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şimdilik "farlı sayıyoruz" maçları. Sırbistan maçı "tam yerimizi" gösterecek bizlere. Orada da alınacak bir galibiyetle gözümüz Efes World Cup'a dönecek. Geçen sene hazırlıklar da "çok gereksiz" yenilgiler aldığımızı hatırlıyorum. Böyle "iyi" başlamak, geçen sene "şanssız turnuva"nın izlerini siler, kötü sezon geçiren oyuncuları diriltir, bizleri motive eder, hep beraber daha ilere yürümeyi kafalara yerleştirir. Kazanma alışkanlığı önemlidir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF23668iy0I/AAAAAAAAAMI/WQXaUNz9tOE/s1600/milli3_3D830.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF23668iy0I/AAAAAAAAAMI/WQXaUNz9tOE/s400/milli3_3D830.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2157903751965736947?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2157903751965736947/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/farkl-sayyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2157903751965736947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2157903751965736947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/farkl-sayyoruz.html' title='Farklı Sayıyoruz...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TF23668iy0I/AAAAAAAAAMI/WQXaUNz9tOE/s72-c/milli3_3D830.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1639742494734115685</id><published>2010-08-06T12:47:00.000-07:00</published><updated>2010-08-06T12:47:06.772-07:00</updated><title type='text'>Arkası Gür Olsun...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dünya Şampiyonası heyecanı artık iyiden iyiye hissedilmeye başlandı. Kadronun belli olması, Bormio kampı, Tanjeviç'in takımın başına geçmesi derken ilk hazırlık maçımıza "Adidas İstanbul Cup"ta sahaya çıktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Öncelikle salona bir değinelim. Ne meşakkatli badirelerle tamamlandı şu Sinan Erdem Spor Salonu. Olimpiyat için yapıldı, Dünya Basketbol Şampiyonası alındı sayesinde. Yapılma süresi 8-9 yılı buldu yanılmıyorsam. İlk etrafına gittiğim sene 2003'tü ve Efes-Ülker finali vardı (Efes'in 10. şampiyonluğu). Malum "etraf"tan kastım "Ahmet Cömert Spor Salonu". Heralde daha önce Ahmet Cömert'te maç izleyip, sonrasında Sinan Erdem'de maç izleyenler ne ruh halleri değiştirmiştir bilemeyiz. Görüntü itibariyle beklediğimden güzel gözüküyor salon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İran'a da peşin peşin söyleyeceklerimizi söyleyelim. Dünya Şampiyonasına "kıta kıta" takım alınmasa, katılmaları imkansız. Neyse böyle takımlara da ihtiyaç var. Takım içinde sayabileceğimiz, NBA patentli İhaddadi, Kamrani ve az biraz da Zandi göze batan oyuncular. Bu oyuncular dışına bizim ikinci ligde zor oynarlar gibi. İşleri o grupta çok zor. Hele ABD maçı nasıl olur, hayal dahi etmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;12 Dev Adam "güzel" bir hazırlık başlangıcı yaptı. Erken birçok şeyi söylemek için. Sırp maçını beklemek lazım. Geçen sene yenmeiştik zorlu maçın ardından Sırpları, hatırlarsınız. Şimdi hazırlıklarda "alışkanlık" haline getirdiğimiz Sırp maçına pazar çıkacağız. Arada birde Yeni Zelanda var. İki maçta güzel olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maça, Kerem Tunçeri, Ömer Onan, Hidayet Türkoğlu, Cevher Özer ve Semih Erden ilk beşi ile maça başladık. Cevher'i görmek istedi sanırım Tanjeviç. Gayette iyi başladı Cevher. Maçın başında domine eden O idi. Daha sonrasında "NBA Summer League"den hazır gelen Semih Erden pota altını sürükledi ilk başlarda. Semih hazır gelmişti, zaten beklenilen birşeydi. Ama bu "erken faul" problemini Yaz Liginde de yaşadı, bu maçtada. Acilen aşması gerek bunu. Gücünün yetmediği her pozisyonda faul yapıp, sıkıntıya düşüyor ve düşürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Takımın maçta dikkat çeken yönleri, savunma ve "pas dolaşımı"nda oldu. Gerçekten iyi savunma yaptık. Rakip zayıf da olsa "istekli" savunma her maç önemlidir. Bunula beraber Kerem Tunçeri ile başlaya, Hido, Ömer Onan ve Engin Atsür ile devam eden güzel pas trafiği en önemli artımızdı bu maç. Ender'in eksikliğini "az" hissettik ama Sinan-Engin bunun üstesinden gelebilecek oyuncular. Sinan Güler hücumda şanssız bir maç çıkardı, ama daha çok erken. Zaten işin "savunma" yönünde hep en iştahlılardan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ersan-Ömer Aşık maçı koparan ikiliydi. Ersan sessiz sedasız 15 sayı attı. Ömer Aşık ise "O fauller kaçmaz." diye verdiği demeçleri, başta "yok sayıp", sonra yerine getirdi yavaş yavaş. Taraftar desteği, faullerin girmesini sağladı. Az taraftarla böyle oluyorsa "dolu" salonda %70 lerle kullanır Ömer, inanıyorum... Ersan'da 15 sayıyla birlikte herşeyi yaptı. Hele ikinci yarı başında ki "4 sayılık hücumu", sıkışan oyunu bir anda, lavabo açıcı gibi açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Takımın pota altı çok başarılı. Daha Kerem Gönlüm de eklenecek o rotasyona, düşünmek bile tüylerimi diken diken yapıyor. Basketbola "aç" bir KG büyük katkı sağlar bu takıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Genel olarak "baz almanın" pek doğru olmayacağı ama Bormio ve diğer kampların "verimli" geçtiğini gösteren vbir maç izledik. Hazırlık maçları çok önemli. Takımın "oturmuş" olması ve geçen sene "kıl payı" madalya kaçırmış olması (klansmanda ki yeri alakadar etmiyor beni, çünkü elenince dağılıyoruz) bu &amp;nbsp;turnuvayı hem de kendi seyircimiz önünde daha önemli kılıyor. Arkası gür olsun bu galibiyetin diyoruz ve geri ayıma devam ediyoruz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFxms3KxuuI/AAAAAAAAAMA/2KAFF5NqozQ/s1600/12d3_NNJ6U.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFxms3KxuuI/AAAAAAAAAMA/2KAFF5NqozQ/s400/12d3_NNJ6U.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1639742494734115685?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1639742494734115685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/arkas-gur-olsun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1639742494734115685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1639742494734115685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/arkas-gur-olsun.html' title='Arkası Gür Olsun...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFxms3KxuuI/AAAAAAAAAMA/2KAFF5NqozQ/s72-c/12d3_NNJ6U.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-381097847922146837</id><published>2010-08-05T13:43:00.001-07:00</published><updated>2010-08-05T14:43:06.930-07:00</updated><title type='text'>İçimiz De Isındı...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Onlarca maçını izlemişizdir UEFA ve diğer Avrupa Kupalarında Beşiktaş'ın. Ama "ön eleme" olan bir turda bu kadar dolu bir stad gördük mü? Pek hatırlamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gerçekten sıcak demeden, hafta içi demeden stadın tamamı doluydu. Taraftara peşin peşin değinelim; "Enfes"lerdi. Yorulmadan, bıkmadan bağırdılar, tezahuratlarımızla Dolmabahçe'yi, İstanbul Boğaz'ını ve tüm Türkiye'yi inlettiler, ağızlarına sağlık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gelelim tur gecesine. Plzen oturmuş bir takım demiştik ilk maç için. Ligleri bizden önce başlamış ve ligde de fena sayılmayacak sonuçlarla başlamışlardı. Aynı ilk maçtaki 11'le başladılar maça.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beşiktaş'ta ise en merak edilen oyuncu Holosko idi bu maçta. İlk 11 başladı. Serdar Adalı'nın açıklamalarından sonra daha bir merak edilir hal aldı haliyle. Diğer bir isim de Zapo'ydu. Sivok'un "iç burkan" sakatlığı hem Ferrari, hem de Zapo'nun kaderini belirlemiş oldu malum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Maç tempo olarak çok hızlı başlamadı aslında. Beşiktaş "nasılsa gol bulacağız" düşüncesi, Plzen ise "araya 1 tane sıkıştırıp, korursam turu alırım" düşüncesiyle oynadı uzun süre. Maçta uzun süreli bir denge vardı kısacası. Dakikalar 32'yi gösterdiğinde Bobo, Plzen kaleci ve defansının hatası ile topu kapıp, ardından gelen kırmızı kartta başrolü oynuyor ve rakip 10 kişi kalıyordu. İşte o dakikadan sonra, zaten üstün olan Beşiktaş gitarı eline alıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İlk maçta Beşiktaş 35. dakikadan sonra yine oyuna hakim olmaya başlamıştı hatırlarsanız Beşiktaş. Bu sefer rakibin eksilmesi bunu daha da kolaylaştırdı. 39. dakika da "gecenin yıldızı" Quaresma sahnedeydi. Delgado "düzgün" bir pas verirken, topu alan, klas bir şekilde içeri yönelen ve 4 Plzen'li oyuncu arasından, hepsine "trivela" diyerek topu ağlara asan Quaresma'ydı. Bu golden sonra, arka arkaya tam "4" muhtemel gol vuruşu yapıyor ve sonuç alamıyordu Beşiktaş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İlk yarıyı üstün kapatan Beşiktaşımız, ikinci yarıya az kontrollü başlıyordu. "Kalbi kırık" gözüken Ferrari oyuna, sakatlanan İbrahim Toraman'ın yerine dahil oluyor ve taraftar O'nun takımda kalmasını ne kadar istediğini gösteriyordu o dakikalarda. Ferrari için diyeceğim, kırgın olduğu "yüzünden belli" olurdu. İlk başlarda "öylesine" bir koşuşu vardı. Özellikle spor yapmış olanlar bilir "küskün" ruh halinin nasıl yansıdığını sahaya. Ama daha sonra takıma ayark uydurdu O da. Ferrarisiz neler çektik geçen sene, ben unutmuyorum, Schuster'de bunu sıkıntıya düşmeden kavrar zamanla umarım. 3hafta İbrahim Toraman yok ve Ferrari büyük ihtiyaç...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İbrahim Üzülmez'in kanadından ilkyarı 11-11 oynanırken maçta çok atak yedik. İsmail'e "al artık şu formayı" dediğim bile oldu içimden. Ama İbrahim yine çabaladı maç boyunca. "Deli İbo" 49. dakikada &amp;nbsp;Quaresma'dan esinlenen hareketlerle de hafızalara kazıdı kendini birkez daha...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Zaten 10 kişi olan rakip "az dirençli" başladığı ikinci yarıda "çok" direnemedi ve Quaresma'nın, daha ilk dakikalardan soyunma odasına yollayacağını gösterdiği Limbersky 52. dakikada kırmızı kartla oyundışı kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu dakikadan sonra "sahada" Q7, tribünde "Kapalı" şov vardı. Rakibin 9 kişi kalmasından 5 dakika sonra Quaresma "Kartalın Kanadı Benim" dercesine leziz bir orta açıyor, hani topa Delgado "kafa atmıyor", top Delgado'nun "kafasına" geliyor ve ağlarla buluşuyordu adeta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Delgado yine golünü attı, yine vasattı! Katılmayana hürmetim vardır, ama attığı pas oranı çok çok düşüktü. İyi niyetli ve "sonuca gidilecek" paslar atmaya çalışıyor, ama başaramıyor. Hele Quaresma'nın paslarını gördükçe "sırıtır" bir vaziyet alıyor o paslar. Önceki maç dediğimi biraz değiştirerek tekrarlıyorum; "Delgado'nun vakte ihtiyacı var, ama kimsenin sabrı yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 68.dakikada Bobo'nun yerine Nihat Kahveci, bu değişiklikten 9 dakika öncede Delgado'nun yerine Rodrigo Tabata oyuna dahil oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nihat'ın girişinden sonra ileride, daha "içte" oynayan Holosko "hayalet" görünümünden azda olsa uzaklaşıyordu. Maçın çoğunluğunda "Casper" filmini çevirdi Holosko. Dünya Kupasında "turistik gezgin" görünümünde olan ve kampa "olması gerektiğinden" geç katılan Holosko, maça da geç dahil oldu kafa olarak. 71. dakikada ki golle sonuçlanan vuruşu ise hepimizi ayağa kaldırdı. Gerçekten "O ne vuruştu" dedirtti bizlere. Vakit ihtiyacı var, "yollanacak" dedikoduları da moralini bozmuş olabilir. Geçen senenin çok üstüne çıkmalı ve saç baş yoldurmamalı bu sezon. "Hayalet Filmi" tadında hiç hiç oynamamalı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 3-0'ın ardından Schuster hariç herkes skoru belirlemişti. Plzen "yemeyelim" Beşiktaş'takiler ise "kendini gösterme" çabasına girişmişti. Tabata 86. dakikada bu son yazdığımı kanıtlar nitelikte bencil bir harekete imza attı. Belki de Delgado'nun "eh işte"lik oyununu, golle süsleyip "göze girmiş" olabileceğini düşündü ki ortadan gelişen atak da solundaki Quaresma ve sağındaki ihat'ı es geçip kaleye vurup golü yapamadı. Tabata'nın az süre almasındaki neden bence "fizik" zaafıydı. Plzen'in "güç" ve "sertlik" anlayışına karşı Schuster O'nu pek düşünmedi bu eşleşmede.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Ricardo Quaresma... &amp;nbsp;"Ne yapmadı?" Bir kişi bile bu soruya cevap veremez. Yaptıklarını yazmaya ise sayfa yetmez. Gerçekten "istenilen" ve "istediği" golü attı, çok güzel asist yaptı, sahada basmadık yer bırakmadı, kaptırdığını kaptı, pres yaptı, coştu, coşturdu... Say say bitmez. Beklenenden çok başka bir adam Quaresma. Yakın çevremin, çok sevdiğimi bildiği Mourinho'dan dolayı, "sorunlu" olduğu düşünülen, ama "sorunlu Mourinho"nun şans dahi tanımadığı "lokum gibi" bir adam bu Quaresma. Sert olmasına da artık idare edicez. "Hırssız Yıldız" yoktur, olmaz. Quaresma'nın "rol arkadaşları" Bobo, Necip,Ernst'ti bu maçta. Bobo rakibi yıprattı, Necip "çok güzel" pas dağıtımı yaptı, Ernst'e top kapmada yardımcı oldu. Ernst'te bildiğimiz günlerine döner bir haldeydi. 1-2 oynucu dışında "falsosuz" du takım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir engeli daha aştı Beşiktaşımız. Bu Türkiye'nin doğusundan-batısına kavrulduğu günlerde, dışımızın güneş yanığı olduğu zamanlarda, içimizde "tatlı tatlı" ısındı bu galibiyet ve gollerle. Plzen'den "sert" ve "iyi" rakiplerle de oynayacağız kuşkusuz. Ama gelgelelim "hazır olmayan", "Guti" ve muhtemel "forevetinden" eksik Beşiktaş böyle rahat oynuyorsa, yaz-kış içimiz hep sıcak kalacak demektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-381097847922146837?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/381097847922146837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/icimizi-de-isnd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/381097847922146837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/381097847922146837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/08/icimizi-de-isnd.html' title='İçimiz De Isındı...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6983322600011547612</id><published>2010-07-29T14:03:00.000-07:00</published><updated>2010-07-30T03:05:39.971-07:00</updated><title type='text'>Tur "MABED"e</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Deplasmandan beraberlikle İstanbul'a dönüyoruz. Çoğumuzun beklemediği bir skordu 1-1. İstenilmeyecek kadar kötü değil belki, ama beklenilmeyen bir skor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk başta biraz Plzen'e değinelim. Tipik Çek takımı. Fizikli ve güçlü, rakibi bozmaya yönelik ve rakip onların oyununu bozamazsa iyi oynamaya meyilli. İsim isim açıkcası ayrılabilecek veya üstün bir oyuncu görmedim. Futbol ve diğer tüm spor dallarında mücadele etmeyen yok artık. Plzen'de mücadele konusunda gayet arzulu. Ama tek devrelik atımları olduğunu gösterdiler bu maçta bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarının başından itibaren Plzen çok tehlikeli oldu Beşiktaşımız karşısında. Beşiktaş ise ilk "pozisyon" gibi duran atağını 12. dakikada gerçekleştirdi. Onda da Nobre, az bir bencillikle topu Delgado'ya bırakmadı ve harcadı. Daha sonrasından, bizden çok daha hazır ve diri Plzen arka arkaya çok tehlikeli ataklar geliştirdi. Zaten ilk yarının büyük çoğunluğu, "Plzen-Hakan Arıkan" arasında geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 20 dakika gibi bir sürede "6-0" lık korner üstünlüğü vardı Plzen'in. Buna karşılık Beşiktaş "Vikingur" maçının etkisinde kalmış gibiydi. İşte "güçlü" takımlarla hazırlık maçları oynamanın avantajı veya başka bir değişle "oynamamanın dez avantajı" böyle maçlarda ortaya çıkıyor. Zayıf hazırlık maçları, arkasından gelen, hazırlık maçlarında ki rakiplerden "daha da zayıf" bir Vikingur, kafaları fazla rahatlatmıştı. Plzen'de ilkyarının sonlarına kadar bu nedenle üstün göründü kanısındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dakikalar 28'i gösterirken, duran top organizasyonunda, neredeyse tüm duran topların başına geçen Horvath, ceza sahasının hemen önünde ki Limbersky'ye topu atıyor, düzgün giden şut ağlarımızı buluyordu. Defansif hatalar gerçekten had safhada idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Daha sonrasında Beşiktaş oyunu daha bir dengelemeye başladı. Yediğimiz golden 16 dakika sonra, Quaresma, rakibin sağ, bizim sol kanadımızdan ilerliyor ve maç başında "yapış Quaresma'ya" talimatı alan 27 numaralı Plzenli tarafından ceza sahasının 1,5 metre içinde düşürülüyordu. Topun başına gelen Delgado hem beraberliği getiriyor,hem de maç skorunu ilan ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İkinci yarı başında Necip Uysal oyuna dahil oldu. Necip'i belki de Quaresma'dan daha dikkatli gözlerle izleyenlerimiz oldu bu andan sonra. Kendi fikrimi belirteyim, çok olumlu oynadı... Zaten ikinci yarının tamamında top Beşiktaş'ın ayağındaydı. Rakip 1 pozisyon bulabildi, onuda "günün adamı" Hakan çıkardı. İkinci yarı genelde "kapanan" Plzen, "yüklenmeye çalışan" Beşiktaş vardı. İlkyarı, rakibi "geriye yaslamak" için, ikinciyarı ise "gol atmak" için "iyi" bir santrafor aradı gözlerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu forvet eksikliği ile, defansın arasıra "uyuklama hali" tek sıkıntı şimdilik. Guti gelecek ve ortasahada ki "sıkıntılı" gözüken pas trafiği düzene girecek. Ama kesinlikle geriye yardıma dönmeli Guti. Forvette gerçekten aranılan "bitiricilik" ve "kuvvet". Nobre eski kuvvetinin 10'da 1'inde bile değil! Bobo, hafif sakatlığın sıkıntısıyla oynamak zorunda kaldı. Zaten sakatlık olmasa da Bobo "geç" form tutan bir oyuncu malumunuzca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; "Kim gitsin?" muhabbeti hala devam ediyor ve bu maçta bize bir fikir vermedi. "Kim kalsın?" derseniz Ferrari kalmalı! Hatta Fink bile kalabilir. Delgado-Tabata onlarca soru işareti yarattı yine kafalarda. Hilbert'e bakınca da pek hazır değildi. Vikingur maçlarına yetişmiş ve oynamış olsa daha bir düzenli oynardı bugün belki. "Dağınık" O'nu tanımlamak için şimdilik yeterli bir sözcük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Quaresma'ya ayrı bir paragraf açalım. Sertliğe sertlikle karşılık veriyor. Rakibi çok kızdırıyor, bu bence artı bir özellik. Her an karşısındaki oyuncu soyunma odasının yolunu tutabilir. Bugünde O'nu marke eden oyuncudan bir penaltı çalmayı başardı. Pek dile getirilmeyen birşey tespit ettim Quaresma için. İleride pres yapıyor. Özellikle defanslar geri oynamaya çalıştığı sıra da, araya girmeye çalışıyor ya da rakibin oradaki kurgusuna limon sıkıyor(!) Bu şekilde top çalıp, gol atıp, asist yapabilir, demedi demeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Hakan Arıkan... Çok sıkıntılar yaşayıp, yaşattı bizlere. Ama bu beraberlik O'nun elleriyle geldi kesinlikle. Seveni-sevmeyeni herkes bir takdir etmeli bu maç için Hakan Arıkan'ı. Defansı bile toparladı zaman zaman. Geçmiş senelere oranla çok daha hareketli göründü bana. Bazen rekfleksleri "tutukluk" yapar Hakan'ın. Bu durumu tamamen aştımı, gün geçtikçe göreceğiz bunu....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1-1 güzel skor. "Mabedimiz" İnönü Stadyumu'nda turu rahat geçeriz gibi gözüküyor. Dikkatlı olmakta fayda var ama, uyaralım yine de! Bu maçta biraz "hazırlık" maçı kıvamındaydı bizim için, en önemli durumsa bu "hazırlık maçı kıvamında ki" Avrupa Ligi maçlarını kazasız belasız atlatmak. Sıyrık var, sıkıntı yok, tur yakın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFHsgEGA37I/AAAAAAAAAL4/KFL5yuF-8_8/s1600/plzen_bjk_uefa_avr_eleme_sevinc_290710.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFHsgEGA37I/AAAAAAAAAL4/KFL5yuF-8_8/s400/plzen_bjk_uefa_avr_eleme_sevinc_290710.jpg" width="357" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6983322600011547612?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6983322600011547612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/tur-mabede.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6983322600011547612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6983322600011547612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/tur-mabede.html' title='Tur &quot;MABED&quot;e'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TFHsgEGA37I/AAAAAAAAAL4/KFL5yuF-8_8/s72-c/plzen_bjk_uefa_avr_eleme_sevinc_290710.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-5411264238804701522</id><published>2010-07-22T13:38:00.000-07:00</published><updated>2010-07-22T13:38:34.754-07:00</updated><title type='text'>Faroe Adalarında Piknik...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Mangal yapmak için de "Vikingur" malzemesi hazırdaydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beşiktaş, beklenileni gerçekleştirmekte pek hatta hiç zorlanmadı. İlk maçı 3-0, ikinci maçı da 4-0'lık skorla almayı bildi ve Plzen'le rakip oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Karşılaşmadan çok "ortam" maça damga vurdu dersek yanılmazyız sanırım. Ortalama "2" saat olan gece, rakibin zayıf ve "bi çare" halleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Stad hele evlere şenlikti. İzlerken mutlaka farketmişsinizdir, iki tarafında "sahil yolu" kıvamında yollar bulunan, tepeyi kazıp, içine "tribün" yerleştirilmiş, toplasanız 200-300 kişi ya var ya yok, hele güvenlik görevlisi 5-10 kişi filan... Böyle bir ortamda Beşiktaş maça çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yukarda da bahsetmiş olduğumuz "3-0" lık avantaj yokmuşcasına ve rahatta başladı maça. Daha "ne oluyoruz" demeden 3. dakika da İsmail Köybaşı, güzel çalımlarla içeri girip iyi bir orta açıyor, Ekrem Dağ'ın "fantastik" kafa vuruşu ağlarla buluşuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maça hızlı başlayan ve ilkyarı boyunca hızlı oynayan, zaten maçın da tek hakimi Beşiktaşımızdı. 10. dakikaya gelindiğinde, bu sefer Nihat Kahveci, Quaresma'nın önüne bıraktığı güzel topu "asist ve gole" çeviriyor sonrasında da geçen hafta verdiği sözü yerine getirerek "meşhur" selamını veriyordu. Bu selamı "İnönü"de istiyoruz, okuyorsa benden herkes adına bir istek olsun bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 32. dakika geldiğinde ise Q7 bu sefer Delgado'ya şık bir pas veriyor, Delgado'da Bobo'ya asisti yaparak farkı 3'e çıkarıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlkyarının son dakikalarında ise Quaresma kendinin 2. asistini yaparken, Bobo'ya da 2. golünü attırıyordu. Farkın 4'e çıkması, ilkyarının son düdüğüyle sanki maçı bitiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinciyarı için maçla ilgili yazmaktan çok oyuncularla ilgili yazmak doğru olur diye düşünüyorum. İlkyarının bitiş düdüğü sanki maçı da bitirmişti. Bunda bir sıkıntı yoktu tabi. Zaten kamp yorgunluğu, üstüne "erken" resmi maç, uzaklarda yer alan bir ülkeye gidiş, sıcaktan-soğuğa geçiş, kısacası tüm bu durumlar karşısında hangi takım olsa 4-0 öndeyken işi sıkmazdı. Beşiktaş da sıkmadı zaten. Rölanti ve oyunu kontrol eder haliyle evine dönmeyi bekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarının başında, Schuster'in dün maça başlarken oynayacaklarını açıkladığı "Ferrari-Sivok" ikilisinden Ferrari'yi oyuna alıyor, Sivok'u kenara çekiyordu. "Avrupa Kupalarında" oynayacak ve Zapo-Ferrari ikilisini isteyen takımlar için bu kötü haberdi. Bu durum hepimizin kafalarını karıştırdı aslında. "Kim gitsin?" tahminlerimiz şaştıkça şaşar bir halde hala. Gün geçtikçe de bu belirsizlik en çok kafa kurcalayan konu haline gelmiş durum da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Saha içine dönersek. Maçta "gidebilecek" denilen Delgado en çok dikkat edilen isimdi belki. Olumlu değildi pek malesef. Gerçi, Delgado'nun "durup durup" bir pas veya bir hareketle iş bitiren bir özelliği var ve bunu asist yaparak gösterdi maçta. Olumlu "eh işte" idi. Zamana ihtiyacı var, o yüzden yüklenmek istemiyorum pek. Ama Beşiktaş'ın O'na ayıracak ne kadar zamanı olur, orası muamma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Onur Bayramoğlu'nu da görme fırsatı bulduk Vikingur karşısında. "Ürkek oynadı" dersek yanılmayız. Bozüyükspor'dan Beşiktaş gibi bir camia ya gelmek, hemde bir anda gelmek büyük başarı. Kötü olsa gelemezdi. Ben iyi şeyler bekliyorum, daha çok erken. Heyecanlı olması da çok normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Uğur İnceman'da bu maçta bile vasat kalıyor. Geldiği günden beri vasatı aşamadı Uğur. Artık ya toparlanmalı, kenardan da olsa iyi katkı vermeli ya da yeni arayışlara girme Schuster.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Quaresma'yı abartmadan övelim ve uyaralım... Top ayağına geldiği zaman adete topla bütünleşiyor. Birbirlerini seviyorlar, belli. Yapamayacağı birşey yok sahada. Çok şeyler başarması bekleniliyor, başaracakta. Ama bu "sinir" durumuna hakim olması şart. En azından biraz frenlemeli. Malum ligimiz "psikopat" dolu!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Nihat Kahveci'yi çok özelemişiz. Geçen sezon sonu gösterdiği "eski gün pırıltıları" yavaş yavaş "parlamaya" dönüşüyor. Yakında "Güneşinden" kaçınması gerekilecek hale gelecektir, inanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: BOBO... &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Aslında arada kaldım Bobo'yu seçerken. Nihat'ta çok başarılıydı. Maçın genelinden çok "ilkyarı"ya göre bu yorumları yapıyoruz başarı konusunda. Bobo'da dinlenenlerdendi ikinci yarı. Ama ilkyarıda attığı 2 gol işi bitirdi. Forvet arayışlar var, geldiği günden beri hep gönderilmek istenildi. Ama gelgelelim "Avrupa Kupalarında" Beşiktaş'ın "En golcü" 2. oyuncusu oldu. Bu sene 1. olması içinse 4 golü kaldı sadece. Bunu başarabilecek kapasitede. Ama "bu maçlık" olduğunu düşündüğüm "laubali" vuruşları bir kenara bırakmalı, uyarı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Çok fazla önemsenecek bir takım değildi Vikingur. Beşiktaş "Froe Pikniğini" yaptı memlekete dönüyor. Haftaya Çek Cumhuriyeti'nde ki maça bakıyor artık. Lige az kaldı, kupada yola devam, rakip "güçlü ya da zayıf", iyi başlarsan iyi gidersin. Böyle devam KARTALIM...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TEisLnZ9I4I/AAAAAAAAALw/L9oxcb1LBVs/s1600/_1_100722224909.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="283" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TEisLnZ9I4I/AAAAAAAAALw/L9oxcb1LBVs/s400/_1_100722224909.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-5411264238804701522?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/5411264238804701522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/faroe-adalarnda-piknik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/5411264238804701522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/5411264238804701522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/faroe-adalarnda-piknik.html' title='Faroe Adalarında Piknik...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TEisLnZ9I4I/AAAAAAAAALw/L9oxcb1LBVs/s72-c/_1_100722224909.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2473224260566548687</id><published>2010-07-15T13:24:00.000-07:00</published><updated>2010-07-15T13:24:59.440-07:00</updated><title type='text'>Beşiktaş'tan "3 Taş"...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk özel maç, ilk heyecan. İlkler güzeldir. Hele o ilk Beşiktaş'ın galibiyetiyse daha bir güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç daha başlamadan Quaresma'nın "ilk maç öncesi" 3'lüsü ile taraftar coşmaya başlamıştı. Zaten "Var mı daha çok bağıran?" dercesine 68.dakika da Guiness'i göreve çağırıp, "Yunus" katliamına gönderme yaparak, sosyal mesajı da herzaman ki gibi es geçmiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın daha başında "neyin ne olacağı" belli gibiydi zaten. Bu takım defans filan düşünmez. Hele Schuster hiç ama hiç düşünmez. 11'e bakmak bunu anlamaya yeter de artar bile. Hazırlık maçlarına oranla, hem daha baskılı, hem daha iştahlı başladı Beşiktaş maça. Zaten maç boyunca sürekli şut atıp, sürekli golü düşündü Beşiktaş. 19 dakika "GOL!" çığlığını düşleyen taraftar, "Beşiktaş'ın Çocuğu" Nihat Kahveci ile bu çığlığı atıyordu doyasıya. Sağ kanattan gelişen atakta, Delgado, Tabata'ya çok güzel bir arapas atıyor, sonrasında Tabata "istenilen" işlerden birini yapıp, güzel orta açıyor ve Nihat "çok usta" bir kafa vuruşuyla Beşiktaşımızı öne geçiriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beşiktaş maçın sürekli üstün tarafıydı. Aksini beklemekte ne mümkündür zaten. Çok çok alt klansman takımı olan Vikingur maç boyunca "2" pozisyona yakın atak geliştirebildi. Onları da defans engelledi. Daha 22. dakika da "9 korner" kullanıp, "%74'e % 26'lık" bir topla oynama istatistiği yakalamıştı Beşiktaş. Zaten bu durum karşısında Vikingur kalecisi ilkyarının 1-0 bittiğine sevinir bir ruh halinde soyunma odasına gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarı da ilk yarıdan farklı değildi. 1-0'ı tabii ki kimse yeterli görmüyordu. Ama herkes 2-3-4 olabileceğinin farkındaydı. Kimse o yüzden "Beşiktaş yavaş" veya "Beşiktaş beklenildiği gibi değil" yorumlarına kulak asmasın. Belki dengimiz bir takım değil Vikingur, ama biz de "dengimize" gerektiği gibi, alt seviye takımların da canını yakmayacak şekilde oynarız bu oyunu. Beşiktaşlılık etiği denilen şeydir bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç "tek kale" oynandığı dakikalar da "2. golü" bekleyen taraftar 64. dakika da yine Nihat Kahveci ile golü buluyordu. Maçta ki ikinci "arapasını" atan Delgado, O'un pasıyla buluşan Erhan ve "klasik" şutlarından biriyle topu ağlara yollayan bir Nihat vardı golün içinde. Bu golle "soru işaretleri" beliren taraftar varsa o işaretler siliniyor ve taraftar şov başlıyordu. Vikingur oyuncularının bile izlediği, bildiğimiz "Büyük Beşiktaş Taraftarının" şovu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 76. dakika da "elle müdahale" kararıyla Quaresma topun başına geçiyor ama topu üstten auta atıyordu. Taraftar gönlünü aldı ya kaçırması hiç mühim gelmedi kimseye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aynı Quaresma birkaç dakika sonra "bir sağda bir solda" göründüğü maçta, bu sefer sol kanattan "nefis" bir orta açıyor, daha sonra Nobre'e kendisine indirilen topu affetmiyor ve maçın skoruna imza atıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beşiktaş'ın eksik yönleri de var tabi. Mesela "duran top" ve en önemlisi "korner" sıkıntısı tam gaz devam ediyor. 24 kornerden bir tek Ernst'in kaçırdığı pozisyon akılda kalanlardan biriydi mesela. Bunu aşmak lazım. Belki bu sıkıntıyı aşmanın ve "daha bol gol" atmanın anahtarı da "iyi bir" santrafordan geçecek gibi gözüküyor. Bu ikisi olursa biz daha çok şov izleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beşiktaş, Vikingur'a "3 Taş" atıp kafasını yardı. O yarık kapanmaz artık. Aralanan kapıdan da Beşiktaş geçer ve yarın (16 Temmuz Cuma) belirlenecek rakibini beklemeye koyulur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Nihat Kahveci... Geçen seneyi ben hatırlamak istemiyorum. Farzedelim ki Nihat İspanya'da oynadı. Özlediğimiz Nihat bu dedirtti hepimize. Sahada ki varlığını Quaresma bile kabulleniyor, saygı duyuyor. Attığı iki gol "turu getiren" goller oldu belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir tek Nihat değil tabi. Q7 hepimize heyecan verdi. Çok iş yapacak çok... Hop oturup, hop kalkacağız bu sezon hazırlıklı olur. Öyle fazla "rahat" koltukta almayın TV karşısın da izleyecek olanlar. Oturmaya fırsat bulamayacaksınız çünkü. Stad da zaten oturan yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tabata'da bu maçın adamlarından biri oldu. Çok çok istekli. Gaziantep'te yakından takip edenler bile "bu o Tabata'dan iyi" demiştir bu maç için. Kalacak gibi. Hatta kalmakla yetinmeyerek Schuster'in bankolarından olacak gibi. Daha da iyiye gitsin Tabata, istenilen bu O'ndan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beşiktaş iyi bir yolda. Bu yol çok uzun ve engebeli. Engelleri aşması herkesin elinde. Takım, yönetim, yaraftar, teknik kadro bir olursa "Güzel Günler Göreceğiz" ve başarılara yelken açacağız...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2473224260566548687?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2473224260566548687/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/besiktastan-3-tas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2473224260566548687'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2473224260566548687'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/besiktastan-3-tas.html' title='Beşiktaş&apos;tan &quot;3 Taş&quot;...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2732836742265255453</id><published>2010-07-03T14:08:00.000-07:00</published><updated>2010-07-03T14:08:39.094-07:00</updated><title type='text'>İkinci Yarı Final; İspanya-Almanya...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İki tane "çok güzel" maç izletti bize bu yarı finalistler. Aslında "çeyrek finaller" gerçekten çok güzeldi bizler için. Her maç zevkli, her maç heyecanlı ve her maç "ilginç" olaylara sahne oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Almanya-Arjantin:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Almanya-Arjantin herkesin merak ettiği "öncelikli" çeyrek final eşleşmesiydi. Gerçekten de merakımızı giderdi. Arjantin "bütün zayıf" yönlerini sahaya koydu ve resmen "bomba" patladı. Almanya ise ilk günden bu güne taşıdığı "leziz" futbolu yine sahaya yansıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç daha "CE" demişken Müller'in golü geldi. Almanya öyle güzel oynuyor ki izlerken "4köşe" oluyorum. Herşey var adamlarda. Akıl, fikir, taktik, teknik, kondisyon, mücadele, gol, pozisyon... ne ararsanız! Mesut takımın lideri konumunda. Bu genç yaşında Alman Milli Takımının liderliği herkese nasip olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hele bir Türk'e baya bir zor. Artık "niye bizi seçmedi" yi geçtim. Biz de kendi "Mesut"larımızı çıkaralım! Yetenek "çatır çatır" yetişmiyor, bulunmuyor. Bunu bulmak ve yetiştirmek Hiddink'in görevi artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Mesut'un "futbol zekası"nı tek bir pozisyonla anlatacağım. Bu ne bir gol, ne bir asist. Bu maçta golü yoktu zaten ama asisti ve saha içinde oyunu yönlendirmesi yine müthişti. Bir pozisyonda 2-0 önde iken aldığı topu, dönüp gidebilecekken geriye oynadı. Hem vakitten kazandı hem de sıkışan oyunu açtı. Bunu inanın her oyuncu yapmaz. O pozisyonda, ileriye gidebilecekken hem de dönüp geriye oynamaz. Gerçekten çok akıllıca bir hareketti o an için. Top kaybı çok tehlikeli olabilirdi çünkü ve Arjantin umutlanabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarı Arjantin "Messi"nin sırtında gitmeye çalıştı bir yerlere ama 68'de ve 89'da Klose, 74'te Friedrich skora götüren gollerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Arjantin'de Higuain'in "kötü" oynadığını hep söyledim Hat-rick yaptığı maçta bile eleştirmiştim. Messi'yi eleştirmiyorum. Çünkü Maradona ondan daha kötüydü. Sahada ki Maradona "vasat"tı belki, ama "kenardaki Maradona" daha beter bir durumdaydı. Efsane oyuncular, teknik direktörlükte çoğu zaman başarısız oluyor. Özellikle son yıllarda çıkanlar. Hagi, Maradona vs.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Arjantin bir başka bahara bıraktı final umutlarını. Almanya ise "yapamazlar, edemezler" denilen yolda ilerlemeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İspanya-Paraguay:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;Mutlak favori İspanya, "belki" Paraguay'dı. Ama hiç öyle olmadı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarısı gerçekten "vasat" denilebilecek bir mücadele oldu. Paraguay "önce durdur, sonra buluruz bişiler" felsefesiyle oynuyordu. Gerçektende "durdurup" çok güzel " pozisyonu" değerlendiremediler. İilk yarının özeti de buydu aslında. Paraguay kaçtı, İspanya kovaladı ama sonuç 0-0'dı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarı ise bambaşkaydı. Çeyrek finallerde dediğimiz gibi herşey vardı. "Penaltılar" erken başladı bu maçta. Arka arkaya 3 penaltı atışı izledik. Önce, Paraguay "sanal alemin baba penaltıcılarından" ve gerçkete de "iyi" penaltıcı olan Cardozo ile değerlendiremedi. Daha sonrasında ise İspanya penaltı kazanan taraftı. "İyi bilrdik" dediğimiz Xabi Alonso topun başında, Villar kalede ve "1 İspanya oyuncusunun bacağı" ceza sahası içinde idi. Hakem ilk penaltıyı "gol" olmasına rağmen saymadı. Daha sonrasında Alonso'nun vuruşunu Villar çıkarıyor, sonrasında ki penaltıyı hakem es geçiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç uzatmalara gidecek diye beklerken "turnuvanın yıldızlarından" Villa sahneye çıkıyor ve 83. dakika da golünü atıp takımını yarı finale yolluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gerçekten unutulmaz şeyler yaşıyoruz bu turnuva. "Maç kazandıran el, kaçan penaltılar, kartlar..." say say bitmez. Bu gece de öyle bir maç izletti bize İspanya ve Paraguay. Paraguay, elemelerde ki formundan uzaktı bu turnuva da. Cardozo-Valdez ve Santa Cruz'dan daha iyi bir form beklerdim açıkçası. Ama bu bile onların "en büyük" başarısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya çok önemli bir mevkiye ulaştı, Paraguay ise daha sonra ki yıllara bakmak zorunda, bunun içinde çabaları gerekecek gibi gözüküyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yarı Final Eşleşmesi;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;İspanya-Almanya: &lt;/b&gt;Buyurun 2008'in rövanşına... Bizi eleyen ve İspanya'ya malup olan Almanlar bu sefer daha iddialı! Genç ve enerjik takım çok başka oynuyor. İspanya ise "kaldığı yerde" sayıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Almanya, rakibini çok kolay bozabilecek kadroya sahip. "Makine" düzeninde oynamaları ise en büyük avantajları. Hem de İspanya gibi "pas pas pas pas" yapıp, öyle boşa döndürmüyor topu. Her pasları değerli, her pasları başarılı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya ise forvet konusunda avantajlı. Villa çok formda. Torres'te es kaza toparlanırsa Almanya defansı çok zorlanır. Biraz daha dikine oynamaları gerek bu maçta ve yine kanatları kullanmalılar. Kanatları kullanamazlarsa Almanların ortasahasını geçmeleri çok ama çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Almanların en büyük kayıbı Müller. Benim çok şey beklediğim oyuncu, beklentilerimin üstünde ve çok iyi bir turnuva geçiriyor. &amp;nbsp;O'nun eksikliği çok ama çok zorlayacak. Bununla beraber defansta zorlanabilirler, yukarıda da bahsettim, burada ortasahanın vereceği katkı çok önemli bir hal alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Avrupa Şampiyonasının tekrarımı olacak, yoksa Almanlar mı alacak? Benim tahminim Almanlardan yana. Ama ispanya bu, şakaya gelmez!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-mxKihqXI/AAAAAAAAALo/LExydJ-wQVw/s1600/_2_100703222730.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-mxKihqXI/AAAAAAAAALo/LExydJ-wQVw/s400/_2_100703222730.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2732836742265255453?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2732836742265255453/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/ikinci-yar-final-ispanya-almanya.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2732836742265255453'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2732836742265255453'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/ikinci-yar-final-ispanya-almanya.html' title='İkinci Yarı Final; İspanya-Almanya...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-mxKihqXI/AAAAAAAAALo/LExydJ-wQVw/s72-c/_2_100703222730.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3566705758292727805</id><published>2010-07-03T13:13:00.000-07:00</published><updated>2010-07-03T13:13:22.321-07:00</updated><title type='text'>Uruguay-Hollanda, İlk Yarı Final...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hollanda-Brezilya maçını ayrıca değerlendirmiştim. Uruguay-Gana maçını ise bu yazı da değerlendirmek gibi bir karar aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Önce O maça bir değinelim, sonra eşleşmeye geçelim. Uruguay-Gana maçı "ortada" gördüğümüz maçlardandı. Uruguay, "etkili" ikilisi Suarez-Forlan, Gana ise "güç" faktörü ve "gençlik" ateşinin avantajıyla sahadaydı. İlk başlarda Uruguay daha bir etkili oynadı. Bir 15 dakika gerçekten çok bunalttılar Gana'yı. Ancak Gana, o dakikadan sonra toparladın. Oyunun hakimi ve kontrolörü oldular. Maç gerçekten çok tempoluydu. Aksini söyleyenlere karşı çıkarım. Sürekli şutlar, sürekli hızlı oynama isteği ve mücadele vardı saha da. İlk yarı da Gana üstünlüğünü "45+2" de Sulley Muntari nefis bir golle süslüyor, ve Uruguay'ı sıkıntılı yolluyordu soyunma odasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Soyunma odasından pek farklı dönmemişti Uruguay. Gana da aynı şekilde. Yine üstün taraf Gana'ydı. Ama işte turnuva başında beri dikkat çektiğim "50.-55." dakikalar arasında Uruguay frikik buluyor ve Forlan bunu affetmiyordu. 2 gol içinde "Jabulani" diyebilirsiniz. Pek katıldığım birşey olmaz bu durum. İlk gol de Muntari hangi topla vurursa vursun o top girerdi. İkinci golde ise Kingson'ın müthiş bir "yer tutma" hatası vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;İkinci yarı daha sonra Gana'nın kontrolünde ve rölanti tempoda gitti. Uzatmalara giden maçta da pek bir "aksiyon" olmadı. Yanlış olmasın, mücadele ve hız "10 numara" idi. Ama "gol" pek yoktu. Zaten yorgunluktan sonra git gide iki takımda "uzak şutlara" yöneldi. Tabi atılan goller de bunda etkin rol oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın sonu ve penaltılar ise "Dünya Kupası Tarihinin" en trajik sonlarından birine sahne oldu. Kupa da parlayan yıldızlardan olan ve şuana kadar 2 penaltı golü bulunan Asamoah Gyan, "ısrarla" girmek istemeyen topun, Luis Suarez'in "Tanrı'nın Eli" filmini yeniden ekrana koyması sonucu penaltı noktasına dikiyor ve "Altın Gol" beklerken "Üst direk" nişanlanıyordu. İşte "Hollanda-Brezilya" maçında 1 golle değişen psikoloji, bu maç da penaltılara yansıyordu. Uruguay o moralle penaltıları kazanıp, yarı finalin yolunu tutuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Eşleşmeye dönelim şimdi de. İki takımda da çok önemli eksikler var. Hollanda cephesinde; De Jong ve Van Der Wiel, Uruguay cephesinde; Fucile ve Suarez yok. Kuşkusuz Uruguay'ın daha önemli oyuncuları eksik. İki takım da yıllar sonra buraya kadar geldiler. İkisi de "final"i çok isteyecek kuşkusuz. Ama tüm yönleriyle Hollanda ağır basıyor. 2 eksiğinin de yerini doldurabilirler, ayrıca Luganıo'da oynayamayacak Uruguay'da. Zaten "iyi" ileri uca sahip Hollanda'nın işini bu biraz daha kolaylaştırıyor. Uruguay'da Forlan artık yalnız. Hep "birbiri ile ayrılmaz, ayrılırsa faydalı olmaz" diye düşündüğüm Suarez'le bu maçta ayrı kalacaklar. Bu durum nasıl bir sonuç doğuracak merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hollanda benim de favorim. Turnuva da "bıkkın" oynasalarda, bir anda yükselen moralleri Brezilya'yı geçmelerini sağladı. Bu dakikadan sonra Uruguay'ın işi çok zor. 30 yıl sonra çıktıkları yarı finalle yetinmek zorunda kalacaklar gibi gözüküyor. Yine de spor "yürek işi". Aslan yürekli Hollanda mı? Yoksa 30 yıllık hasretin ateşini söndüren "Uruguay" mı? 6 Temmuz da bunun cevabını alıp, ilk finalisti göreceğiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-Z2uv9ocI/AAAAAAAAALg/zfa-_0Gj6Kg/s1600/fft11_mf1063265.Jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="275" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-Z2uv9ocI/AAAAAAAAALg/zfa-_0Gj6Kg/s400/fft11_mf1063265.Jpeg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3566705758292727805?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3566705758292727805/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/uruguay-hollanda-ilk-yar-final.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3566705758292727805'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3566705758292727805'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/uruguay-hollanda-ilk-yar-final.html' title='Uruguay-Hollanda, İlk Yarı Final...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC-Z2uv9ocI/AAAAAAAAALg/zfa-_0Gj6Kg/s72-c/fft11_mf1063265.Jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-653709688548192988</id><published>2010-07-02T10:00:00.000-07:00</published><updated>2010-07-02T10:00:24.417-07:00</updated><title type='text'>Ruh Hallerinin Değişimi...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hollanda-Brezilya maçı için çoğunluğun görüşü Brezilya'nın maçı alacağı yönündeydi. Bende görüntüleri ve "istekleri" nedeniyle bu görüşteydim. Ama işte maç anında şartlar o kadar çok değişiyor, o kadar çok ruh halinden ruh haline geçiliyordu, "ruhen sağlam" olan maçı alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın henüz başında Brezilya golü buldu. 10. dakikada Robinho, Ooijer'in hatasından topu Hollanda kalesine gönderdi. O dakikaya kadar ve ondan sonra da Brezilya üstün ve istediğini yapan görüntüsündeydi sahada. Hollanda, turnuva başından beri söylediğimiz, soğuk, sakin, hissiz futbolunu, gol yemesine ve geride olmasına rağmen sürdürüyor, pek birşeyler yapmıyordu. İlk yarıda pek akılda kalıcı pozisyonlarıda yoktu. Brezilya ise farkı açabilecek 1-2 şans bulmuş ve kullanamamıştı. Onlarda heralde Hollanda'nın önceki maçlarda oynadığı "pasif" görüntüsüne aldanmışlardı ilk yarı da. Hollanda ise "erken" yediği ve kötü başladığı maçın psikolojisindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarıya Hollanda tamamen farklı bir görüntüde başladı. Biraz daha hızlanmışlardı ve daha etkili olmaya çabalıyorlardı. Brezilya bu çabaya "o dakikalar"da karşılık verebiliyordu. Dakikalar 53'ü gösterirken, Brezilya'nın sol, Hollanda'nın sağ kanadından, Sneijder tarafından kullanılan serbest vuruşu, "bence" arkadaşı olmasına rağmen "hatalı çıkış" yapan Julio Cesar ve kalecisinin çıktığını farkedemeyen Felipe Melo, el birliğiyle kendi kalelerine golü atıyor ve beraberliği sağlıyorlardı. Bu golden 15 dakika sonra içimden "75'e kadar golü atan alır, yoksa uzar" diye geçirirken Hollanda golü buluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Brezilya ilk golü yedikten sonra o kadar afallamıştı ki gözlerime, gözlüklerime, hiçbirşeyime inanamadım. Mental olarak bu kadar sıkıntılı maç yaşamamışlardı hiç. Hollanda'nın da böyle maçı olmamıştı aslına bakarsanız. Ama Hollanda için bahsettiğimiz "ileri ucu iyi", Brezilya için bahsettiğimiz "defansı iyi" tabiri bu maçta, "bir doğru, bir yanlış" olarak gerçekleşti. Hollanda, özellikle 2. golden ve "takımının Neron"u Felipe Melo'nun atılmasından sonra bulduğu açıklarla ileride çok iyi oynadılar. Gol yapamadılar, farkı açamadılari bunu bir irdelemelerinde fayda var! Elia hamlesini yapmaması açıkçası bneim eleştirim bu nokta da. Hepimizin sonradan girip, oyuna kattığı enerjiyi sevdiğimiz Elia, bu maçta parıl parıl parlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İşleyen taraf böyle idi, peki işlemeyen? Brezilya'nın en sevdiğim yönü, iki kanat beki(Bastos tam bek olmasa da hep bek oynadı) Bastos ve Maicon'du. Bu ikiliden Maicon, beklenenin altında ama çokta kötü sayılmayacak bir performans gösterdi. Bastos ise felaketti. Maç içinde herkes "Robben ezberlendi, Robben hep aynı" gibi yorumlarda bulundu. Aslına bakarsanız "aynı" Robben, daha ilk dakikadan itibaren Bastos'u o kadar bozdu ki sinirleri oynadı çocuğun. Mücadelelerde, ya dirsek, ya ittirme, veyahut çekme kullandı hep. Eğer biraz daha oyunda kalsaydı Brezilya maçı 9 kişi tamamlardı. Robben zaten sakatlıktan bu turnuvada çıktı. Buna birde karşıdaki oyuncunun sert oynaması eklenince baya bir süre afalladı. Bastos çıktıktan sonra çok rahatladı. Zaten rakibin 10 kişi olması ve önde olmanın rahatlığıyla Hollanda maçıda aldı götürdü ve 98'in rövanşını da böylelikle almış oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Hollanda): &lt;/b&gt;Wesley Sneijder... İlk golün "asist"ini Melo'ya yaptı, ikinci golüde "buna kafa derler, kafa!" diyerek kendisi attı. Takımının buralara gelmesinde ki en önemli oyuncu Sneijder. Robben'in yokluğunda tek başına liderdi, bahsettiğim "ego" olayınıda bir tarafa atıp Robben'le liderliği paylaşarak rahatladı. Takımının bundan sonraki Tur ve belki de finalde ki en önemli kozu yine O olacak. Robben ve Sneijder takımın hem lider hem de ateşliyici güçleri. Tek yapmaları gereken ateşi yakmak, gerisi gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Brezilya): &lt;/b&gt;Felipe Melo... Buraya bu turnuvada, takımını bu kadar bariz yakan kimseyi yazmamışımdır daha önce. Tam tersi bir skor da Ooijer'in ismi olacaktı, belirtmeden geçmeyelim(sonradan toparladı ama iş işten geçmiş olaiblirdi). Kendi kalesine golünü attı, "asist" niteliğinde birşeyler yaptı ve kendini attırmayı da başardı. Hollanda forması giyse "maçın yıldızı" kımında yerini alırdı benim tarafımdan. Takımının elenmesini ve kendisini büyük buhranlara atacak işler yaptı. Ne diyelim, geçmiş olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Brezilya artık 2014'e "evinde" şampiyonluk için hazırlıklara başlayacak. Bu iş Dunga ile olmaz. Yoksa "dangır, dungur" elenirsiniz, kimse anlamaz ne olduğunu. Herşeye itiraz eden bir hoca görünümündeydi bu maçta ve oyuncularını çok fazla gerdi. Az dikkat edenler demek istediğimi anlayacaktır. Kulübeye vurmalar, hakeme çömkürmeler, hem de çoğu "haklı" ve "doğru" kararlar da. Takımını en başta yakan O idi ve "Takımını Yakan Hocalar" kervanına, Domanech ve Capello'dan sonra O eklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hollanda yoluna devam ediyor. İkinci yarıdaki Hollanda'yı istiyoruz biz. Hem de rakip 11 kişiyken. Pasif Portakal hiç tat vermiyor, böyle oldumu izlerken ağzımız sulanıyor....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC4bIEhpHlI/AAAAAAAAALY/_OUvtNvVleY/s1600/_9_100702185319.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC4bIEhpHlI/AAAAAAAAALY/_OUvtNvVleY/s400/_9_100702185319.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-653709688548192988?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/653709688548192988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/ruh-hallerinin-degisimi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/653709688548192988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/653709688548192988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/07/ruh-hallerinin-degisimi.html' title='Ruh Hallerinin Değişimi...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TC4bIEhpHlI/AAAAAAAAALY/_OUvtNvVleY/s72-c/_9_100702185319.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-515316456378243004</id><published>2010-06-29T13:58:00.000-07:00</published><updated>2010-06-29T13:58:57.930-07:00</updated><title type='text'>Son 2 Çeyrek Final Mücadelesi</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Artık kupaya, 1 takım için 3 maç kaldı. 3 maçıda kazanan takım o "Altın" kupaya ve "Dünya'nın En İyi Milli Takımı" olma şerefine erişecek. Çeyrek Final için belli olan son 2 eşleşme de belli oldu. Bu eşleşmeleri ve son oynadıkları maçlardaki performanslarını da değerlendirme vakti geldi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;HOLLANDA-BREZİLYA:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Büyük favorilerden ikisi çeyrek finalde karşı karşıya. Paraguay, Gana, Uruguay gibi "daha aşşağıda bitirebilecek" takımlardan, en az 1'inin yarı finalde olacağı düşünülürse, hangisi elense üzüleceğiz bu iki takımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hollanda, o bildiğimiz, sevdiğimi, "gönüllerin şampiyonu" oldukları futboldan çok uzakta bu turnuva. Başından beri tekrarlıyoruz bunu. Bu durum anlaşılan o ki "gönüllerin" değil "kupanın" şampiyonu olmak için oluşan bir durum. İstekli gözükmeselerde kazanmak için gerekeni uyguluyorlar. Aslında öyle bir çeyrek final oynadılar ki son dakika da penaltıyı gole çeviren Vittek, 2 pozisyon tüm dikkatini kullansa sahadan yenik ayrılmaları kuvvetle muhtemeldi. Robben, tamamında oynamasada, oynadığı sürede çok faydalıydı. Attığı gol kontrolü ele alma açısından büyük fayda sağladı Hollanda'ya. Brezilya önünde en büyük koz o olacak. O'nun gelmesi çok önemliydi Hollanda için. İki Şampiyonlar Ligi finali oynayan oyuncusu neler yaparsa, Hollanda o kadar yol gidecek. Brezilya maçında çok dikkatli olmalılar. Özellikle kanatlarda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Brezilya, zor geçebileceği düşünülen Şili maçını çok rahat kazandı. Ben Şili'yi ve Bielsa'yı çok beğenenlerdenim. Hem oynadıkları hiçbir maçı çirkinleştirmediler, İspanya'ya karşı bile açık oynadılar ki şans olsa maçıda alabilirlerdi. Ama Şili'nin şansı tutmuyor Brezilya'ya karşı. Elemelerde "müthiş" performans gösteren Şili, Brezilya'ya karşı iki maçıda kaybetmiş, hem de birini çeyrek finalde olduğu gibi 3-0, diğerini 4-2! Gelebilecek en ters takımdı Brezilya onları için, Brezilya içinde "İspanya'yı" düşününce en iyi takımdı o gruptan. Bildikleri, "farklı" yendikleri Şili iyi rakipti onlar için. Rahatta oynadılar. Brezilya "ilerisi" sorunlu ama "gerisi" turnuvanın en iyisi. Hele başında beri hasta olduğum o geri ikilisi. Maçta, şutlara bakınca Şili çok az bir farkla geride. 2-0 iken 2-2'ye getirme şanslarıda geçmişti ellerine. Ama karşıda ki takım Brezilya. Sen atamıyorsan 3'ü yemeye mahkumsun. Maçın Yıldızı ve noktalayanı Robinho bu "3." golü tabelaya yazmayı başardı ve çeyrek finalde rakiplerinin yanına konuşlandı Brezilya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Peşin peşin söyleyelim, Brezilya favorisi maçın. Bende Brezilya'nın Hollanda'yı geçeceğini düşünenlerdenim. Nedenlerine gelirsek. Robben tam sağlığında değil. 3-5 gün bu "tam verimli Robben"i görmemiz için yeterli mi bilemiyoruz. Bununla beraber Sneijder çok küçümsüyor turnuvayı. Biraz sahadaki hal ve davranışlarından bunu görebilirsiniz. Hollanda'nın defansı şuana kadar beni şaşırtıyor. Fena gelmediler buraya kadar. Ama Şili'de hemen hemen böyleydi. "Formsuz" dediğimiz Brezilya forveti neler yaptı Şili'ye gördük. Van Persie'de çok etkili gözükmüyor. Zaten Hollanda'yı izleyene bir "uyku hali" çökebilir. Gerçekten sıkıncı oynuyorlar. Brezilya ise bildiğimizden, "diziliş" olarak değişik, "tat verme" açısından bildiğimiz gibi... Hep bahsettiğim kanatlar Robben'e ve diğer oyunculara çok sıkıntı yaratabilir. Maicon-Bastos çok iyiler. Üstüne basa basa her maç söylüyorum, "başrolde" değillerse "görünmeyen kahramanlar" bu ikili. Dikkatli izleyenler beni anlıyorlardı. Juan'da kimseye geçit vermez bir görünümde. Lucio hiçbir zaman sırıtmaz. Ramires- Gilberto Silva'da iyiler. Kısacası "ortasaha ve defans 10 numara". Luis Fabiano-Kaka ve Robinho ya kupayı getirecek, ya Brezilya'yı evine götürecek. Bunları bekleyip göreceğiz, ama Brezilya'nın şakası yok! Evine hem "ev sahibi" hem "şampiyon" olarak gitmek istiyor 2014 için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCpZUZTuxJI/AAAAAAAAALI/IJ5_0Ltg5BI/s1600/_4_100628215152.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCpZUZTuxJI/AAAAAAAAALI/IJ5_0Ltg5BI/s400/_4_100628215152.jpg" width="303" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;PARAGUAY-İSPANYA:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;Son belli olan eşleşmeye gelirsek... Son Avrupa Şampiyonu, elemelerden bugüne iyi işler yapmış Paraguay'la karşı karşıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Paraguay, Japonya karşısında çok zorlandı. Hatta bana sorarsanız maç Japonların hakkıydı! Adamlara üzülüyorum artık. İlk gruptan evlenrinde çıktılar, bizimkiler "tek attı" eledi. Şimdi yine çıktılar, bu seferde penaltılarla evlerine döndüler. "Kırmızı-Beyaz" giyen takımlardan çekiyor ne çekiyorsa Japonlar(!) Paraguay ise, bir türlü "Santa Cruz-Cardozo" ikilisinden beklenen verimi &amp;nbsp;alamıyor. Çok önemli bu ikili onlar için, bunu üstelemeye gerek yok. Ama bu formda, İspanya'ya karşıda böyle oynarlarsa vay onların haline. İspanya "eski" İspanya değil, ama Paraguay'da "beklediğimiz" Paraguay değil. Canlanmaları şart. Özellikle "şişirme" hemde "bilmeden" şişirme yapmaları çok kötü bir durum onlar için. Topu "kanatlardan" taşıyıp öyle cezasahasına yollamayı "kısa sürede" nasıl öğreneceklerse öğrenip, yapmaları lazım. En azından "Puyol"un "boy" dez avantajını, avantaja çevirebilirler bu şekilde. Hoş onlarında defans göbeği "Okubo"ya bile çok güzel kafa vurma şansları tanıdı! İşleri zor gözüküyor belki ama beklenilen oyuncular, beklenilen performansları gösterirse herşey olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya çok çok önemli bir engeli geride bıraktı. Yine sahne David Villa'nındı tabii ki... Sahadaki açık ara en iyi oyuncu oydu. İspanya da o bildiğimiz oyunundan uzak. Hep söylüyorum, İsviçre çözdü onları. Bu çözülmeden dolayı Del Bosque, karşıdaki rakibe göre "fantastik" şeyler deniyor. Bugünde ortasahanın göbeği çok boş kalıyordu. Özellikle geri dönüşlerinde takımın, Ronaldo'nun etkinliğini de azaltmak adına bir kişi eksik oynuyordu mutlaka. Xabi Alonso, çokça yalnızları oynar bir görünümdeydi. Ronaldo'nun maç içinde "şutları" eleştirildi çok. Bu özellik O'nun "Messi"den en üstün özelliğin. Messi uzaktan şu pek atmıyor, atamıyor. Ronaldo bunu ön plana çıkarmak istedi maç içinde. İşe yaramadı orası ayrı! Zaten kendisi "Dünya Kupasında şansımız yok" diyerek buraya gelmişti. Hakettiğini buldu sanki? Sonra toparlamaya çalıştı o sözünü ama anlayan anlamıştı çoktan... İspanya "bildiğimiz" oyunuyla Paraguay'a da takılabilir. Yine değişik şeyler yapması gerektiği aşikar olan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya'nın avantajları "say say bitmez" nitelikte. Villa muhteşem formda. Attığı gollerler "site" hatta "residence" olacak bu hızla. Eduardo'yu "geçilmez" kılacaktık artık ama Villa izin vermedi. En büyük koz kesinlikle yine O olacak. Xabi Alonso'nun yardıma çok ihtiyacı var. Bunu karşılamalı Del Bosque. Paraguay'da söyledik "Santa Cruz- Cardozo" iyi oynamalı diye. Ama yetmez! Valdez ve özellikle "ortasaha" çok çabalamalı. İspanya'ya çok "pas" imkanı tanırlarsa çok zor işleri. İspanya Navas'ı kullanabileceği bir maça çıkıyor. Paraguay'ın kanatları zayıf. Torres'i "uçta" yanında Villa ile oynatıp. kanat akınlarına önem vermeli. Ayrıca "pres" yaparlarsa maç başında 15-20 dakika da maçı çözebilirler. Paraguay ayağında ne kadar top tutarsa o kadar iyi, çünkü "İsviçre" gibi güvenebilecekleri bir defansları olduğuna inanmıyorum ben. İspanya yarı finale çok yakın, sürpriz "bu tatsız" turnuvaya tat katar, orası ayrı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCpeXB8Y4EI/AAAAAAAAALQ/2zMJ9aI1Szk/s1600/_7_100629222847.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCpeXB8Y4EI/AAAAAAAAALQ/2zMJ9aI1Szk/s400/_7_100629222847.jpg" width="271" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-515316456378243004?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/515316456378243004/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/son-2-ceyrek-final-mucadelesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/515316456378243004'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/515316456378243004'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/son-2-ceyrek-final-mucadelesi.html' title='Son 2 Çeyrek Final Mücadelesi'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCpZUZTuxJI/AAAAAAAAALI/IJ5_0Ltg5BI/s72-c/_4_100628215152.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-4608845439405891939</id><published>2010-06-27T14:33:00.000-07:00</published><updated>2010-06-27T14:33:37.920-07:00</updated><title type='text'>Rosetti Damga Vurur, Arjantin Yürüye Durur.</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Günün 2. çeyrek finalistini ve Almanya'nın rakibin belirleyecek maçta Arjantin-Meksika karşı karşıyaydı. Arjantin'in çok rahat geçmesini bekleyenler ve "Arjantin elensin" diye dua edenlerin Meksika galibiyeti dilediği maçtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç ilk 8-10 dakikadan sonra birden vites arttırdı. 2'den 5'e çıkınca Rosetti'nin "vites kutusu" arıza yaptı! Tabi birde "yan hakemin" çok güzel beklediği yer var. Gole gelicez ama o dakikaya kadar ki Meksika'nın oyunu enfesti. "Messi-Meksika" arasında maç geçiyor, Salcido çok güzel vuruyor direkten geri geliyor, hemen 1 dakika sonrasında Guardado'nun vuruşu az bir farkla dışarı çıkıyordu. Bu pozisyondan sonrada Arjantin bulduğu pozisyonu değerlendiremiyordu. Sonrası mı? Fırtına orada kopuyor ve maç belkide orada sona eriyordu. Ne fena ki bugün iki maçıda "hakem hatası" kopardı. Bariz ofsayt pozisyonda Tevez topu ağlara yolluyor,Meksika takımı ailecek yan hakeme koşuyor, onlara Rosetti katılıyor, sonrasında Arjantinliler "iptal" kararı çıktı düşüncesiyle "çakalca" gol diye itiraza koşuyordu. Hakeme Arjantin daha inandırıcı geldiğindenmidir, yoksa "kafasını" kaldırıp, hadi maçta geçtim koskoca "DEV" ekranda görüntüyü göremeyecek kadar kör olduğundanmıdır nedir, bilemeyeceğimiz bir sebeple golü veriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk golün şokunu atlatmaya çalışan Meksika mücadeleyi tekrar dengeleyecekken Higuain bu sefer sahneye çıkıyor ve Osorio'nun hatasını affetmiyor ve 2-0 Arjantin'i öne geçiriyordu. Doğrusu Meksika çok şanssızdı bu maçta. Attıkları şutlar olsun, hakemlerin "şeşbeş"liği olsun, hepsi biraraya gelince elenmelerinin yolu açıldı. Ben Meksika'nın böyle mücadele edeceğini ve Messi'nin bir-iki oyunuyla maçı açabileceğini düşünüyordum maç başında. Rosetti "Messivari" bir hareketle çok rahatlattı Arjantin adına maçı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarının 2-0 sona ermesinden sonra Meksika yine kontrolü ele almaya çalışırken bu sefer Tevez ortaya çıktı ve 3-0 yaptı maçı. Almanya maçında da yazmıştım "51. dakika" ve o sıralar "ya gol ya da "müthiş" pozisyonlardan oluşan anları beraberinde getiriyordu. Bu sefer "enfes" bir golü beraberinde getirdi. Tevez'e aşşağıda değineceğim ama "Bu gol nasıl bir goldü" diyor insan izledikçe. Açıkçası, maç anında çok sevinemedim gole. Meksika'nın böyle kaybetmesini biraz içerledim. Bu noktadan sonra "hakem faciası" ile maç kaybetmek 10 kat fazla koyar insana, takıma, ülkeye... Ama sonrasında her izlediğimde "gol" diye ayağa kalkasım geliyor. Kupanın en güzel golü seçilebilir, yazın kenara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 3-0'dan sonra bu sefer "gol yemeden" Meksika etkin olmayı başararak Salcido-Hernandez'le önemli şutları kaçırıyordu. Hernandez "o araya" bir tane sıkıştırıp maçın skorunu da ilan etmiş oluyordu. Meksika "turnuva takımı" imajına devam edecektir. Yeni monte edilen parçaları genç. Hem de takımı sürükleyen gençler. 2 eksiği var gördüğüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Defans: Kesinlikle iyi "2" defans oyuncusu çıkarmalılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Santrafor: Forvet pozisyonunda sıkıntıları var. Hernandez "tam" santrafor gibi gelmiyor izleyene. Blanco-Franco'nun durumu ortada. Bunu aşmaları lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu 2 şıkkı aşarlarsa kısa sürede "favoriler" arasına girerler Dünya Kupasında. Gold Cup'ta da Copa America'da da hep favoriler arasındalar zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Arjantin): &lt;/b&gt;Carlos Tevez... Turnuvanın başında beri "eleştiri" oklarının "dart tahtası" olmuştu Tevez. Kendi adıma söylemem gerekirse "iyi" götürüyordu işi. Ben açıkcası Higuain'den turnuva başından beri daha iyi buluyorum Tevez'i. Higuain'in yerine Milito oynasa "daha çok gol" atar Arjantin eminim. Tevez'in sorunu, performansını 90 dakikaya yayamamaktı. Bugün 90 olmasada, zaten maçın 60'ta bittiğini düşünürsek 60 dakikaya yaydı. Attığı, "1'i ofsayttan" 2 gol vardı. 2.si ilkini affettirir nitelikteydi. Ama ben beklerdim "gol" değil diyebilecek karakteri göstermesini Tevez'in...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Meksika): &lt;/b&gt;Carlos Salcido... Maçta en çok öne çıkan, sürekli "aha gol" dedirten, ama bir türlü ağlarla buluşmayan şutları çıkaran. Atakları sürükleyen oyuncusuydu Meksika'nın. Bir çoğumuzun "Ah bizim takımda olsa" deiyerek kulüp takımında göremeyi dilediği oyuncuydu Salcido. Meksika "kötü", Salcido "iyi" nokta koydu kendi adına. Keşke şutlarından 1-2'si girseydi daha da methetseydik kendisini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Rosetti'nin ve "kör" yardımcısının damga vurduğu maçta Arjantin "final yolunda" bir adım daha attı, Meksika "Orta Amerika'nın, Orta direk ülkesinin" yolunu tuttu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ALMANYA-ARJANTİN: &lt;/b&gt;Çeyrek finalde "belki de" finalistin belirlenebileceği bir eşleşme. Bunda herkes hemfikir. Oraları düşünmeden bu eşleşmeyi değerlendirecek olursak. Almanya "takır takır" oynayarak geldi buralara. Arjantin "takır takır" değil ama "yenilmeden" geldi. Almanya yenildiğinde bile "çok iyi" oynamıştı Sırp maçında hatırlarsanız. Arjantin ise "kötü" oynadığı maçlarda "yıldız faktörü" nedeniyle götürdü işi. Karşılıklı avantajları var. Bir kere "iki farklı tarzda" yıldız var eşleşmede. Messi gibi bu yaşta "efsane" olmuş "Sahadaki Maradona" bir taraftar, diğer tarafta "Türk" Alman Mesut Özil var. İkisinin de oyunu çok önemli. Birinden biri kötü oynadımı takım aksıyor. Tevez-Müller, Higuain-Klose, Podolski-Di Maria'da "diğer" etken adamlar maç için. Defans konusunda Arjantin üstün. Almanya deneyimsiz, Arjantin çok deneyimli isimlerle kurulu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Almanlar ise "teknik direktör" konusunda biraz avantajlı gibi. "Kenardaki Maradona" biraz fantastik şeyler yapabilir. Bu tutmazsa kötü olur. Löw ise "tam bir Milli Takım hocası" oldu Almanya başında. Hamlelerini kusursuz yapıyor. İngiltere'yi nasıl ezberlettiğini hepimiz izledik. Maç belki "malum gol" verilmediğinden koptu gibi ama o dakikaya kadar İngilizlerin "atak olsun", "defans olsun" hepsini ezberletmişti. Yine bunu yapacağına kuşku yok. Kısacası "taktik" Löw, "motivasyon" Maradona karşı karşıya olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCfDmVl-n6I/AAAAAAAAALA/LPl_rdlhQlk/s1600/_4_100627234150.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCfDmVl-n6I/AAAAAAAAALA/LPl_rdlhQlk/s400/_4_100627234150.jpg" width="327" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-4608845439405891939?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/4608845439405891939/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/rosetti-damga-vurur-arjantin-yuruye.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4608845439405891939'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4608845439405891939'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/rosetti-damga-vurur-arjantin-yuruye.html' title='Rosetti Damga Vurur, Arjantin Yürüye Durur.'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCfDmVl-n6I/AAAAAAAAALA/LPl_rdlhQlk/s72-c/_4_100627234150.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6667872137014141681</id><published>2010-06-27T11:20:00.000-07:00</published><updated>2010-06-27T11:20:33.799-07:00</updated><title type='text'>Futbol Londra'ya, Kazanan Cape Town'a...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci turun "en çok" beklenen maçıydı. Sürekli karşı karşıya getirilen, Brezilya-Arjantin mücadelesinden sonra belki de en büyük mücadeledir olması istenilen. Grubunu "lider" bitiren Almanya, 2. İngiltere'yle karşı karşıyaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Almanya rahattı maçın başında, İngiltere ise stres altında olduğunu belli ediyordu. 20 dakika boyunca Almanya'yı üstündü ve o dakika da golü buldu Almanlar. İngiltere'nin "en zayıf" ikilisi "Upson-James", "çok güzel" bir hatayla Klose'nin topu ağlara yollamasına sebep oluyordu. Bu dakikadan sonra İngiltere biraz moral bozukluğu yaşamaya başladı. Zaten kötü başladıkları maçta 1-0 geriye düşmüşlerdi. Çok geçmeden toparlandılar ve 30.dakikadan sonra resmen "fırtına koptu". 32. dakikada Podolski farkı 2'ye çıkaran golü atıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Almanlar, İngiltere'yi o kadar güzel çözmüşlerdi ki her yerde üstündüler rakibe karşı. Defanstaki kademe hatalarını, "zayıf" nitelikteki oyuncuları, nasıl hucüm ettiklerini, boş bıraktıkları alanları, hepsini hesap etmişlerdi. Bu "hesap-kitap" Almanya'nın maç boyunca çok işine yaradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İngilizler ikinci golün şokunu 1.den erken atlattılar. Çok geçmedende farkı 1'e indirmeyi başardılar. O dakikalarda İngilizler, topu kenarlara yollayan, ortalarla etkili olmaya çalışan bir görünümdeydi. Tam bu oyunu oturtmuşken "ilk golün kahramanı" Upson", kendini affetirircesine bir gol atıyordu. Bu güzel kafa vuruşu farkı 1'e indirirken İngiltere'nin ümitleri yeşeriyordu. Almanlar o sıralar "kaçırdıklarına" çok yanmışlardır sanırım. Onları atmış olsalar "maç sonucunu" ilk yarıda yakalayabilirlerdi çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 2-1'den sonraki olaya gelelim şimdide... Lampard, çok güzel bir vuruşla üst direkten "kale çizgisinin gerisine" ulaşan çok güzel bir vuruş yapıyordu. "GOL" diye havalanan İngilizlerle hakem aynı görüşe sahip değildi. Devam kararı veren hakem, "66" sonrası yeni bir "hakem faciası" yapıyordu. Yan hakeme dikkat etmişsinizdir maçı izlediyseniz. Çok rahat görebileceği bir noktadaydı. Benim golden sonra ilk aklıma gelen "6 hakem" muhabbetiydi. UEFA denedi bunu. Şimdi ne yapacağını bilemez bir halde onlarda. Diğer bir alternatif öneride hemen arkasından geldi. "VİDEO" uygulaması bu fikir. Birçok sporda kullanılıyor. Bizler en çok NBA'den biliyoruz. "Son saniye" basketleri veya tam karar veremedikleri kararlarda kullanılıyor. Belli kuralları var tabi ama tam bilgi için benimde incelemem lazım. Ama "en azından" bu "çizgi geçme" olayı için verilmeli bu karar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ortalık karıştıktan sonra biten ilk yarının ardından İngiltere toparlanmış olarak sahaya döndü. Daha derli toplu başladılar ikinci yarıya. Bu turnuvada dikkatimi çeken "51. dakika" pozisyonlarına Lampard'ta eklendi. Attığı şut direkte patladı. Direkler O'na bu maç düşmandı belli etti. İkinci yarı 67. dakikaya kadar, karşılıklı ataklar, şutlar ve mücadele ile geçti. Ama "O" dakika geldiğinde Almanya "işi bitiren" vuruşu yaptı. Enfes bir pas organizasyonu ve atakla "turnuvanın yıldız adayları" arasında gösterdiğim Müller golü atarak Almanları 3-1 öne geçirdi. "İngiltere belki bir umut golü bulur" diye düşünenler, (düşünmekte haklıydılar, o dakikaya kadar İngilizler daha istekli görünüyordu ikinci yarıda) çok değil 3 dakika sonra Müllerin 2, takımının 4. golü, Mesut Özil'in asistiyle geliyordu ve maç aslında 70'te sona eriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Almanlar baştan sonra daha üstün taraftı kuşkusuz. Zaten grup maçlarında çok farklıydı oyunları diğer takımladan. Löw, gerçekten güzel takım kurmuş. Genç oyuncularla çok iyi işler yapıyorlar. Böyle devam ederlerse "beklenmeyeni" gerçekleştirebilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Almanya): &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Thomas Müller... İsime takılmayın, Mueller ya da Müller ne farkeder? Ama oyuna kattığı şeyler "çokça" farkediliyor. Beni "üzmeyen"lerden oldu şuana kadarki formuyla. Zaten çıkışı sezon içinde yapmıştı. Van Gaal, O'na çok güvendi. Finalde bile oynattı. Löw'de bu güvenin ışığını gördü ve hep 11'inde değerlendirdi. Bundan sonra da böyle devam edecektir. Alman Milli Takımının önemli parçalarından olarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(İngiltere): &lt;/b&gt;Frank Lampard... Bu sene O'nu "kupa kaldırırken" görmeye çok alışmıştık halbuki. Chelsea ile Premier Lig'in tozunu attılar. Ama Dünya Kupasında, Capello'nun "başarısız" yönetimi ve takımın genel formsuzluğu Londra yollarına düşmelerine sebep oldu. Maçta "başarılı" ender isimlerdne oldu Lampard. Bleki "golü" sayılsa "yıldız" da olacaktı. Direkten dönen topu, çabası, motive olmuş görüntüsü bir tek O'nu ön plana taşıdı İngiltere'de. Ama "tek oyuncu" yetmiyor bu seviyede hele ki karşıdaki takım "Almanya" ise...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci çeyrek final eşleşmesinin "ilk" takımı Almanya oldu. Cape Town yolunu tutan Almanlar, Londra'nın yolunu tutan haliyle İngilizler oldu. Almanlar böyle güzel oynamaya devam ederse herkesi "ters köşe" yapabilirler. Denildiği gibi; "Futbolu 22 kişi oynar, Almanlar kazanır.".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCeVvZMyhEI/AAAAAAAAAK4/AZ13rYZnwpQ/s1600/fft1mm1054471.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCeVvZMyhEI/AAAAAAAAAK4/AZ13rYZnwpQ/s400/fft1mm1054471.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6667872137014141681?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6667872137014141681/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/futbol-londraya-kazanan-cape-towna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6667872137014141681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6667872137014141681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/futbol-londraya-kazanan-cape-towna.html' title='Futbol Londra&apos;ya, Kazanan Cape Town&apos;a...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCeVvZMyhEI/AAAAAAAAAK4/AZ13rYZnwpQ/s72-c/fft1mm1054471.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-8011779170874474314</id><published>2010-06-26T14:50:00.000-07:00</published><updated>2010-06-26T14:56:45.793-07:00</updated><title type='text'>Ve İki Heyecan Verici Takımdan Biri Kalır...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Dünya Kupası geneline bakınca "az" kuru, "az" tatsız bir kupa geçiyor gibi. Öyleki ABD-Gana maçınında ilkyarısı biraz zevksizdi. Ama bu iki takım en güzel renkleri katanlar arasında. Mücadeleleri, attıkları goller, heyecanlı oyunları, herşeyleriyle daha ilerisini bile hakediyorlar. Ama bu iki heyecan verici takımdan biri evine dönmek zorunda kaldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça hızlı giren Gana'ydı. Zaten ABD turnuva boyunca "geriden gelen" görüntüsünü hiç bozmadı. Yine çok geçmeden geriye de düştü. Daha 5. dakikada Kevin Prince Boateng topu ağlara yolladı. Bu dakikadan sonra devre boyunca kontrol Gana Milli Takımındaydı. ABD, kısır atakları ve "pres" yapmayı pek becerememesinden, üstüne biraz "çırpınır" gibi oynamayı ekleyince ilk yarı da başka gol olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarı da bambaşka bir futbol vardı sahada. Devre arasında akıllardan geçen "ABD'nin oyunu istemesi" düşüncesi bire bir sahadaydı. İkinci yarının ilk dakikasından itibaren hakimiyeti eline aldı Amerika. Donovan önderliğinde,"yardımcıları" dediğim Dempsey ve Altidore ile Gana defansını zorlamaya başladılar. Dempsey, bir önceki pozisyonda "Altın Portakal"lık oynamış, bir sonraki pozisyonda ise "haklı" bir pozisyonla penaltıyı takımına kazandırmıştı. Topun başına da Donovan'dan başkası geçemezdi heralde. Bu düşüncenin hakkını verdi ve skoru eşitledi. Bu dakikadan sonra yine ABD maçta üstün taraftı. Ama 1-1 olana kadarki etkisi yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın sonuda oyundan beklendiği gibi geldi ve uzatmalara gidildi. Daha "he" demişken uzatmalarda Asamoah Gyan, "gücünü" kullanarak golü yapmayı bildi. Gana için bu "güçlü" söylemimi ilk Sırbistan maçından bu yana kullanıyorum. "Bitiriciklik" konusunda hala "eh işte"ler. Zaten maçla ilgili düşüncemde "bu durumu kim aşacak, karşısındaki engelide o aşacak" şeklindeydi. Biraz daha başarılı olan Gana oldu. Bir dipnotta Gana'nın ilkkez penaltıdan gol yemesiydi. Şuana kadar 2 penaltı golü vardı Gyan'la Gana'nın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Uzatmalarda gelen golden sonra ABD ikinci yarıdaki gücünü kullanamadı. Zaten buraya kadar "son anlardaki" güç patlamalarıyla gelen ABD mazotu bitirdi... Gana ise "güç" konusunda en iyilerden. Genç olmaları bunu daha bir avantaj kılıyor onlar için. "Şampiyon" oyunculara sahip bir takımlar. Zaten "gençleri" takip edenlerde Gana'nın bu çıkışını sürpriz görmez. Eğer sakatlıklar veya "egolar" olmazsa ileride "Afrika'dan" "süper" bir takım izleyebiliriz. &amp;nbsp;Şuan bneim saydığım 7 tane "üst düzey" olacak oyuncuları var. O günleri izlemek için sabırsızlanıyorum şimdiden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Gana): &lt;/b&gt;Richard Kingson... Öylesine kritik kurtarışlar yaptı, öylesine başarılı bir maç çıkarttı ki alkışlamamak elde değil. Kalede daha az iyi bir kaleci olsa şuanda ABD'yi değerlendirecektik belki de yarı final için. Deneyimli kalecinin belkide kariyer gecelerinden biriydi. O'nunla birlikte yıldız olarak yazılacak üç isim daha var aslında. K.P Boateng, Asamoah Gyan ve Andre Ayew... Hepsi çok başarılıydılar. Bu zamana kadar da öyle geldiler. Bundan sonraki performansları kaderlerini belirleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(ABD): &lt;/b&gt;Clint Dempsey... Zaten "3'lü" den biri O idi. Çok çalıştı, penaltı yaptırdı. Uzatmaların son anlarında bulduğu vuruşu defans önlemese belkide "kahraman" olacaktı. Elinden geleni yaptılar takım olarak. Uzatmalara kalmaları "fizik" olarak çok düşürdü tüm takımı. Dempsey'de takımla birlikte son anlarda etkisiz kaldı. ABD adına ve kendi adına çok güzel bir sezon geçirdi. UEFA finali, Dünya Kupasında ikinci tur. Daha ne olsun? Kutlamak gerek Dempsey'i...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gana "devam", ABD "tamam" diyen taraf oldu bu maçta. İlk yarısı sıkıcı, ikinci yarısı çok heyecanlı, uzatmaları "iki takım adınada tehlikeli" olan maçta canı yanan da ABD oldu. Bizlere güzel "anlar" yaşattığı için ABD Milli Takımına teşekkürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;GANA-URUGUAY: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Belli olan ilk çeyrek final eşleşmesiyle karşı karşıyayız. Gerçekten zor bir mücadele. "Bundan sonra kolay maç olmaz" klişe cümlesi de buradan geliyor. Gana biraz daha "yorgun" Uruguay'dan. Ayrıca "mental" olarakta rahatlamış olabilirler. Uruguay ise "ortalama" oynadığı bir turu geçerek geldi. Çok istiyorlar daha da ilerlemeyi, gözlerine bakmak yeter bunu anlamak için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Birbirlerine karşı bariz üstün oldukları bir durum yok. İkiside güçlü, ikiside istekli, ikiside savaşçı. "Yıldız" konusunda Uruguay bir adım önde. "Ortasaha" uyumu ve çalışkanlığı konusunda da Gana önde. Turnuvaya damga vuran iki genç yıldız karşı karşıya. "Asamoah Gyan-Luis Suarez"! Suarez, sezon içinde patlamayı yapmış, burada pekiştiriyor. Gyan'sa burada esas patlamayı yaptı. Şimdi kimin daha iyi olacağı yönünde. Farklı tarzda iki oyuncuda. Suarez, pres yapan, son vuruşları iyi, golde attıran bir oyuncu. Gyan, son vuruşlarda az kötü, hava toplarına iyi çıkan(boydan çok "timing"de çok başarılı), karşıdaki "5 metrelik" adam olsa boğuşmadan kaçınmayacak, yerine göre arkası dönük oynayabilen nitelikte. Özelliklerini kim iyi kullanacak merak ettiğim nokta bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Birde "Forlan" faktörü var. Kore karşısında "pasif" kalsada iyi işler çıkara biliyor. K.P Boateng'in durumu rol oynayacak faktörlerden. Cavani Uruguay, Andre Ayew'de Gana adına sürpriz çıkış yapabilecek iki isim. Kalecilere de bir bakaçak olursak, bir tarafta "tecrübeli" Kingson, diğer tarafta Muslera. İkiside formdalar. Çok denk bir maç izletcekler bize. Uruguay favori konumunda. Ama sürpriz kaçınılmaz, Gana herşeyi yapabilecek nitelikte...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCZ1_nAo8gI/AAAAAAAAAKw/B6s1gRbTP8k/s1600/_2_100626235145.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCZ1_nAo8gI/AAAAAAAAAKw/B6s1gRbTP8k/s400/_2_100626235145.jpg" width="342" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-8011779170874474314?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/8011779170874474314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ve-iki-heyecan-verici-takmdan-biri-kalr.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/8011779170874474314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/8011779170874474314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ve-iki-heyecan-verici-takmdan-biri-kalr.html' title='Ve İki Heyecan Verici Takımdan Biri Kalır...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCZ1_nAo8gI/AAAAAAAAAKw/B6s1gRbTP8k/s72-c/_2_100626235145.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-758793176533855571</id><published>2010-06-26T09:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-26T10:17:22.320-07:00</updated><title type='text'>İlk Finalist, İlk Şanssız...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Artık "ölüm-kalım" maçları oynanıyor. Ne bir telafi, ne bir geri dönüş var bu noktadan sonra. İlk maçtada A Grubu Lideri Uruguay ve B Grubu ikincisi Güney Kore'yi izledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın başı gayet tempolu başladı. Daha 5. dakikada Güney Kore, Chu Young Park'ın nefis frikiği direkten dışarı gidiyordu. Maçın hızlı başlamasıyla çokta geç sayılmayacak hızda bir gol geliyordu 3 dakika sonra. 8. dakikada Uruguay'ın "star" ikilisinden Suarez, kalecinin hatası ve güzel bitirşiyle Uruguay'ı öne geçiriyordu. Hem de bu gol Kore'nin oyuna üstünlüğünü yansıttığı dakikalarda geliyor ve ayrı bir önem oluşturuyordu. Golden sonra uzun süre Uruguay oyuna hakim bir şekilde oynuyor, Güney Kore kendine gelmeye çabalıyordu. Bu dakikalarda Suarez'in "pres" iştahı en çok dikkatimi çeken durumdu. Gerçekten oradan oraya saldırıyor. Başarılı oluyor ya da olmuyor ama bu özelliğini hiç kaybetmezse Dünya'daki sayılı "pres yapan forvetler" arasına girecektir. Bu özelliğinin üstüne gitmesi gerektiğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Dakika 22'den sonra Güney Kore toparlandı ve üstünlüğü eline geçirdi. Gerçekten de o dakikadan itibaren tam bir "takım oyunu" ortaya koydu Güney Kore. Aynı etkinliği ikinci yarıda da sürdürdü. Uruguay ortasahasının belki Lampardları, Pirloları, Mascheranoları yok, ama gerçekten iyi iş yapıyorlar isteyince. Bu maçta da iyiydiler uzunca bir süre ama sonra çok kötü düşüş yaşadılar. Devamlılık sağlamalılar mutlaka. Güney Kore ikinci yarıya iyi başladı dedik, takım oyunundan da bahsetti. Takım oyununu en iyi oynayanlardan oldular bu turnuvada. Chu Young Park ve Chung Young Lee az kabiliyetli olsa maçı alırlardı. Uruguay'ın goller dışında çok fazla akılda kalan "net" diyebileceğimiz pozisyonu hatırlamıyorum. Hatırlayanlar da kusruma bakmasın artık. Hızlı başladığı devrenin tam ortasında golüde buldu Güney Kore. Lugano ve Muslera'nın anlaşmazlığını iyi değerlendiren Chung Young Lee beraberliği getiriyordu 68. dakikada. Bu dakikanın hemen arkasından aynı oyuncu çok çok net pozisyondan faydalanamıyor ve o an "bence" maçın anı oluyordu. O golü atsa Uruguay maçtan kopacaktı çünkü. Bu pozisyondan 10 dakika sonra Maçın yıldızı Luis Suarez golünü yapıyordu. Maça da o anda nokta konuldu resmen.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Uruguay): &lt;/b&gt;Luis Suarez... Benim bu turnuvada "en çok merak ettiklerim" arasındaydı. Hollanda liginin tozunu atmış, bizde bile sürekli transfer gündeminde yer almış Suarez için "er meydanı" şimdi belli olacaktı. Güvenenlerin güvenini boşa çıkarmadı. Gerçekten her maç iyi oynadı şu ana kadar. "Vasat" Fransa maçında bile "eh işte" oynaması iyiydi O'nun adına. 2 çok güzel vuruşla(özellikle ikincisi "direkli" gollerin en güzellerinden olacak orası kesin) takımına Çeyrek finali getirdi. Forlan'ın ortalarda gözükmediği bir maçta çok iyi oynadı. Pres "iştahından" bahsettim yukarıda. O'nun yanına bir kişi daha bulsa Uruguay daha da rahatlar. Artık bir "yıldız adayı" değil Suarez. Galaksiye çoktan katıldı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Güney Kore): &lt;/b&gt;Chu Young Park... Aslında onu C.Y Lee'den ayırt etmek çok büyük ayıp olur. İkisi de "hem iyi" "hem kötü" oldular bu maçta. İleri uçta çok etkiliydiler. Manu'lu Park'ın, Forlan gibi kötü oynadığı maçta "2. adamlar"ın performansı önemliydi. Bitiriş açısından Uruguay'ın 2. adamı Suarez, Güney Kore'nin 2. adamına tur bindirdi. Park ve Lee atamadıklarını atsalar Güney Kore belkide 2002'yi tekrar yaşatabilirdi ülkelerine. Biraz şans, biraz bu seviye takımlardaki "bitiricilik" sıkıntısı onlarında can sıkıntısı oldu. Yinede takdiri hakettiler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uruguay "az daha kötü" oynadığı maçta Suarez'in üstün başarısıyla "40 yıl sonra" çeyrek final vizesini aldı. Güney Kore ise "vize" ihtiyacı duymadığı ülkesine dönüş biletini aldı. Uruguay'ın eşleşmesini ABD-Gana maçından sonra inceliyeceğiz tabii... Kore'nin elinden giden "2002'yi tekrarlatma şansı" baya bir üzücü onlar için. ABD veya Gana ilede "dişe diş" oynayabilirlerdi çünkü. Çok teşekkürler "güzel formalı" "renkli" takım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCYwPp3kMkI/AAAAAAAAAKo/sHdtrhdR52Q/s1600/_4_100626190600.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="276" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCYwPp3kMkI/AAAAAAAAAKo/sHdtrhdR52Q/s400/_4_100626190600.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-758793176533855571?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/758793176533855571/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/iilk-finalist-ilk-sanssz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/758793176533855571'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/758793176533855571'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/iilk-finalist-ilk-sanssz.html' title='İlk Finalist, İlk Şanssız...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCYwPp3kMkI/AAAAAAAAAKo/sHdtrhdR52Q/s72-c/_4_100626190600.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3468347031266140163</id><published>2010-06-25T14:44:00.000-07:00</published><updated>2010-06-25T14:44:02.770-07:00</updated><title type='text'>Grupların Bitişi "Kötü" Oldu...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Son maç, son güne kadar gerçekten güzeldi. Son anlarda gelen goller, sürpriz tur atlayanlar ve evine dönenler vs. Ama son gün resmen ağzımızın tadını kaçırdı. "Yaptım oldu" kafasında oynadı bütün takımlar. "Diğerlerini" bekleyenler aradıklarını bulamadılar ve evlerine döndüler. Genel grup değerlendirmelerine gelirsek;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;G GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Favorinin önderliğinde, "plase"nin ikinciliğiyle son buldu "sözde" ölüm grubu. Adı sadece ölüm grubu olarak kaldı benim düşünceme göre. Öyle adı gibi maçlar olmadı. Az Brezilya-Fildişi Sahilleri maçı "civcivli" oldu, o kadar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Brezilya büyük favorilerden. Dediğimiz "defansı iyi, ileri ucu çok formsuz"du Brezilya için. Yanıltmadılar aslında... Kuzey Kore'ye 2 gol atabildiler, biri Maicon'dan olmak üzere. İkinci maçta Fildişi'ni "el yordamı" ile 3-1 malup ettiler ve garantilediler. Son maç "liderlik" gider mi diye düşündük ama "sıkıcı" maç sonunda paunı alıp liderliği korudular. Brezilya'nın forvetleri hala formsuz. Fabiano'nun attığı goller kimseyi yanıltmasın. Ama sürekli dikkat çektiğim iki kanat beki formdalar. Kendilerini yormadanda oynadılar iki maçta. Bu ikili ve forvet kilit olmaya devam edecek.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Portekiz'de ise Ronaldo hala "eh işte" oynuyor. Kore maçını söyleyenlerede cevabım ; " Maç kopunca Kore'ye Portekizden adam topla atar 2-3 gol daha" olur... En önemli nokta bu onlar için. Danny çok zarar veriyor farketmeden takıma. En önemli atak anlarında saçmalıyıveiryor. Deco zaten yaşı kemale erenlerden. Satrafor sıkıntısını cümle alem biliyor. Ama geride iyiler Allah için. Zor yiyorlar. Zaten hiç gol yememiş olmalarıda bunun göstergesi. Kaleci sıkıntılarıda yok gibi. Gerçi defanstan O'nu izlemeye pek fırsatımız olduğunu söyleyemeyeceğim. İlk maçta Fildişi ile "diğer maçlara bakarız, ya siz ya biz çıkarız" maçı oynadılar, eh çıktılarda. Kore'yi "bozup" gole boğdular, "beraberlik, bana eyi bana güzel" diyerek ikinciliği aldılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Fildişi, "2010 Hayal Kırıklıkları" tablosuna adını "Altın harflerle" yazdıranlardan. Hiç beklenileni veremediler. İlk maç Drogbasızlık hissedildi. Sonradna girdi ama "çekimser" oynadı sakatlıktan dolayı. İkinci maçta kendi iplerini çektiler. Keita bunun baş aktörüydü. Kaka'yı attırıp, Elano'yu sakatladılar. Müstehaklarını buldular. Onlara güvenenlerdendim, gel gelelim güvendiğimiz dağlara "yağmur" yağdı, Afrika'nın iklimi dolyısıyla sanırım(!) Son maçta aldıkları galibiyette "galibiyet almış olduk" tan öteye geçmedi...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kuzey Kore çoğu kişinin "hiç" tanımadığı ve tanımak için çabalamadığı bir takımdı. Ama buraya gelişleri gerçekten başarılıydı. Aslında ilk maç ve Portekiz maçının ilk yarısı iyiydilerde. Bulduklarını atsalar "noluyoruz ya" dedirtebilirlerdi. Ama Yeni Zelanda'daki direnç onlarda yoktu malesef. 2-1, 7-0 ve 3-0 lık skorlarla "sıkıntılı" ülkeye "sıkıntılı" döndüler.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Brezilya): &lt;/b&gt;Luis Fabiano... Herşeye rağmen gollerini attı. O'nun golleriylede tur geldi. Sadece işin "gol" kısmına bakarsak Elano'da buna en büyük katkıyı sağlayanlardandı. Lider olmasalar burayı alamazlardı belkide ama olmaları bunu sağladı. Fabiano bundan sonra daha dikkatli olmalı. Bulduğunu atan hali devam etmeli, en "santrafo"a yakın o çünkü takımda...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUYrVtlwGI/AAAAAAAAAJo/BP1lqxAXoPM/s1600/_5_100625193736.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUYrVtlwGI/AAAAAAAAAJo/BP1lqxAXoPM/s400/_5_100625193736.jpg" width="308" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;H GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Beklenenin "olmaması" gereken ama "olduğu" grupla karşı karşıya kaldık. Grubun hakimi açık ara Şili idi. Desteklediğim bir takımda ayrıca ama duygusal yaklaşmıyorum inanın... İspanya ise "çözülmüş" oyunuyla bu turu geçti ama bakalım ne kadar ilerleyecek.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; İspanya dedik devam edelim. Bilindik taktiğiyle başlayıp, "kanat"lardan iş yapabileceğini görüp, tekrar "bilindiğe" döndüler. David Villa iyi işler çıkardı. İlk maçta Hitzfeld çok güzel çözdü onları. Yenmek ve "kadro yapısı" uygun olan her takım o şekilde İspanya'yı geçer. "Koşa koş" oynarsanız, basketbo ltemposuna çevirirseniz ve "Bizim" takım gibi bulduğunuzu atamazsanız İspanya sizi yener. Son maçtada bunu yaptılar. Honduras, İsviçre gibi oynamaya çalıştı ama "gerideki" kalitesi İsviçre'ye yaklaşamazdı. Öyle böyle kaptı yine boğalar liderliği...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Şili turnuvaya en çok renk katan 3-4 takımdan biri. Elenseler heralde kahrolurduk, ben bu yazıyı bile yazmayı istemezdim açıkçası. Ama "kötü" senaryo onlar ve biz "taraftarları" adına gerçek olmadı. Bilesa'nın akıllılığı ve Villar'ın golüyle yola devam dediler. Açık futbolu müthiş oynuyorlar. Formdalar ve öylede kalacaklar gibi. İilk maçta ve ikinci maçta 1-0'lık skoru buldular. İleir uçtaki kabiliyetsizler "kuyularını" kazıyordu az kalsın. 1'er go ldaha atmış olsalar daha rahat olacaklardı. Yinede turu geçip önlerin bakma amaçlarına ulaştılar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İsviçre, "oynayabileceği" futbolu harfiyen oynadı. Son maç bir gol atsalar "lider" çıkacaklardı, çıkamadılar. Şimdi "Alplere" dönecekler. Gerçi futbolculardan çok desteklemeye gidenler döner gibi orası ayrı. Kötü değillerdi. İyide olamadılar. Ama İspanya'dan iyi mücadele ettiler. Hem İspanyollarıda yendiler ve yenilmelerinin önünü açtılar. Bu onlar için pozitif birşey olsa gerek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Honduras zayıfıydı bu grubun. Yinede "farklı" kaybetmediler, mücadele ettiler ve puanlarınıda cebe koydular. Takdir edilir bu takım benim tarafımdan herşeye rağmen. "İşimizi bitirdik, milletin işini bozmayalım" demeden İsviçre'yi çok fena bozdular. Daha başarılı turnuvalar geçirirler umarım...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(İspanya): &lt;/b&gt;David Villa... Aslında aşşağıdaki isimden ayırt etmek içimiz sızlatıyor. Sırf lider bitirmeleri O'nu buraya yazmama sebep. İyi bir turnuva geçiriyor. Transfer işini halledip gelmesinden dolayı kafasıda rahat. Mesela Torres'te bu yok. Ayrıca Torres "bilindik" "İspanyol Çirkefliğini" bizlere gösteren oyuncu oldu. Villa'da Honduras maçında göstermişti o halleri unutturmayalım! Sonuçta öyle böyle takımının ilerleyişinin "en önemli" sebebi O oldu. Olmasa İspanya'yı "şişlemeye" çok fazla matador bkeliyordu ülkelerinde...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun "Parlayan" Yıldız Adayı:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;Alexis Sanchez... Parıl parıl parladı hemde. Takımının "bariz" en önemli oyuncusu. Son maç 10 kişi kalmanın sıkıntısını yaşadı. Biraz bu Mesut'un Sırp maçında yaşadığı gibiydi. Ama O'nun için iyi oldu bu birazda. Çıktılar ve "dinlendiler". Alexis Sanchez bu turnuvanın "en iyilerinden" olmak için daha çok çabalamalı ve önündeki bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUezk_J_gI/AAAAAAAAAJ4/XOyYe4tdOhE/s1600/fft1mm1052671.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUezk_J_gI/AAAAAAAAAJ4/XOyYe4tdOhE/s400/fft1mm1052671.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;EŞLEŞMELER:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;İspanya-Portekiz: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Almanya-İngiltere eşleşmesiyle birlikte en "fena" eşleşme olduğu bariz. İki takımda yıldızlara sahip. Favorisi yok bence bu maçın. Anlık hareketler ve "anlık" oyuncular belirleyecek gibi gözüküyor. İki takımda beklenen çizgiye çok yakın değiller. Portekiz "Kuzey Kore"yi farklı geçip, İspanya'da gruptan çıkıp göz boyadı. İspanya "bilindik" dediğim oyuna devam ederse Portekiz, İspanyayı geçer. Ronaldo durursa İspanya Portekizi geçer. Dediğim gibi çok çetin mücadele olacak. Güzel futbola uzak kalabilir ama güzel gol görebiliriz. Dengeli mücadele olacak, ben hakedenin kazanması taraftarıyım ve İspanya'ya nazaran Portekiz daha çok hakederek geldi buraya...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Brezilya-Şili: &lt;/b&gt;Şili'yi tutanlar için tatsız bir notum var kafadan; Grup maçlarında Brezilya, evinde 4-2, deplasmanda 3-0 mağlup etmiş Şili'yi. İşi çok zor Şili'nin bu istatistikle. Ama Dünya Kupaları gruplara benzemez. Yine kendimizle kıyaslarsak "zar zor" gittiğimiz turnuvalarda neler yaptığımız ortada... Şili'de o potansiyel var ve kullanabiliyorlar. Bielsa'da kullandırmayı biliyor hani. Brezilya "defans" konusunda iyi bunu dedik çokça kez. Ama "eh işte" görünen ileri ucu (bu benim düşüncem ve geçmişle kıyaslıyorum, bu sonuca varıyorum) negatife götürüyor onları. Şili son maçta çok cezalı verdi. Ama yerleri dolmayacak oyuncular değildi hiçbiri. "Ana" yapıpdan pek kimse gitmedi. Özellikle ileri uçta. Dinamik bir Şili, "durgun" Brezilya'yı geçebilir. Şili'nin pozitif yanları "açlığı", Brezilya'nın ise "buraları oynayabilmesi". Şili'nin negatif yönü "oyundan kopması", Brezilya'nın "oyuna zor motive olması". Benzer "negatif-pozitiflikler" var görüldüğü üzre. Kimse "Brezilya vurur geçer" veya "Şili alır" diyemez. Ama isteğim Şili'nin geçmesi. Yinede favori favoridir...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUi-bi_PzI/AAAAAAAAAKA/371XO5pxon4/s1600/hitzfeld_zeigt_468345.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="295" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUi-bi_PzI/AAAAAAAAAKA/371XO5pxon4/s400/hitzfeld_zeigt_468345.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3468347031266140163?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3468347031266140163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/gruplarn-bitisi-kotu-oldu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3468347031266140163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3468347031266140163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/gruplarn-bitisi-kotu-oldu.html' title='Grupların Bitişi &quot;Kötü&quot; Oldu...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCUYrVtlwGI/AAAAAAAAAJo/BP1lqxAXoPM/s72-c/_5_100625193736.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-9136484823420689314</id><published>2010-06-24T15:05:00.000-07:00</published><updated>2010-06-24T15:05:43.092-07:00</updated><title type='text'>1 Formalite, 3 "Güzel" Maç...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; E ve F gruplarınında sonuna geldik. Oynanan 4 maçtan 3'ü son dakikalara kadar ne olacağı belli olmayan, Hollanda-Kamerun maçı ise iki takımında "ununu eleyip, eleğini astığı" maçtı. Eşleşmelerde bu sonuçlarla çok güzel oldu. Bunlara gelmeden gruplara dönelim...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;E GRUBU:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Gnünü tamamlayan grupta sürpriz olmadı aslında. Hollanda "beklendiği" gibi ama "beklenilmeyen" oyunuyla grubu lider bitirdi. Onları Japonlar takip etti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Japonları çok merak ediyordum. Çok harmanlanmış bir kadroları olduğunu düşünüyordum. Potansiyelininde farkında olanlardandım. Beni hiç yanıltmadılar. Bir kere yenildiler o da Hollanda'ya. Hemde kaybetmemelerinin muhtemel olduğu maçtı. Bu başarıda Honda "en büyük" pay sahibi. Ama O'na yardım eden çok iyi oyuncular vardı; Tanaka, Endo, Matsui en büyük 3 yardımcıydı. İlk maçta daha Kamerun maçında iyi oynadılar. Kamerun zaten hayal kırıklıkları arasında açık ara. İkinci maçtada dedik zaten "kazanabilecekleri" maçı kaybettiler. Son maçta "enfes"tiler...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Danimarka'nın zaten son maça kalması beni şaşırtmıştı. Kamerun maçında "şans" onlarlaydı. Haksızlık etmeyelim defansta iyi işlerde yaptılar. İlk maçta Hollanda "oynamadan" yendi. Bu maçtaki kötü oyunları ikinci maçta insanları ters köşeye yatırdı. Yenilirler diye düşünenleri baya üzdüler doğrusu. Son maçta 2 frikik golü yediler, ikiside göz kamaştırıcıydı. Danimarka'da yaşlılar gençlerden çok çabaladı, eh o yaşlılarda bi yere kadar taşıyabildi takımı.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Kamerun "Le Guen"in bahtsızlığından mı, yoksa takımın genel kabiliyetsizliğinden mi elendi uzun uzun konuşulur. Ama %50 paya sahip iki durumda. Afrika ülkeleri için "ileri uçta beceriksizller" yazmaktan usandım artık. Görüntü ve "mucize" olmaması durumunda bir tek Gana kaldı bunu yazabileceğimiz artık. Kamerun öyle ya da böyle ileridede buralara gelecek, artık Rigobert Song'u "oyuncu" olarak göremeyeceğiz ama orası kesin. Gerçi bir şekilde "teknik kadro"da yine yer bulur, sembol isimlerden çünkü. Sonuçta Kamerun'da "Kıtasında kalıp, evine döneneler" kervanına katıldı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hollanda ya gelince, bizi hayal kırıklığına uğrattı. Ben mi yanışıyorum, yoksa hem fikirmiyiz bilemem. Ama çoğu kişi böyle düşünüyor. Eski "total futbol" kavramının öncülerinden, gönüllerin şampiyonu, hala internet sitelerinden "Van Basten'lerin, Cruyff'ların" golleri açıp açıp izlediğimiz Hollanda çok "düz" ve sadece sonuca yönelik oynadı. Bu turnuvada onları böyle izlemeye devam edeceğiz, en azından bir maç daha. Robben'in yokluğunda takımın lideri Sneijder'di. "Yıldız" olarak yazabilirdim belki ama yaptığı açıklamalarla Dünya Kupasında "yıldız" olmayı haketmiyor. Takım gibi "öylesine" oynuyor havasında. Danimarka'yı da Japonya'yı da "ittire kaktıra" yendiler. Son maç? Formaliteydi haliyle...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Japonya): &lt;/b&gt;Keisuke Honda... Japonya'nın da grubunda "hakeden" adamıydı. İlk maçtaki golle takımına ilk galibiyeti getirdi, ikinci maçta şanssızlardandı, üçüncü maçta "patladı!". Müthiş bir frikik, inanılmaz bir asist ve turu getiren oyuncu olmak. Honda için "şu kadar bastı" gibi "hız" tabirli cümleler kullanabiliriz belki. Ama esasında "çekici" gibi takımını arkasına taktı ve çekti. Yardımcılarının performansı ve O'nun "iştahı" kesilmediği sürece "sürpriz"lere imza atabileceklerini bizlere gösterdiler. Böyle devam...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun "Parlayan" Yıldız Adayı(Hollanda): &lt;/b&gt;Eljero Elia... Turnuvada "sonradan" girmesine rağmen en çok konuşulan oyuncu oldu. Hollanda'nın maçlarına tat katan isimdi belkide. Hatta "O girsede tat katar belki..." kıvamında düşüncelerle dolu olduk zaman zaman. İlk Danimarka maçında o girmese son 15-20 dakikayı kimse izlemezdi heralde. Afellay'ı ve Van Der Wiel'de O'nun yanına ekleye bileceğimiz "parlak" gençler gibi. Hollanda'nın "deneyimlileri" ve daha üst düzey takımlarda oynayanları tatsızken, gençleri çok başarılıydı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPLR1sbCKI/AAAAAAAAAJQ/FGrSSSuDzJs/s1600/fft1mm1050759.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPLR1sbCKI/AAAAAAAAAJQ/FGrSSSuDzJs/s400/fft1mm1050759.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;F GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"&lt;/b&gt;Beklediğim" sürprizlerden biri yaşandı. Ama beklemediğimiz bir takım bize çok şey öğretti; Yeni Zelanda! Paraguay kendinden bekleneni yaptı, Slovakya'da "potansiyelini" 1 maç ortaya koydu oda yetti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Turnuvanın "2. Büyük Hayal Kırıklığı" ünvanınıda İtalya kaptı... Çok kötüydüler demek az kalıcak belkide onlar için. "Futbol" oynadıkları dakika 15-20 dakika tüm grup maçlarında. Onunda büyük çoğunluğu Slovakya maçındaki "kurtarmaca" dakikalarıydı. İyiki o 3. gol geldide "felaket" İtalya'dan kurtulduk diyenlerdenim. 2006 ve 2010'da "Ah biz olsak tozunu atardık" diyenlerdenimde ayrıca. Düşünün 4 senede neler değişiyor. Koskoca "Dünya Kupası Şampiyonu" ve "Finalist"i "GRUP SONUNCUSU" olarak eleniyor! Azımsanılacak gibi değil. İki takım içinde ilginç bir noktada teknik direktörlerinin takımlarını bırakacak olmalarıydı. Turnuva sonunda. Lippi yerini Cesare Prandelli'ye, Domanech ise Luaren Blanc'a bırak"tı" an itibariyle. İkiside elendi, ikiside "almadıkları" ve "aldıkları" oyuncularla eleştirildi. İtalya'da çok şey değişti. Pepe hariç akılda kalıcı oyun oynayan kimse yoktu. Di Naatale son maç biraz kıpırdananlardandı. Aslında Di Natale birşeyler beklediğim oyuncuydu ama Lippi geç keşfetti. İtalya bu sonucu haketti, Prandelli'nin işi zor gibi, çünkü büyük revizyon gerek...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Elenenlerden başladık öyle gidelim. Yeni Zelanda! "Rugby" ülkesinin "Rugbyci" tipli oyuncularıyla çok şaşırtıcı işler yaptılar. Futbolun, nasıl belli doğrulardan oluştuğunu gösterdiler. Oynama çabalarını izlemek bile keyifliydi benim için. İlk maçta 90'da golü atmaları, İtalya'yı az daha şanslı olsalar yenebilecekleri ve son maçta "yaratıcı" oyuncuları olsa "utanmadan", "sıkılmadan" 3'te3 yapıp çıkadabilirlerdi. Ama "hiç yenilmeden" elendiler. Gerçekten onlar içinde buralarda olmak zordu. Avustralya'nın gölgesinde olmaları, en önde sporun Rugby, arkadan Basketbol olması vs... Yinede çok iyi oynadılar, tat verdiler. O kadar ki formaları bile Rugby takımı kıvamında geldi benim gözüme. &amp;nbsp;Zaten Yeni Zelanda'nın en önemli özelliğide "hangi sporda" olursa olsun "tat katmak" değilmidir? Bunuda layıkıyla yaptılar. Helal Olsun Okyanus ötesindekiler!!!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Lider Paraguay, beklenenden az kötü ama gerekeni yapacak kadar iyi oynayıp lider olarak çıktılar gruptan. Potansiyellerini yansıttıklarına inanmıyorum. Özellikle Cardozo ve Cruz daha sahada "yok gibi"! Onlar toparlanırsa "sürpriz" adaylarından olmakla kalmayıp yapada bilirler o sürprizi. İtalya'yı ellerinden kaçırdırlar, Slovakya'yı geçmeyi bildiler ve "istedikleri" beraberliği "savaşçı" Yeni Zelanda'dan aldılar. Az dinlenip çok iş yapma zamanı geldi onlar içinde...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci Slovakya zaten en çok hakedip gidenlerdnedi. İlk maçta "Yeni Zelanda"yı hafife alanlar(ben dahil) çok ağır eleştirdi. Ama sorun onlarda değilmiş bunu gördük. Paraguay'la dengeli takımlar aslında. Ama Paraguay az daha gayretle geçmişti onları. Esas bombayı son maç patlattılar. İtalya'yı hem yendiler hem elediler. Hamsik-Son maçta Stoch-Sestak ilk maçta olmak üzere "yıldız" olarak öne çıkan Vittek'in "bodyguard"larıydılar. Bitti diye düşünürken dirildiler, şimdi yeniden başlıyor Slovakya için herşey...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Slovakya): &lt;/b&gt;Robert Vittek... Heralde buna en çok Ankaragücü yönetimi seviniyordur. Turnuva başlamadan önce bonservisini almamış olsalar şimdi kimbilir kimler peşindeydi Vittek'in. 4 golden 3 ünü attı, ileride bir santraforun yapması gereken herşeyi yaptı. Top tuttu, oyunu açtı, defansı yıprattı ve attığı gollerle turu getirdi. Artık daha çok dikkat edilecek orası aşikar. O'na güvenen hocasınıda mahçup etmedi ülke insanını mutlu ettiği kadar...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPTYNBsvTI/AAAAAAAAAJY/2Cl8Xc27s4s/s1600/_2_100624183804.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPTYNBsvTI/AAAAAAAAAJY/2Cl8Xc27s4s/s400/_2_100624183804.jpg" width="312" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;EŞLEŞMELER:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Hollanda-Slovakya: &lt;/b&gt;Gerçekten dikkat çekici şeyler olabilir. Eğer Robben yine oynayamazsa Slovakya'nın şansı azımsanmayacak kadar var. Slovakya'da dikkatimi çeken her takıma farklı taktikle çıkıyorlar. Asla belli bir kalıp içinde değiller. Hollanda ise tam zıttı. Ne yaptığı bariz belli durumda. Çözülmeme gibi bir durumları yok. Sneijder şuan lider ve sahadaki hareketlerinden dahi "ego" fışkırıyor. Robben gelip o liderliği alırsa elinden küsebilir. Bu bir tehlike! Ama Robben "sağlıklı" gelirse esas tehlike Slovakya için olur. Hollanda'nın avantajı potansiyelinin daha yüksek olması ve bunu hücumda yansıtmalarının bir anlık bile olsa can yakabileceği. Slovakya'nın avantajı ise "formda" orta saha ve ileri ucu. Sestak'da, Vittek'e bu maçta katılacaktır kuşkum yok. Hollanda'nın dezavantajı "formda hücum" oyuncularunı karşılama konusunda "yetersiz" kalabilecek defansı. Slovakya'nın dezavantajı ise "deneyimsizlik". İyi bir Hollanda, Slovakya'yı "tokatlar". Ama "gruplardaki" Hollanda'ya Slovakya hiçte hoş olmayan bir sürpriz yapabilir...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Paraguay-Japonya: &lt;/b&gt;Paraguay "güzel" oyunla başlayıp "eh işte" ile bitirdi bugün. Yeni Zelanda'dan gereken beraberliği aldılar sadece. Japonya ise her maçında iyiydi. En denk eşleşmelerden biri. İsim isim ve oyuncuların oynadıkları takımlara bakınca Paraguay öne çıkabilir. Ama en başında söylediğim "orta saha" potansiyelini oyununa taşıyan ve Honda'nın "üst düzey" oyunuyla turu atlayan Japonya daha sıcak geliyor bana. Paraguay "paralar" belki ama Japonya "kılıçları" çekmiş gibi gözüküyor. Favorim Japonya...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPWGaZHEaI/AAAAAAAAAJg/OJgzXA5xvMA/s1600/lippi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPWGaZHEaI/AAAAAAAAAJg/OJgzXA5xvMA/s400/lippi.jpg" width="332" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-9136484823420689314?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/9136484823420689314/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/1-formalite-3-guzel-mac.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9136484823420689314'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9136484823420689314'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/1-formalite-3-guzel-mac.html' title='1 Formalite, 3 &quot;Güzel&quot; Maç...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCPLR1sbCKI/AAAAAAAAAJQ/FGrSSSuDzJs/s72-c/fft1mm1050759.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6108974338840254268</id><published>2010-06-23T14:59:00.000-07:00</published><updated>2010-06-23T14:59:41.576-07:00</updated><title type='text'>Favoriler Tur Atlar, Gana-ABD ile Birlikte...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Grup maçlarını dün itibariyle geride bırakmaya başlamıştık, bugünde C ve D gruplarının "birinci, ikinci ve eşleşmeleri" belli oldu. C Grubunu ABD lider, İngiltere ikinci, D Grubunu ise Almanya lider, Gana ikinci tamamladı ve bizi çok ilginç bir tabloyla karşı karşıya bıraktı. Eşleşmelere değinmeden önce grupları bir değerlendirelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;C GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beklendiği gibi tamamlandı grup. Tabii sadece çıkan takımlar olarak. Yoksa "sürpriz sonuçlar", son ana kadar devam eden mücadele ve "son dakikada" herşeyin değişmesi. Baştan sona ilginç bir grup oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İngiltere grubun "büyük" favorisiydi. 2008'i "trajik" bir şekilde kaçırmış olmaları, daha sonra "intikam" niteliğinde Dünya Kupası elemeleri oynamaları, hemde çok iyi oynamaları ve Capello'ya olan güven... Bunlar biraraya gelince Dünya Kupası içinde favori olmalarına yetiyordu. Capello için birşeyler demek istiyorum. Bir hoca takımına nasıl bu kadar uzak olur anlamıyorum. Oyuncuların "ya pozisyonları saçma" ya da "oyuncu tercihleri"... Forvette oyuna alabileceği en kaliteli adam Jermain Defoe...Rooney zaten felaket. Turnuvanın belkide en büyük hayal kırıklığı o şuana kadar. Heskey-Crouch ikilisi bizim ligde oynar. Makukula'dan Crouch'un artısını söyleyin bana, ben size eksilerini sayarım! O'nun dışında, bazı hocaları ben "Milli Takım Hocası" ve "Kulüp Hocası" olarak ikiye ayırıyorum. Capello'da "iyi bir kulüp hocası" bana göre. He "Milli Takım" derseniz "Felipe Scolari" örneğini veririm. İngiltere buna rağmen "şans"lada olsa çıktı. Arka arkaya "vasat" ABD ve Cezayir maçları, son olarakta, o maçlardan farksız bir Slovenya maçı. 3 maçıda kaybedebilirdi ama hiçbirini kaybetmedi. Oynamadan bu kadar yapıyorlarsa oynadıklarında yapacaklarını merak ediyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; İngiltere'ye biraz "uzun" değindik, ama esas uzun konuşulmayı hakeden ABD. İnce ince, yavaş yavaş ve çalışarak yukarılara tırmanıyorlar. Turnuva düzenlemek, süreklilik sağlamak, gruptan çıkmak derken nerelere gidecekler bakalım. Bu turnuvanın, çoğumuza göre "Türkiye'si" ABD. 2000'de, 2002'de, 2008'de kattığımız rengi onlar bu turnuvaya katıyorlar. "Ne yaptılar ki?" diyene "Daha ne yapsınlar?" derim. 2-0'dan 2-2'ye maç getirdiler, kesmedi, "90+1" de gol atıp, tur atladılar. Çok başarılılar şuana kadar. İkinci turu aşşağıda değerlendiricez ama bize güzel maçlar izletecekleri kesin. "Yıldız"ı da aşşğıda okuyacaksınız ama şu 2 oyuncuya bir çift laf etmek istiyorum; Dempsey ve Altidore... Az becerikli olun, hayır olamazsanız işiniz çok zor, Donovan hep sizi kurtaramaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Elenenler" ise haketti! Neden haketti? Cezayir'le başlayalım. İlk maçta "felaket" bir gol yediler. Artık "Jabulani'nin oyunu" mu dersiniz, yoksa kaleci hatasımı bilemem. Ama "kötü" maçta yedikleri o gol "daha kötü" yaptı onlar için Slovenya maçını. İkinci maçta rakip İngiltere idi... He "görüntü" itibariyle ama. Formaları çıkar "Çatkapı Milli Takımı" forması giydir, yedirirdin. Cezayir maçın hakimiydi. Ama Yebda, Ziani ve diğerleri o kadar beceriksizdiler ki "1-0 olsun bizim olsun" bile diyemediler maçta. Son maçtada "Donovan'ın adaleti" ortaya çıktı. Kafa kafaya oynadıkları maçta, özellikle Yebda'nın, uzaklardan, dağlara taşlara "yankı yaptıran" şutları yaktı. Bulduklarını kaçırdılar, ABD'de farklı değildi orası ayrı tabi, onlarda çok kaçırdı, ama işte her turnuva bir takım "heyecan verici" olacak, yoksa tadı çıkmıyor. Herkes İtalya olsa yanarız vesselam... Öyle böyle Cezayir elendi. Onları "küçümseyenlere" birkaç şey söylemiştim. "Afirka Şampiyonu" Mısır'ı eleyip geldiler(ortam fenaydı hatırlarsınız), hazırlık maçlarında kötü değillerdi ve gerçekten "takım" olgusuna sahiptiler. Ama tipir "Afrika takımı" sorunu "bitiricilik" yakalarını bırakmadı ve elendiler. Bir daha ki turnuvalarada renk katacaklardır, ama az gol atmayı öğrenmeliler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Diğer elenen" Slovenya'da kendisini bitirenlerden. İlk maç "Allah" deyip vurdun, golünü attın, maçı aldın. İkinci maç 2-0'dan 2-2'ye maç getirdin, hadi oda tamam, son maç o bulduklarını at be arkadaş. Çok acayip pozisyonları harcadılar. Baş rollerde bu turnuvada "yıldız"ları görünen Birsa ve Novakoviç vardı. Buraya gelmeleri zaten müthişti, Hiddink'in Rusya'sını elediler (azıcık bizim Millilere çalıştılar), grubada iyi başladılar, maç ne kadar kötü olsada. Ama her güzel anın bir sonu vardır, onlar birazcık erken uyandılar. Ama daha çok genç kadroları ve daha çok turnuvada başarılı olabilirler. Artık "Slovenya" dikkat edilecek bir takım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Amerika Birleşik Devletleri): &lt;/b&gt;Landon Donovan... Başka birini yazanı "yıldız" olarak döverler... Bir oyuncu 3 maçın 3'ünde de etkili olabilir mi? İşte oldu. Hemde 90+1'de vurdu, turu getirdi. 3 maçtada herşeyi yaptı takımı için. Zaten ABD futbolu denilince Howard ve Donovan gelir ilk akla. Benim Howard'danda önce gelir, bahsetmiştim daha önce. Elenselerdi bu övgüleri alamayacaktı belki, ama günü konuşalım biraz. İkinci tura çıkmalarındaki en büyük pay sahibi Donovan. Daha işi bitmedi ama, esas bundan sonra O'nu görmemiz gerek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Hayal Kırıklığı(İngiltere): &lt;/b&gt;Wayne Rooney... Normalde "Parlayan Yıldız Adayı" yazıyorum, ama o kadar kötüydü ki Rooney bunu yazmak geldi içimden. Dünya'nın En İyi 5 forvetini say dese biri Rooney her türlü içinde olur. Ama bu Rooney hiçbir yerde olamaz. Çok kötüydü gruplarda. Kötü başladı, kötü bitirdi. Sahada ha var ha yoktu. Manchester United'ta geçirdiği sakatlığın etkisi mi var hala bilemiyorum. Ama bu kadar zaman "mental" olarak hazır olamayacak bir oyuncu değil. Bir sorunu var gibi belli. Yoksa, hırsıyla aşamayacağı şey yok. O'nun "kafayı" Afirkaya götürmesi lazım. Artık her neredeyse "kargoylamı" yoksa "APS" ile mi yollatır bilemiyorum, ama o buraya gelmezse İngiltere evine geri döner, onu biliyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCJ6PTZvEGI/AAAAAAAAAI4/PeaEz6Fz6II/s1600/fft16mm1048783.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="282" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCJ6PTZvEGI/AAAAAAAAAI4/PeaEz6Fz6II/s400/fft16mm1048783.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Sakat" gruplardan biriydi. Son maçlarada öyle gelindi. İlk maçta 4 yemiş Avustralya'nın bile şansı vardı. Ama "şans" ABD ve Gana'nın yanındaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup için konuşurken "Sırpları iyi görmediğimi", Almanların "genç" ama "kaliteli" geldiğini, Gana'nın "potansiyeli" yüksek olduğunu ama Essien'siz neler yapabileceklerini merak ettiğimizi, Avustralya'nın "kaliteli" ve diğerleirnden aşşağı olmadığını yazmıştım. Gerçektende kadroları kıyaslayınca Almanya biraz öne çıkıyor, diğer 3'lü "hemen hemen" denk. Srıplar "bir baş parmak" öne çıkıyor belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu denklik içinde daha ilk maçta "Almanya" kendini hissettirdi bizlere. Turnuva takımı olmak bambaşka birşey. Nasıl "hocalrı" ayırdıysak yukarıda, ülke takımlarınıda böyle ayırırız. Almanya'da her turnuvada "formasını" yukarılara oynatır. Löw'de "Milli Takım Hocası". Yarın öbürgün aman diyim kulübünüz başına istemeyin duman olursunuz! Ama iş Milli Takım olunca gerçekten başarılı. İlk maçta "Cahill"in atılmasıyla, zaten 2-0 öne geçtikleri maçı güle oynaya kazandılar. İkinci maçtada "aynı olay" kendilerinin başına geldi. Atılan "deneyimli" Klose'ydi. Yinede maçta üstündüler. Ama 10 kişi kaldıktan hemen sonra gol yemeleri ve Podolski'nin "iyi" görünen "kötü" oyunu malup olmalarının nedeniydi. O malubiyet insanları biraz şaşırtmış, fakettim. Gana karşısındada bunu beklediler ama Gana forvetleri çok bomba. Ya elde ya "karşı kalede" patlıyacaklar, Almanya'ya karşı olmadı bu patlama ama. Almanlar ikinci turda kimle eşleşeceklerini biran bile önemsemediler, Gana'da elenip elenmeyeceğini umursamadı. Futbol budur!!! Öyle "işim garanti" olsun diye yatmak, hem kendine, hem rakibe, hemde tüm "Dünya Futbol Severlerine" ihanettir. Az dikkatli yorumlamak lazım bu durumları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gana benim beğendiğim bir kadroya sahipti. Çok gençler ve gerçekten bir "lider" sıkıntısı çektikleri belli. Azda ileri uçta "beceriksizler". Neyseki kendileri gibi bir beceriksiz takımla eşleştiler(!) Bu da onların bir şansı. İlk maçta "tek kale" ve "mutlak üstün" oynayıp, "sert" bildiğimiz Sırpları sahadan sildiler. İkinci maçta "yaralı" Avustralya'dan o malum "beceriksizlik" nedeniyle 2 puan fazla koparamadılar. Hemde rakip 10 kişi kaldı. Zaten Almanlar korkmuştur diye düşünüyorum Gana'nın bu şansından. "2 maçta, 2 penaltı, 2 kırmızı kart(rakibin gördüğü)" çok acayip bir istatistik. Sonuç olarak "Kara Kıta'nın Siyah Yıldızları" yollarına devam ediyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Elenenler mi? Sırplar daha ilk maçta kaybettiler turu. Derin kadrolarına rağmen "formsuzluk" onların canına okudu. Öne çıkan oyuncularıda oldu tabi. Jovanoviç en önemlisiydi bunları içinde. Ama çok katı alamadı. İstekleri sadece "10 kişi kalan" Almanlara karşıydı. O maçta bile çok zorlandılar. Dedikya "Ah o Podolski" diye... Sırplar "Antiç"i bir değerlendirmeye almalılar bence. Çünkü, bu takı mbu kadar kötü oynayıp elenecek bir takım değildi, elendi, geçmiş olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Avustralya'da ilk maçta kaybetti. Hemde "son maçta" en iyi görünen Cahill yüzünden. Takımın "1 numaralı lideri" ilk maçta atıldı ve fark oldu. O kadar büyük bir fark olmasa bugün çıkan taraf olabilirlerdi. Sürpriz oyuncular çıkardılar, bu onlar için büyük artı. Ama 4 senede neler değişir neler... Elenmeleri sürpriz olmadı, tur atlamalarıda sürpriz olmazdı. İleriki yıllardada onları turnuvalarda göreceğiz, ama "demirbaşlar" gidince sıkıntı yaşayacak gibi gözüktüler bana...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Almanya): &lt;/b&gt;Mesut Özil... Konuşmayayım konuşmayayım diyorum ama zor duruyorum, yinede tutucam kendimi, "Selamlar Fatih Hoca" diyip Mesut'a değinelim. Almanların ne kadar çok şey beklediğini biz dahil "Dünya" biliyor. O da hem Löw'e hem formasını giydiği ülkeye bunu layıkıyla veriyor. İlk maçın en iyisiydi. Avustralya ile "oynadı" resmen. İkinci maç 10 kişi kalınca biraz etkilendi, ama malum şahıs(10 numarayı giyen hani!) "alda atlık1 pasları değerlendiremeyince vasat göründü. Ama kesinlikle vasat değildi. Son maçtada "kendini çekerek" oynar gibiydi. Ama "1 vurdu, tam vurdu" maçta 1-0 Almanya'nın oldu. Turnuvaya damga vurmak için önünde "altın" değerinde bir fırsat var artık, ama Podolski'yi evire çevire bir dövüp, "Eşşeği sağlam kazığa" bağlamalarında fayda var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun "Parlayan" Yıldız Adayı(Gana): &lt;/b&gt;Asamoah Gyan... Çok kaçıran bir başka oyuncu. Ama takımını "ileride" tutanda en önemli oyuncu. O'na birşey olsa idaa ederim Gana atak yapamaz. Zaten zor gol atıyorlar, birde atak yapamazlarsa işleri çok zor olur. Genç kadronun, en göze çarpanıydı. Dahada iyiye gidebilecek kalitede, bariz belli. 2 penaltı golü attı, kaçırdıklarını 10'la çarpın. Artık "çok değerli" o kaçanlar. Bulduğğunu atacaksın, yoksa seni turnuvanın dışına atarlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCKA3y0YAdI/AAAAAAAAAJA/FinGErH9TIw/s1600/fft11_mf1049557.Jpeg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="217" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCKA3y0YAdI/AAAAAAAAAJA/FinGErH9TIw/s400/fft11_mf1049557.Jpeg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;EŞLEŞMELER:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Amerika Birleşik Devletleri-Gana: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Denk görünen iki takımın mücadelesi. Bir kere ikiside ileri uçta çok beceriksiz. Dempsey-Altidore bir yanda, Asamoah Gyan diğer yanda. Çok fena goller kaçırıyorlar. Atanlar belirliyecek kadarlerini. Amerika'nın artısı Donovan. Çok iyi bir turnuva geçiriyor. Az daha yukarılara giderse Amerika ve Donovan bu formla götürürse takımını "halk kahramanı" olur "countrey şarkılar " yapılabilir adına... Gana'nın avantajı ise "takım" olmak. Gerçekten çok iyi takımlar. Özellikle geride müthiş anlaşıyorlar. Farkında oldukları "güçlerini" iyi kontrol ediyorlar. Edemeyenlerin ne hallere düştüğünü gördük şuana kadar. Artıları eksileri değerlendirince "ABD" çok az bir farkla öne çıkıyor. Ama en başından beri diyorum "Gana'nın sağı solu belli olmaz..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Almanya-İngiltere:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Çoğu kişi beklemiyordu bu eşleşmeyi. En azından "tam tersi" olabilir diyenler çıkabilirdi. Almanya 2. olarak, İngiltere 1. olarak çıkar diye. Ama işte bu güzel yapıyor futbolu. Almanya'yı ve gençlerini çok beğeniyorum. Jenerasjonu çok güzel buldular ve daha uzun yıllarda götürecekler gibi. Bu turnuva onlar için ısın ma gibi. Ama bu ısınmada çok ilerilere gidebilirler. İngiltere kafa olarak burada değil. Rooney'den bahsettik, felaket... Aramızdan birini "azıcık kondisyon" depolayıp koyun oraya, her mahallede top oynamış adam o kadar oynar! Toparlanmalılar. Capello'Da "saçma salak" taktiklerinden vazgeçmeli. İngiltere hala kapalı kutu. Karşılarındaki rakip onlar için ayrı bir motivasyon olacak. Tabii o rakip içinde İngiltere motivasyon kaynağı. Herşeye açık eşleşmede favorim Almanya. İngiltere çok kötü oynuyor, Podolski'de hep kaçıracak değil ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCKDoVBfnnI/AAAAAAAAAJI/4TWsYFipTIs/s1600/capello.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="271" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCKDoVBfnnI/AAAAAAAAAJI/4TWsYFipTIs/s400/capello.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6108974338840254268?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6108974338840254268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/favoriler-tur-atlar-gana-abd-ile.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6108974338840254268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6108974338840254268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/favoriler-tur-atlar-gana-abd-ile.html' title='Favoriler Tur Atlar, Gana-ABD ile Birlikte...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCJ6PTZvEGI/AAAAAAAAAI4/PeaEz6Fz6II/s72-c/fft16mm1048783.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1795108350853928957</id><published>2010-06-22T14:21:00.000-07:00</published><updated>2010-06-22T14:21:29.269-07:00</updated><title type='text'>Bir Yanda İlk Sürpriz, Diğer Yanda Mücadele</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gruplar bugünkü maçlarla tamamlanmaya başladı. 2 seanstan, günde 4 maç izliyoruz dönüşümlü olarak. İlk olarak A grubundan, Uruguay ve Meksika çıktı, B grubundan da Arjantin ve Güney Kore kapağı ikinci tura attılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;A GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Turnuvanın başında "muhtemel" sürprize açık 1 numaralı grup olarak görmüştük A grubunu. Fransa'nın, hem elemelerde, hem playofflarda, hem de hazırlıklardaki "fena" görüntüsü finallerde zorlanacağını hissettiriyordu bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Uruguay'ın formda oyuncuları, Meksika'nın geçen seneden kalan ve turnuvaları "iştahlı" oynayan yapısı, Güney Afrika'nın ev sahibi avantajı olduğunu söylemiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Daha ilk maçlarla grup çekişmeye elverişli olacağını göstermişti. 1-1 ve 0-0'lık iki skor vardı. Bir maç kazanmanın yetmeyeceğini o gün anlayanlarımız vardı belkide. Fransa hiç maç kazanamadı, ev sahibi tek maç kazanıp tek beraberlikle veda etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gelelim çıkanlara... Uruguay, iyi oyunculardan kurulu dedik zaten. Suarez'in formda gelişi, Forlan'ın kupa moralinin etkisi bu turnuvada kendini gösterdi. Fransa maçı "tatsız-tuzsuz"du, sonrasında "bol gollü" ve iyi oyunla kazandıkları Güney Afrika maçı geldi. Son maçtada "Arjantin korkusu"nun insana neler yaptırdığını gördük, başarıda getirdi bu korku.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son Uruguay-Meksika maçına ucundan değinelim... Meksika az daha iştahlı başlayan taraftı maça. Turnuvada performansına artık alıştığımız Dos Santos ve Salcido etkiliydiler. Ama Suarez-Forlan ikilisinin geri kalır yanı yoktu. Ki maçı dengelediler ve Suarez'in 43. dakikada bulduğu golle liderliği ele aldılar. Suarez'de sonunda "maçın yıldızı" oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Meksika ise "turnuva takımı" özelliğini birkez daha ortaya koydu. Son yıllarda yükselen formları devam ediyor. İyi bir ortasahaları var, forvetleride o kalitede olsa liderlik onlara gelebilirdi belkide. Ama ikinci olarak "korkunun ecele faydası yok" diyerek Arjantin karşısına çıkmaya hakazandılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Fransa'ya pek dokunmak istemiyorum... Çıkan kriz ortada, zaten "geç kalınmış" bir kriz. Futbolcu dediğin adam hırslıdır. Hatta sporcu hırslıdır. Bu kadar kötü oynatıldığını farkedincede isyan bayrağını çekmek sonuna kadar haklarıdır. Domanech'e belki yükleniliyor ama adam "para kazanıyor". Federasyona esas yüklenmesi gerekir Fransızların. Sonuç olarak, hepimiz "Oh canımıza değsin!" dedik... Yine, yeni, yeniden "Domanech saçların lüle lüle, Fransa sana güle güle"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Uruguay): &lt;/b&gt;Diego Forlan... Takımı adına herşeyi yaptı. Zaten "lider" özelliğini çok iyi taşıyor milli takımda. O'na Luis Suarez'de eklenince grubu lider bitirmemeleri için ortada bir neden kalmadı. Zaten başından beri "Suarez Forlan'sız, Forlan Suarez'siz olmaz" diyorduk. Birbirlerini çok iyi tamamladılar ve grubu lider biritmeyi başarılar. &lt;b&gt;Grubun Parlayan Yıldız Adayı &lt;/b&gt;Olarak Suarez'i göstermiştim, beni üzmedi. Ayrıca bir paragraf açmıyorum O'na, dedikya "Suarez Forlan'sız, Forlan Suarez'siz olmaz" diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEleQ69TzI/AAAAAAAAAIg/UasyveX888o/s1600/_1_100622182022.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="276" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEleQ69TzI/AAAAAAAAAIg/UasyveX888o/s400/_1_100622182022.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;B GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;"Liderin" büyük ölçüde belli, "2. kim?" sorusunun sorulduğu gruptu. Kendi adıma, Günye Kore veya Nijerya'dan hangisi elense üzülecektim. Elenen benim "Obi Mikel" olsa çok şey beklediğim Nijerya oldu. Grubun lideri beklendiği gibi Arjantin, ikinciside "üzülmediğim" Güney Kore oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Turnuvanın ilk tat veren maçını oynayan takımdı Güney Kore. Hatta ilk maçlar sonunda başarılı ve hoşumuza giden oyunu oynayan 2-3 takımdan biriydi. Bu başarıyı ikinci maça taşıyamadılar malesef. Arjantin, aslında Kore'nin çok kötü mücadele etmediği belli bir periyottan sonra bozguna uğrattı Kore'yi. Son maçtaki şanslarını güzel değerlendirdiler. Yakubu az becerikli olsa şuan belkide "mucize"nin adı olarak Nijerya'yı konuşuyor olacaktık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grubun "sürdirek" favorisi Arjantin'di... Kimseyi yanıltmadı. Sahada hermaç istediklerini yaptılar. İlk maçın stresi az sıkıntı yarattı onlara. Karşılarındada "dinç" &amp;nbsp;ve "genç" Nijerya vardı. İkinci maçtada farklı bir galibiyetle grubu garantilediler ve kafa olarak rahatladılar. Son maçta dinlendirdiler biraz kendilerini. Karşıdaki rakip zaten "hücum özürlü" Yunanistan'dı. Onlarıda kolay geçmeyi başardılar tabi ve zirveye isimlerini yazdırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Elenen ikiliye gelirsek. Nijerya benim "değişik işler yapabilecek takımlardan" gördüğüm bir topluluktu. Ancak "Obi Mikel"in sakatlanması benim bile moralimi bozdu. Buna rağmen çok güzel mücadele ettiler ve "büyük çoğunluğun" son maçta onları desteklemesini sağladılar. "Ah o kırmızı kart" olmasa şimdi Uruguay'la eşleşmelerini konuşuyor olacaktık, olmadı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yunanistan ise "ilk golü" attı, "ilk galibiyeti" aldı... Ama gruptan çıkmalarına yetmedi. Güney Kore'nin "zirve" yaptığı maçta yenilmeleri onların işini bitiren sonçutu bu grupta. Yinede eski "sıkıcı" havadan kurtulma gayretleri var. Afrika takımları gibi "ileride" çok beceriksizler. Az becerileri olsa daha iyi şeyler yapabilirlerdi, ama işte herkes "Türkiye" değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı(Arjantin): &lt;/b&gt;Lionel Messi... Başka kim olabilirdi ki? Dünya'nın en büyük oyuncusu gösterilip, milli takımın en çok eleştirileni olmayı aşmaya çalışmak çok muamma bir durum. Ama bu turnuvada bunu aşmak için herşeyi yapıyor. O'na yardımcı olarak çok iyi oyuncularda var etrafında. Ama sanki, Cambiasso ve Zanetti aranıyor arkasında, sizce?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun "Parlayan" Yıldız Adayı(Arjantin): &lt;/b&gt;Angel Di Maria... &amp;nbsp;Bu grup için adaylarımızdandı. "-mızdan" çünkü transferi bile "adını duymayanların" dikkatini çekti. Benfica'dan Real Madrid'in yolunu tutması boşuna değilmiş hepimize gösterdi. Obasi'den beklediğim çıkışı o yaptı, çokta güzel yaptı. Messi'nin "1 numaralı" yardımcısı rolündeydi, buna devam etmeli, hatta Higuain'de bu ikiliye katılmalı. Bir maçta 3 gol attı belki ama bana hala "foRmsuz" gözüküyor. Aksini söyleyenede "eyvallah" derim. Tabelacı değiliz vesselam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEmzqZ9zmI/AAAAAAAAAIo/uL7vYs1BiHo/s1600/_1_100622223546.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEmzqZ9zmI/AAAAAAAAAIo/uL7vYs1BiHo/s400/_1_100622223546.jpg" width="340" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;EŞLEŞMELER:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Uruguay-Güney Kore: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;"İkililerin eşleşmesi" bana göre. Bir yanda "Forlan-Suarez", diğer yanda "Park X 2". İki takımda "serbest" oynadımı rahat oynuyor. Ama kendilerini sıktılarmı ikiside "zevksiz" ve kötü oynuyorlar. Bu nedenle iki takımda "dengeli" başlayıp "hızlanmalı". Yoksa hem bizlere, hem kendilerine zehir olur bu eşleşme. "Form" ve "Kalite ortalaması" hesabını ortaya koyunca favorim Uruguay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Arjantin-Meksika: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Messi'nin sürüklediği Arjantin ile "Dos Santos"un çabaları ve "deneyimlilerin" bilgisiyle ilerleyen Meksika'nın mücadelesi güzel olacak. Sürpriz olur mu derseniz "futbol bu" deriz. Maradona'nın neler yapacağı en büyük merak konusu bu turnuva için. Şimdilik az "sapıtık" şeyler yapsada "en güzel renlerden" biri Maradona. Oradan oraya zıplaması, takım elbiseyle izlenmesi bile yüzümüzü güldürüyor. "Sahadaki Maradona"yı iyi desteklerde "şuanda" en büyük 3-4 favoriden biriler. Meksika'da kazanmak için Messi'yi durdurmak yetmeyebilir. Gol yemeseler bile "atmakta" zorlanır bir haldeler. Forvetleri yetersiz dedik zaten. Forvete destek verenlerde çok kaçırıyor. Onlar için turnuvanın kiliti "Önce durdur, arada bi yerde vurdun vurdun yoksa işin zor" olacak gibi görünüyor. Favori tabii ki Arjantin, ama futbol bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEpKBdDpRI/AAAAAAAAAIw/ytL-8g1VcYA/s1600/_3_100622212926.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEpKBdDpRI/AAAAAAAAAIw/ytL-8g1VcYA/s400/_3_100622212926.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1795108350853928957?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1795108350853928957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/bir-yanda-ilk-surpriz-diger-yanda.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1795108350853928957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1795108350853928957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/bir-yanda-ilk-surpriz-diger-yanda.html' title='Bir Yanda İlk Sürpriz, Diğer Yanda Mücadele'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TCEleQ69TzI/AAAAAAAAAIg/UasyveX888o/s72-c/_1_100622182022.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-34166024461382067</id><published>2010-06-21T14:13:00.000-07:00</published><updated>2010-06-21T14:13:50.689-07:00</updated><title type='text'>İspanya Turnuvaya Geldi...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya turnuvanın favorilerinden malumunuz. Son Avrupa şampiyonu olmaları, elemelerdeki müthiş performansları, oyuncu kalitesi, ligi... herşeyiyle favori olmayıda hakediyor. Karşılarındaysa, 1-2 tanıdık ismi olan, sıkıntılı ülkelerden ve burada olması bile onlar için büyük başarı olan Honduras var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç öncesi "4'ler, 5'ler" havada uçuşuyordu. İspanya atmak için çokta çabaladı, kaçırdı. Olurduda ama ben iyi ki olmadı diyen cephedeyim. Bununla beraber Honduras mücadelesini elinden geldiğince yaptı. Çirkinleştirmedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın daha ilk dakikalarından İspanya ağırlığı oyuna koymaya başladı. Bir süre Honduras kıpırdanır gibi oldu, bir iki atak geliştirdi, ama bunlara pabuç bırakmayacağını daha ilk dakikada gösteren İspanya 17. dakikada David Villa'nın güzel golüyle öne geçti. Bu gol bile Honduras'ın kaybetmesine yeterdi sanırım. Ama atlanılan bir pozisyonda Villa'nın rakibi "dövdüğü" andı. Bizler atlamadık gerçi, maçın Japon hakemi atladı ama orası ayrı bir nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçta zaten baştan sona üstün olan İspanya, ikinci yarıyada hızlı girdi. Hızlı girdiği yarıyada golle başladı. Bu sıra dikkatimi çeken birşeyde bu; 50'li dakikalarda bu sıra çok gol olmaya başladı, bakalım böyle devam edecek mi? Bu maçtada 51 di dakika ve yine sahne Villa'nındı... Şık vuruşuyla, şık bir gol atıyordu. Jabulani böyle gollere çok yardımcı oluyor, sert vuruş birden aşşağıya doğru yön değiştiriyor mesela. Direkten dönen topundada bu vardı Villa'nın. Sertçe vurduğu şut "aşırtma" gibi gitti kaleye ama direkten çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;2-0'dan sonra dahada rahatlayan İspanya Jesus Navas'ın bir süre, oyuna girincede Fabregas ve Mata'nın sürüklediği ataklar geliştirdi. Jesus Navas'ın düşürüldüğü pozisyonda "doğru" bir penaltı kararı veriliyor, bunu "hat-rick" yapması beklenen Villa kaçırıyordu. O dakikadan sonra Villa'da kendini Şili'ye saklamaya başlıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Honduras'la ilgili pek birşey yazamıyor olmakta kötü. Çok az varlık gösterebilrdiler. İspnaya'yı yoramadılarda öyle çok fazla. Ama buradaki herkese saygımız var, dediğim gibi orada olmak başarı, bizim takım orada bile olmadı, olamadı... O apayrı bir konu! Honduras, bizle yaptığı hazırlık maçı için "İpanya'ya benzer bir takımla oynamaktı amacımız" demişti. Aynı skorla kaybetmiş olmaları çok manidar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İspanya'nın oyununuda az konuşalım. İlk maçlar sonunda genel tabloda "kanatları" kullanan takımların başarılı olduğunu, defans beklerinin yaptığı katkının önemine değinmiştim. Bugün İspanya'da bunu yaptı. Kanatlarda daha etkiliydi. Villa'yı sola açılır şekilde kullandı Del Bosque. Ayrıca "bence" İsviçre maçının "tek iyisi" Jesus Navas'ta 11'de başladı. Bununla beraber Sergio Ramos sağ kulvarda Navas'a çok yardımcı oldu. Kısacası kanatlar çalıştı, Villa motive oldu, İspanya'da 3 puanı cebine koydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(İspanya): &lt;/b&gt;David Villa... Eğer yaptığı hareket görünse belki şuanda "maçın adamı" kısmında konuşuyor olacaktık. Ama o hareket dışında çok başarılıydı bugün. Oynadıi arkadaşlarına yardımcı oldui iki şık gol attı, çok kaçırdı, çok heyecanlıydı kısacası. O'na yardımcı olan çok adam vardı. Saydık birkaçını yukarda. Unutmamak gereken kişilere Xabi Alonso'yuda ekleyelim. O da çok iyi gözüktü bana maçta. En çok koşan ve basanlardandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Honduras): &lt;/b&gt;Walter Martinez... Maçta "sol açık ve sol iç"te oynadı genellikle. Yararlı olmaya çalışan ve bneim gözüme en çok görünen adamdı. İdare eden atakların içindeydi. Böyle maçlarda buraya birini yazmak bneim adıma çok zor oluyor. Bugün Portekiz-Kuzey Kore maçıda bu şekilde zorlamıştı. Yine de faydalı olmaya çalışan oyuncular kötü takımda bile kendini belli ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İspanya bu galibiyetle turnuvaya "merhaba" dedi. İnsanlara orada olduğunu hatırlattı. Şimdi en kritik maçta Şili ile karşılaşacaklar. Şili daha "defans" olarak pek birşey göstermedi bizlere. "Bitiricilik" işini hallederlerse "bol gollü" maç izleyebiliriz. İsoanya'da "ezber bozdu" bu maçta. Bildiğimi "paslaş paslaş top at" oyununu "dikine" oynayan ve verim alan bir yapıya çevirdi. İki hocanında elinde çok kaliteli malzeme var, bakalım malzemeden kim "tur pastası" yapacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB_V3w_MiwI/AAAAAAAAAIY/5pL-LSFTfaQ/s1600/_3_100621220651.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="252" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB_V3w_MiwI/AAAAAAAAAIY/5pL-LSFTfaQ/s400/_3_100621220651.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-34166024461382067?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/34166024461382067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ispanya-turnuvaya-geldi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/34166024461382067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/34166024461382067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ispanya-turnuvaya-geldi.html' title='İspanya Turnuvaya Geldi...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB_V3w_MiwI/AAAAAAAAAIY/5pL-LSFTfaQ/s72-c/_3_100621220651.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-8489876992136776264</id><published>2010-06-21T09:33:00.000-07:00</published><updated>2010-06-21T09:56:20.833-07:00</updated><title type='text'>Şili Uygun Adım...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İki takımın oyuncuları kadar hocalarıda ön plandaydı maç öncesi. Bir taraftar Avrupa'da kupadan kupaya koşmuş, müthiş kariyetli Ottmar Hitzfeld. Diğer tarafta "ilginçlikler ustası" Marcelo Bielsa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hocaların yapacağı taktik değişiklikler, oyuncu tercihleri çok önemliydi bu maçta bizler için. İlk maçta oynamayan ve oynayamayan oyunculardan sahada olanlar vardı. İsviçre'de Behrami, Frei, Şili'de Humberto Suazo...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın başında Şili üstündü. Zaten üstün gözükmesi normaldi.İspanya-İsviçre maçındaki tespitimiz; "İsviçre rakibi oynatıyor, ama kendi daha etkili olabiliyor"du... O maçta öyle olmuş, "topla oynayan" İspanya, golü ve "iyi" pozisyonları bulan İsviçre olmuştu. Bu maçada aynı görüntüde başladı İsviçreliler. Şili ise ilk maçta "zayıf" görünen Honduras'ı geçmiş, iyi oynamış, çok kaçırmış 1 atmış 3 almıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Takımlar, gruplarda ilk oynadıkları maçlarla aynı görüntüde başladılar oyuna. Ama dün "En İyi Erkek Oyuncu" dalında "Altın Ayı(!)" alan &amp;nbsp;Keita'dan sonra, Arturo Vidal "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" dalında "Altın Ayı"ya uzanıyordu. Dakikalar 31'i gösterirken, öyle güzel bir oyun oynuyordu ki "başrol oyuncusu" Behrami oyundan atılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu atılma Vidal'e yaradımı? Hayır. O dakikaya kadar iyi olan oyuncu biraz duraksadı. Artık vicdan mı yaptı, ne yaptı bilemiyeceğiz. O'nun dışındaki Şili'li oyuncular daha bir saldırmaya başlamışlardı. İsviçre "güvendiği" denfasını çok güzel devam ettiriyor, İspanya maçının yıldızlarından Benaglio yine elinden geleni yapıyordu. Zaten "defans" benim gözümde kaleciden başlar. Bunu Tim Howard içinde İngiltere-Abd maçında söylemiştim. Kalecin defans oyuncularıyla irtibatı iyi kuruyorsa zor gol yersin. Bu böyledir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Defansa karşı, Sanchez, Valdivia, İsla ile sürekli saldıran Şili bir türlü golü bulamadı maçta. Mark Gonzalez'te ikinci yarı başında bu 3'lüye ekleniyordu. Şili sürekli saldırıyordu ve uzun süre gol aradılar. Aranılan golüde 75'te "zorla" Mark Gonzalez'ten geliyordu. Vuruşu çok iyiydi ve akıllıcaydı. Top baya birkaç yerden geçip ağlarla buluşuyor ve bu gol Şili'nin tek sayısı olarak birkez daha "1 atıp 3 almasını" sağlıyordu Şili'nin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Şili): &lt;/b&gt;Mark Gonzales... Maça sonradan girip, Şili ataklarına yönveren iki oyuncudan biri oldu. Sanchez zaten yıldızı takımın. Turnuva geçtikçede parlaya bilir. Ama O'nun ve takımın genel sorunu "son top" ve "isabetli vuruş" sıkıntısını biran evvel aşması gerek. Afrika takımları bu nedenle, teker teker telef oldu kupa yolunda malum. Mark Gonzales'e dönersek. Golünü attı. Hani öylesine bakınca "normal bir kafa vuruşu" gibi görünebilir. Ama dikkatle bir bakış atınca gerçekten çok zor bir vuruş. Vuruş zor zaten, topun gidişide bir o kadar zordu kaleye. Ama yolunu buldu ve gol oldu. Gol dışındaki ataklardada çok etkiliydi Mark Gonzales. Asistlik toplar attı, kendi heyecan yaratan pozisyonlar oluşturdu. Zaten kalitesini "cv"sinden görebiliriz, ama maça damga vuran en önemli adamdı Şili adına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(İsviçre): &lt;/b&gt;Stephane Grichting... İspanya maçınında en önemli kahramanlarındandı. Defansta geçit vermiyor ve bana göre şuana kadar turnuvanın en formda defans oyuncusu. Kısa sayılabilecek Şili forveti olsada, yerdende çok etkiliydi maç boyunca. Ama hava toplarını toplaması en önemli özelliği. Eğer bir beraberlik çıksaydı "maçın yıldızı"da kesinlikle O'ydu. Benaglioile uyumlarıda güzel. İsviçre'nin hala şansı var, bu şans defanstaki bu yıldızlar kadar ileri ucun elinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grupta "6-6-6" gibi "lanetli" bir durum ortaya çıkabilir. Öyle yada böyle Şili "tek tek" geçiyor engelleri. Sürpriz yapması muhtemel takımlardandılar, halada o performanstalar. İsviçre bekleyecek. Gollerini atıp averajı yakalamak isteyecekler. İspanya'nın Şili'yi kesin yeneceğini düşünenler, az daha düşünün "Del Bosque mi daha fantastik, yoksa Bielsa mı?" karar sizin düşüncelerinizde, kazanıp devam etmekse onların ellerinde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;b&gt;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB-UOCecKjI/AAAAAAAAAIQ/2RuVkLRSYCA/s1600/_2_100621171749.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="202" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB-UOCecKjI/AAAAAAAAAIQ/2RuVkLRSYCA/s400/_2_100621171749.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-8489876992136776264?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/8489876992136776264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/sili-uygun-adm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/8489876992136776264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/8489876992136776264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/sili-uygun-adm.html' title='Şili Uygun Adım...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB-UOCecKjI/AAAAAAAAAIQ/2RuVkLRSYCA/s72-c/_2_100621171749.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-4651119009605500124</id><published>2010-06-21T06:58:00.000-07:00</published><updated>2010-06-21T06:58:59.075-07:00</updated><title type='text'>"7 Yıldızlı" Portekiz...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; "Şaşırtan" iki takımın mücadelesiydi. Portekiz çok "banal" bir maç yapmıştı Fildişi ile, Kuzey Kore ise Brezilya'ya 2-1 malup olmuş ama takdir görmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maç için "büyük favori" Portekizdi tabii ki... Kuzey Kore'nin işi zaten kuralar çekildiğinde zordu... Portekiz avataj peşindeydi, Kuzey Kore "mucize"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bunlar ışığında başladı maç. Yağmurlu bir Afrika gününde, "en az gol", "en fazla beraberlik" olan stadda oynanıyordu maç. Bu bile tedirgin etmiştir belki Portekizlileri. Maçın başlarında dengeliydi mücadele. Kuzey Kore, sağ kanatı 2 numaralı Jong Hyok Cha ve kaptan, 10 numaralı Jong Jo Hong'la iyi kullanıyor, içerde 9 numaralı santraforları Tae Se Yong'la buluşturmaya çalışıyorlardı. Maçın başında çok güzel şanslkarda yakaladılar aslında, ama "şanslı" değillerdi o pozisyonlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Brezilya maçında iyi direnen Kuzey Kore, bu maç 29. dakikada "çok güzel" bir arapasla topu ayağında bulan Meireles'in golüyle geriye düşüyordu. İlk yarı bu skorla tamamlanıyor, 16 dakikada maç az soğuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci yarıya Portekiz'in daha istekli başladığı belliydi. Teknik Direktör Carloz Quieroz içerde güzel bir konuşma yapmış olsa gerek ki hızlı başlıyorlardı. Dakika 53'ü gösterirken "yine" güzel bir arapasla, bu kez Simao buluşuyor ve golü yapıyordu. Bu an maçın çözdüldüğü andı belkide. &amp;nbsp;3 dakika sonrada güzel bir ortaya Almeira gol vuruşu yapıyor fark 3'e çıkıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yetti mi? Yetmedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60'da Tiago 4-0,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81'de "kurt" Liedson 5-0,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87'de Cristiano Ronaldo 6-0,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89'da birkez daha Tiago 7-0 yapıyor maçın sonucunu ilan ediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kuzey Kore için yaralıyıcı, Portekiz için gurur verici bir sonuç olabilir. Kuzey Kore'nin "sıkıntılı" yönetimi umarım "sportif" bakar olaya ve üstlerine gitmez oyuncuların. Bunu aslında Portekizlilerinde biraz düşünmesi güzel olabilirdi, ama futbol böyle, buldun mu atıcan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Portekiz):&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Cristiano Ronaldo... Tamam maç bitince oynadı, başlarda "kendini" çalımladı sıkça. Ama yıldız maçı farka götüren en önemli faktördü. "Şunu yaptı, bunu yaptı, onu yaptı" demekten çok yapması istediklerimizi yapmasını bekliycem ben hala... Bir tane "büyük" veya "zor" nitelendirilen maçta iyi oynamadı henüz. Esas turnuva O'nun için bundan sonra başlamalı. Tahminim, Brezilya maçına "İspanya"nın bugünkü yerine göre başlayacaktır. Eğer olası bir Beraberlik olursa Şili-İsviçre maçında dinlendirilebilir. Kısacası "İspanya" belirleyici olur. Eeee, bundan sonra hesap-kitap vakti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Kuzey Kore): &lt;/b&gt;Jong Hyok Cha... Maçın "0-0" veya en kötü "1-0" olan bölümüne dair yazıyorum bu ismi. Sağ kanadı "kaptanıyla" beraber çok güzel kullandı. İiyi niyetli oynuyor Kuzey Kore. PC oyunlarında bile "kötü ülke" olarak gösterilen Kuzey Kore, futbolda "iyi niyetli" maçlarını oynadı. Bize izletecekleri bir maçları daha var. Oradada çabalayacaklar. Daha öncede dedim, burada olmak dahi saygı duyulmasına yeterlidir bazı ülkeler için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grup az çok netleşti. Bundan sonra Brezilya'nın 2-3 farklı Portekiz'i yenmesi, Fildişininde 5-6 fark atması gerekiyor Kuzey Kore'ye. Brezilya dinlenecektir. 2.liği beklenen İspanya'yı da düşününce liderlik çokta istemez kimse. Ne Portekiz, ne Brezilya... Portekiz "7 yıldızlı" maçla "gole doyurdu" bizleri. Bakalım mucize eseri elenecekler mi? Kulağa şaka gibi geliyor, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB9wCf-__QI/AAAAAAAAAII/TxzAeBujWWc/s1600/WCUP520_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_586050621062010_673Y7_580x410.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="241" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB9wCf-__QI/AAAAAAAAAII/TxzAeBujWWc/s400/WCUP520_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_586050621062010_673Y7_580x410.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-4651119009605500124?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/4651119009605500124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/7-yldzl-portekiz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4651119009605500124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/4651119009605500124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/7-yldzl-portekiz.html' title='&quot;7 Yıldızlı&quot; Portekiz...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB9wCf-__QI/AAAAAAAAAII/TxzAeBujWWc/s72-c/WCUP520_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_South_Africa_Soccer_WCup_Portugal_North_Korea_586050621062010_673Y7_580x410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-5647178810668809471</id><published>2010-06-20T14:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-20T14:25:34.803-07:00</updated><title type='text'>Brezilya'ya "Fildişi" Kolye...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bugün, 3 maç içinde en çok beklenen maçtı Brezilya-Fildişi Sahilleri maçı. heralde "en kötü"süde bu oldu. Çok beklentiye mi giriyoruz bilinmez, ama beklediklerimizi "beklenen maçlarda" bulamıyoruz malesef...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk maçlarda, Fildişi, Portekiz'le "al gülüm, ver kuzum" tadında bir maç oynamıştı. Brezilya'da "10-20 atar" denilen ve Kuzey Kore'ye büyük haksızlık yapılan maçı 2-1 kazanmıştı. İki takımda tat vermemişti kısacası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maça değinelim... Fildişi "iyi" sayılabilecek taraftı maçın başlarında. Brezilya 10 dakika sonunda gitmeye başladı anca Fildişi ceza alanı tarafına. Bu dakikalarda aklımdan en belirgin geçen şey, hep değindiğim "Drogba'nın sağlığı" oldu. Maça çekingen başladı Drogba. Hatta bir pozisyonda iki kişinin arası çok açık olmasına ve normalde o aradan geçmeyi denyecek olmasına rağmen gerilere döndürdü topu. Maç bir "o sahada", bir "bu sahada" oynanırken ( "saha" bakın "kale" değil!) Zarif ama "zor" bir pozisyona atılan Kaka'nın pası, Luis Fabiano ile buluşuyor ve bilindik tabirle "iğne deliğinden" geçirdiği top ağları buluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gole birşeyler değişir sanarken yanıldık yine. Ne Fildişi açılıyor, ne Brezilya doğru düzgün "değerlendirecek" boşluk buluyordu. İkinci yarıda bu kıvamda gidecek gibiyken "ortalığın karışma" sinyalleri başladı o anda. Dakikalar 50 idi ve ilk golün sahibi Luis Fabiano önce "elle" indirdiği topu, "kolla" düzeltiyor, "ayakla" atıyordu golünü... Esas ilginç olan "maçta yanlış yorumlanan" diyalogdu. Fransızların Dünya Kupasına kalışı malumunuzda, Henry'nin "pamuk elleri"... Hakem Fransız... Gol sonrası Fabiano'ya "Kolunla düzelttin mi?" der gibi bir hareketi vardı, Fabiano'da "Yok valla" der gibiydi. Bu yanlış yorumlandı ama olsun, herkesin yorumu kendine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 2. gol, hemde böyle olunca Fildişi "biraz" olan motivasyonunuda kaybetti ve oyundan düşmeye başladı. Çok değil 12 dakika sonra Galatasaraylı Elano turnuvadaki 2., takımının o maçtaki 3. golünü atıyordu. Aynı Elano çok sert bir müdahaleyle oyundan alınmak zorunda kalıyordu. "İyi oynuyor" ya da "iyi paraya satarız" diyen bütün Galatasaraylılar o anda kaynar suyu hangi kaptan dökeceklerini düşünüyorlardı başlarından aşşağıya(!) 3-0'dan sonra, Brezilya maçı sakinletiriyor, Fildişi "bir umut" yakalamak için saldırıyordu. Daha sonrasında ofsayttan çok güzel kaçan Drogba skoru 3-1 yapıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 11 dakika vardı ve uzundu bu süre. Ama o 11 dakika başka şeylerle geçiyordu. Sertliğin çatı katına çıkan Fildişi, tek tek Brezilyalı oyuncuları yatırıyordu. Biraz bunu psikolojisiyle, biraz "çakal"lıkla maça sonradna giren "diğer" Galatasaraylı Keita, artık "Oscar" mı dersiniz, yoksa "Altın Ayı(!)" mı dersiniz, tam bunlara layık bir oyunculuk sergiliyordu. Hafif bir dokunuşla yerde yuvarlanıyordu. "Hafif" dokunan Kaka 2. sarıdan atılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu belkide 3-1'lik skordan daha büyük bir handikap yaratıyordu Fildişi için.Nedeni ise turnuva yazımda bahsettiğim durum biraz, birazda "muhtemel" liderlik mücadelesini bitiriyordu Brezilya için, tabi Fildişi için de gruptan çıkma şansını çok aza indiriyordu. Yazıda "Kaka, Cristiano Ronaldo'ya kendini kanıtlamak, Real Madrid'de "tek yıldız" olmadığını göstermeye çalışacak" demiştim. Bu fırsat gitti, bunula beraber en etkili 4 oyuncudan ikisini kaybetti Brezilya. Bu "garantiliyen" Brezilya için çok sorun değil. Elano'nun sakatlığı belki kötü ama yeri dolar, Kaka ise "sarı karttan cezalı" olma durumunu bertaraf etti. Neticede Brezilya grubu beklenilenden rahat geçerken, Fildişi sevenlerini üzdü...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Brezilya): &lt;/b&gt;Luis Fabiano... Attığı goller ve "kıvılcımı" çakan adamdı bugün. Bir bitiricinin yapması gerekenleri yaptı. El emeği, göz nuru golünü attı, hepimizi önce "Vay arkadaş" sonra "Yuh arkadaş" demeye sevketti. En az O'nun kadar maçın başarılı ismi Kaka idi. Süper günlerine uzak belki ama 2 asist yaptı. İyiydide önceki maçlarından, toparlanmanın sinyallerini verdi. Ama "Kader"in oyunu Portekiz maçını kaçıracak olmasına ve atılmasına neden oldu. Muhtemel "İspanya" maçında çok iş düşüyor onlara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Fildişi Sahilleri): &lt;/b&gt;Abdel Kader Keita... Burayı hakeden Drogba olacaktı sanırım. Sakat sakat oynaması, gol atması, varını yoğunu ortaya koyması, 3-1'e rağmen liderliğni göstermesiyle. Ama "maçın adamı" maçta en teresan şeyi yapan oluyor, illa iyi oyuncu olmuyor. Keita'da böyle birşey yaptı bugün. Yukarıda anlattık zaten az çok ama "futbola" ve kendi ülkesinin "şansına" ihanet etti Keita. Bu durumda maçın adamı olmasına yetti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Hakemi:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;Stephane Lannoy... Fransızlar "eli" seviyor. Futbolu basketbolla harmanlıyorlar. Belkide "Tony Parker"ı futbolcu sanıyorlardır, kim bilir? Ama bugün gerçekten saçmaladı hakem. Çalmadığı düdükler, çaldığı düdükler, ne kadar "düdük" işler yaptığını gösterdi... Elinden bir kaçırdı maçı, bir daha tutamadı. Tek tek saymak istemiyorum pozisyonların en babaları belli. Kısacası Lannoy çok "lay lay lom" bir maç yönetti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grubun geleceği için Portekiz-Kuzey Kore maçı belirleyici olacak. Ama Fildişinin işi çok ama çok zor. Brezilya "Fil" katliyamı yapan hakemle birlikte "2.tur kolyesini" boyunlarına taktılar. Dinlenme zamanı Brezilya için, Fildişi içinse dua...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB6HMKzrytI/AAAAAAAAAIA/k52qN9fSpNA/s1600/_1_100620214311.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB6HMKzrytI/AAAAAAAAAIA/k52qN9fSpNA/s400/_1_100620214311.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-5647178810668809471?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/5647178810668809471/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/brezilyaya-fildisi-kolye.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/5647178810668809471'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/5647178810668809471'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/brezilyaya-fildisi-kolye.html' title='Brezilya&apos;ya &quot;Fildişi&quot; Kolye...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB6HMKzrytI/AAAAAAAAAIA/k52qN9fSpNA/s72-c/_1_100620214311.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6378279224817480107</id><published>2010-06-19T14:35:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T14:35:57.215-07:00</updated><title type='text'>Kamerun "Kıtasında" Kalıyor, "Evine" Dönüyor</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Kamerun'un kadrosumu daha iyi? Yoksa Danimarka'nın mı?" Bu soruyu sorabiliriz birbirimize. Cevabı hep aynı olur; "Denk güçler!" Kadro derinlikleride denk, yaşlı-genç harmanlamasıda denk iki takım. Biri "Afrika Aslanları", diğeri "Vikingler".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Denk bir mücadele, maç, müsabaka bekliyorduk. Sıkıcı geçiceğini düşüneninden, "hayırlısı" diyenine pek çok fikir vardı. Ama kimse bu kadar pozisyonlu, bu kadar akılda kalıcı bir maç beklemiyordu heralde. Top bir o kalede, bir bu kaledeydi tüm maç boyunca. Geri adım atmayan iki takım vardı karşılıklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir taraftar Eto'o liderliğinde, Webo, Ekotto eşliğinde saldıran Kamerun. Diğer tarafta, Rommedahl liderliğinde Bendtner'le, Tomasson'la saldıran Danimarka.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Danimarka, Hollanda maçındaki kilitlenmiş oyundan çok farklı başlamıştı, saldırırken kalesinde golü gördü. Gölün adı Eto'o'ydu. Eleştirilen Eto'o sonunda golünü atmıştı ve Kamerun "8 maçlık seriye son vereceğiz" umuduna kavuşmuştu. Saldırmaya devam ediyorlardı. Emana, Webo, Eto'o 3'lüsü çok etkiliydi. Ama Danimarkada geri adım atmayan yapısını korumaya devam etti. 33. dakikada beraberlik golü geliyordu Arsenal'li Bendtner'den.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarı böyle sona eriyordu. İkinci yarıda sahada Kamerun vardı. Özellikle Webo birçok pozisyona giriyor, ama bir türlü öne geçmelerini sağlayacak gol gelmiyordu. Sürekli saldırırken Rommedahl'ın "enfes" vuruşu gol oluyordu. "Ceza sahası içinden atılmış en güzel gol" dü belkide. Donovan'ın golüde gayet şıktı ama bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçtaki şut istatistiği maçı anlatmaya yeter belkide; Kamerun 23/8, Danimarka 13/6 şut atmıştı. Toplam "36 Şut". Kamerun'un birçoğuda etkiliydi bu şutların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Paul Le Guen'e yükleniyoruz. Aslında biraz haklı, biraz haksızız. Kamerun bugün kötü oynamadı. Gollere bakınca hata "eh işte" denilir seviyede. İleri uçta golleri atacak adamlar görevlerini yapsa 5-2 filan konuşuyor olacaktık belkide. Öyle ya da böyle Kamerun "kıtasında" kalıyor, "evine dönüyor". Danimarka ise Samurai'ları bekliyor. Vikingler mi? Samurailer mi? Güzel maç olacak, artık "vasat maç" istemiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Danimarka): &lt;/b&gt;Dennis Rommedahl... Bu konuda birçoğumuz hem fikiriz sanırım. Uzun süredir ortalardan kaybolmuş Rommedahl bugün yeniden doğdu sanki. Sağ kanatta coştu resmen. Biçerdöver gibiydi o kanatta. Galibiyetin mimarıda O oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Kamerun): &lt;/b&gt;Pierre Webo... Dünyaları kaçırdı. "Kaçırdıi kaçırdı ,kaçırdı, kaçırdı..." O'nun ve Kamerun'un bu maçtaki özeti niteliğindeydi bu. Bu kaçırmalarla Kamerun'da ikinci tur şansını kaçırdı. Kulüplerinin oynucuları olmaya devam edecekler hepsi, ama "eski" süprriz sever Kamerun'u özleyeceğiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu maçla Kamerun galibiyet hasretini "9'a" çıkardı. Le Guen bu maç için belki suçlu değil, ama geri kalan 8 maç? Danimarka ise yola devam için çabalamaya devam edecek. İki Avrupa takımı birlikte mi çıkacak, yoksa "Hattori Kenzo" devreye girip ortaya iyi bir "Samurai Kılcı" mı çıkaracak? İşte bu cevapları alacağız bir kaç güne...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB04JKEAmLI/AAAAAAAAAH4/fVGgh3Zeh5g/s1600/610xdee_U8SBD_580x410.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="278" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB04JKEAmLI/AAAAAAAAAH4/fVGgh3Zeh5g/s400/610xdee_U8SBD_580x410.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6378279224817480107?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6378279224817480107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/kamerun-ktasnda-kalyor-evine-donuyor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6378279224817480107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6378279224817480107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/kamerun-ktasnda-kalyor-evine-donuyor.html' title='Kamerun &quot;Kıtasında&quot; Kalıyor, &quot;Evine&quot; Dönüyor'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB04JKEAmLI/AAAAAAAAAH4/fVGgh3Zeh5g/s72-c/610xdee_U8SBD_580x410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1783319872707768885</id><published>2010-06-19T12:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T12:52:05.372-07:00</updated><title type='text'>Ahh! Bu Kartlar, Ohh! Bu Penaltılar...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk maçlarında "çok beğenilmiş" ve "karşısındaki"nin çok beğenilmesine neden olan iki takım karşı karşıyaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İki takım içinde çok acayip benzerlikler vardı ilk maçlarla. Özellikle Gana leyhine... İlk maçta bence çok güzel oynadılar. Sırpları "güçleriyle" ne kadar yıprattıklarını zaten konuşmuştuk. O maçta Muntari ve Essien gibi iki üst düzey oyuncusu yoktu birde. Bugün Muntari'de sahadaydı. Tabi çok etkili değildi, son maçta O'nun vereceği destek takımı nasıl etkileyecek bakalım Almanlar karşısında. Benzerlikler dedik ya, iki maçtada "Dünyaları" kaçırdı Gana, iki maçtada rakip 10 kişi kaldı ve yine iki maçtada penaltıdan gol buldu Asamoah Gyan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Avustralya ise iki maçtada 10 kişi kaldı. Ama bu maç şunu gösterdi ki Almanlar iyi top oynuyor. Bir düşünelim, 10 kişiyle Sırpları dün çok zorladı Alman takımı. Gana'nın, hemde "iyi oynayan" Gana'nın berabere kaldığı Avustralya'yı 4'ledi. Almanlar önünde Gana'nın işi çok zor. Avustralya'ya gelince. Benim takım için " en önemli liderler" gördüğüm 3 oyuncudan ikisi atıldı ilk iki maçta. Bir tek Emerthon sahadan atılmadı. İlk maç Cahil yaktı, ikinci maç Kewell... Kewell'ın atılmasını sabaha kadar tartışırız, aslında tartışmaya gerek yok gibide geliyor bakınca, olay ortada(!). Rosetti'yi neden sevemediğimi bir maçta daha anladım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç en güzel maçlardan biriydi. Dün yazmıştım, kupa iyiye gidiyor diye. Gerçekten gidiyor. Dünkü İngiltere-Cezayir maçından bile zevk aldım ben. Zaten maça "İngiltere" açısından bakanlar zevk alamamış onu farkettim. "Cezayirciler" için çok zevkliydi valla... Bu sabah ki Hollanda maçıda az sıkıcıydı, ama onun dışında "futbol geri döndü".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu maçta bir o kalede, bir bu kalede oynandı. 10 kişi kalan Avustralya, son maçta şanslı olma adına hiç geri adım atmadı. Gana'da ilk maç gözlemimiz aynen devam ediyor! Geriden çok güzel çıkıyorlar, orta sahayı iyi geçiyorlar, hepsine eyvallah. Ya şu son vuruşlarıda tam yapsanız ya arkadaş! Son toplarda, pas olarakta, şut olarakta sapıtıyorlar... Onu toparlamış olsalar şimdi "ikinci tur"u düşünüyor olacaklardı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Gana): &lt;/b&gt;Asamoah Gyan...İlk maçtada yıldızım O'ydu, yine O! Ama "yeter artık at şunları" diyesim geliyor. Çok fazla pozisyona girip çok gol kaçırıyor. Penaltılarla iş yaptı iki maçtır, Alman defansını hızıyla kesinlikle yoracaktır son maçta. Kendini geliştirmesi gerek, özellikle son vuruşları. Takımını ileriye sürükleyen "bir numaralı" oyuncu. Bu maçta aklıma 2002'nin Senegal'i geldi. O Senegal'deki "El Hadji Diouf"u hatırlatıyor bana. Ondan daha iyi bir kariyer yaşar umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Avustralya): &lt;/b&gt;Mark Schwarzer... Aslında 4 gol yemesine rağmen benim başarılı gördüğüm bir ilk maç oynamıştı gruplarda. Belki başka isimlerde öne çıkarılabilir Avustralya'da bu maç. Ama Schwarzer'ın hakkını yemiş olursunuz söyleyeyim. Çok başarılıydı bugün. Nasıl Gyan'a "çok kaçırdı" dediysek, O'nun kaçırdıklarını Schwarzer tuttu, çeldi, bozdu... "Kalecilerin" damga vurduğu maç sayısı çok fazla oldu. Schwarzer'da Avustralya adına bu maça bence damga vurmuştur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grubun son maçları için dünde çok fena olacak demiştik. Şimdi tam "cehennem" olacak. Bakalım kimler "iblis" kimler "melek" olacak, kimler "bulutlara" uçup, kimler "kazana" düşecek. Dananın kuyruğu koptu, pay etcekleri görelim 1. 2. diye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB0fzrTXjvI/AAAAAAAAAHw/LJcUHAZuId4/s1600/fft1mm1042887.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB0fzrTXjvI/AAAAAAAAAHw/LJcUHAZuId4/s400/fft1mm1042887.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1783319872707768885?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1783319872707768885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ahh-bu-kartlar-ohh-bu-penaltlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1783319872707768885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1783319872707768885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ahh-bu-kartlar-ohh-bu-penaltlar.html' title='Ahh! Bu Kartlar, Ohh! Bu Penaltılar...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TB0fzrTXjvI/AAAAAAAAAHw/LJcUHAZuId4/s72-c/fft1mm1042887.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3910110656788798585</id><published>2010-06-19T07:01:00.000-07:00</published><updated>2010-06-19T07:01:37.187-07:00</updated><title type='text'>Hollanda'yı Seven Jabulani...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Hollanda denildimi aklımıza ilk gelenler, hızlı futbol, mücadele, atağı düşünen ve akıcı oyun oynayan bir takım gelirdi. "-di" diyorum çünkü bu turnuvada hiç öyle değiller. Japonya'da, turnuvalara katılan, 2002'de evinde oynadığı futbolu unutulmayan vs. sayılabilir. Onlarda daha iyi gibi geliyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın başında Hollanda biraz çık daha hızlı gibiydi ilk maça göre, ama bu topu topu 10 dakika sürdü. O zamandan sonra Japonya maçı dengeledi. İlk yarıda bu şekilde devam etti aslında. Japonya ayağındayken etkili, topu Hollanda'ya bıraktığında "iyi defansı" uyguluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk maçlara kıyaslarsak Japonlar "karşıdaki" rakibin gücüne göre hemen hemen aynı oynadı bütün maç. Hollanda "şans" faktörünü şuana kadar en çok kullanan takım buda ayrı bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarıda "dengeli" ve bana göre, top Hollanda'nın ayağında ama oyun kontrolü Japonların elinde olan bir görünüm oluştu. İkinci yarıdaysa bir çoğumuz oyuncu değişiklikleriyle "belki" hareket gelir diye düşünmüşüzdür sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Değişiklikler nasıl olur diye düşündüğüm sıralarda ceza sahasından Van Persie'nin "bi gayret" dışarı çıkardığı topa "bildiğimiz" bir Sneijder vuruşu geliyor, kaleci çıkarır gibi görünecek bir gol geliyordu ve Jabulani ne kadar yuvarlak(!) olduğunu bu turnuvada birkez daha bize gösteriyordu. Hani 10 kez vurulsa başka top oraya sekmez belkide, ama adı "Jabulani" olunca nereye gitceği belirsizleşiyor. Birazcık Japon kaleci Kawashima'nında katkısı vardı tabi golü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Değişikliklerede değinelim biraz. Danimarka maçında hepimizin dikkatini çeken Elia yine oyuna giriyor ve yine sol kanatta hareket olmasını sağlıyordu. Ama bu sefer "esas" heyecanı yaratan PSV'li İbrahim Afellay oluyordu. İki tane "net" pozisyonda, gol vuruşunu sektiren Kawashima'yı geçemiyordu. Yinede boş alana kaçması, oyuna getirdiği hareketlilik "Hollanda'yı biz bu tür adamlarla bilirdik" dememize neden oluyordu. Gerçekten "ilginç" gollerin, "fantastik" hareketlerin takımı değil bu turnuvada Hollanda. Sanki Avrupa Şampiyonu olan Yunan takımı kıvamındalar, aradaki farkta "yıldız" bolluğu. Hepsi görev adamı olsa ikide iki yapıp bu gruptan çıkamazlardı sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Hollanda): &lt;/b&gt;Wesley Sneijder... Robben'in yokluğunda Van Bommel'le takımın liderliğini yapıyor. Her duran topta O var. Duran topların yanında golde de O'nun adı olunca maçında yıldızı oluyor haliyle. O'nun yaptığı açıklamalarada az dokunalım... Şampiyonlar Ligi'nin, Dünya Kupası'ndan iyi olduğunu söylemiş Sneijder efendi. Şampiyonlar Ligi'nin kalitesini tartışanı döverler onu geçtim. Ama sen gidip "tüm Dünya ülkelerinin" 2 sene boyunca maçlar yapıp, hazırlanıp katıldığı, 4 senede bir olan, "kulüp sevgisi"nin değil, "Bayrak Sevgisi"nin olduğu bir turnuvayı kıyaslayamazsın. Hadi kıyasladın böyle haksızlık yapamazsın. Şampiyonlar Ligi'de çoğu kişi sadece finalleri hatırlar, hele kendi tuttuğu takım değilse. Ama Dünya Kupası'nda kendi ülkesinin her maçını hatırlar. Benim yarım kadar izlemiş bütün Türk evlatlarını çevirin sorun, 2002'de ki unuttuğu maç var mı? Bu sözlerle belki İnter'lilerin gönlünü feth etmiş olabilir, ama Hollandalıların kalplerinide biraz kırmış olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Japonya): &lt;/b&gt;Marcus Tulio Tanaka... Hava toplarındaki etkisi, takımının oyunlarını kurmadaki görevi, geriden ileriye çıkışları çok etkiliydi. Bu oyununu sürdürmesi Danimarka maçındada büyük önem arz ediyor O'nun adına. İleride Hında bu maç çok yalnız kaldı. Gol yememyi düşünüyor belki Teknik Direktör Takeshi Okada, ama gol atmadan maç kazanamayacağınında az farkında olması lazım. Geride iyi Japonya, az ileride de birşeyler yapabilseydi Hollanda insanları yanıltmazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grupta bir çıkan belli oldu. İkinci kim olacak artık onun mücadelesi var. 3 takımında şansı devam ediyor. Jabulani destekli Hollanda grupları atlattı, bakalım diğer turlarda "şans" ve "Jabulani" bu kadar onlara hürmet edecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBzNrMjpdBI/AAAAAAAAAHo/sGj5Xp95GQs/s1600/_3_100619163908.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="258" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBzNrMjpdBI/AAAAAAAAAHo/sGj5Xp95GQs/s400/_3_100619163908.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3910110656788798585?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3910110656788798585/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/hollanday-seven-jabulani.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3910110656788798585'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3910110656788798585'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/hollanday-seven-jabulani.html' title='Hollanda&apos;yı Seven Jabulani...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBzNrMjpdBI/AAAAAAAAAHo/sGj5Xp95GQs/s72-c/_3_100619163908.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2942084080117350410</id><published>2010-06-18T14:47:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T14:47:20.010-07:00</updated><title type='text'>Sürpriz Üçlemesinin Sonu...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İki takımda ilk maçlarda kalecilerden yanmıştı. "Süt-Yoğurt ikilemi içinde Bir tarafta James, Diğer tarafta m Bolhi vardı. Maç için hakim olan kanı "İngiltere farklı alır"dı. Ama bugün için dedikya "Sürprilerin üçlemesi" diye, İngiltere kadar "sürpriz seven" kaç takım var şu futbol aleminde?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Maçla ilgili "kötüydü, uyudum" eleştirilerinede katılmıyorum. Defansı seven varsa bu maçı "dikkatle" ilemiştir. Öyle basit bir defansta yoktu. İki takımda gerçekten "savaştı"!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçla ilgili bir notta "vuvuzela" nın sesinin en az çıktığı maçtı. Tezahurat sesini duymak futbolda ne kadar güel birşeymiş bunuda hissettim kendimce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça dönecek olursak; hiç beklendiği gibi geçmedi en güzel tanımlama olur. İlk yarı-ikinci yarı diye ayırırım yazılarımda ama bu sefer 61dakika-29dakika-uzatmalar diye ayırıyorum. İlk 61 dakika, Cezayir İngiltere, İngiltere Cezayir gibi oynuyordu. Formaları değiştirsek, sırıtmazdı sanırım. Bununla beraber son 29 dakikada İngiltere "az bişi" özüne döner gibi olmuştu. Ama Rooney o kadar formsuz ki ileriye giden toplar pozisyon olmadan geri döndü İngiltere'ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İki takımın defansıda çok başarılıydı bugün. Az dikkatli izlediyseniz ortasahalar çabuk geçiliyor ama ceza sahası civarında müthiş etkiliydi iki tarafta. Cezayir defansı bir tık daha yukardaydı sanırım. Özellikle Bougherra öyle kritik "aralara girme" yaptı ki takdir edilesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İngiltere için Beckanbauer çok çarpıcı açıklamalar yapmıştı. Sert çıkışlar olsada haklı çıktı bu sözlerinde. İngiltere, o kaliteye, o derinliğe rağmen çok vasat oynuyor. İleride ne yaptığını bilemiyorlar. Tek bildikleri defans. Ondada birazdan aşşağıda bahsediceğiz kimin başarısı olduğunu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grup sabah karışmıştı, sebze çorbası oldu(!) Son maçlar çok acayip, yenenler çıkar-yenilenler elenir. Beraberlik yeten tek takım Slovenya. Onlarda "biz yatalım beraberliğe" derlerse İngiltere vurur geçer. Bugünkü maçın kasedini şu 4-5 gün yalayıp yutsunlar, hatta rüyalarında bile maçı oynasınlar, yoksa İngiltere ve diğer kazanan bu grubu götürür...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Cezayir): &lt;/b&gt;Ryad Boudebouz... Sol kanatta "YHT(yüksek hızlı tren)" gibiydi. Gitti geldi. Çok tehlikeli ataklar yarattı, bir o kadar tehlikelilerde daha başlamadan bitmesinin başrol oyuncusuydu. Ona yardımcı olanlarıda unutmayalım, Ziani, Yebda, Kadir, hepsi çok iyiydi. Zamanla oyundan düştülerde tabi, çünkü çok büyük efor sarfettiler ilk 60 dakikada. Bu eforu devam ettirirlerse ABD'yi baya zor bir maç bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(İngiltere): &lt;/b&gt;John Terry... Dünya'nın en iyi defans oyuncularından. Buna "hayır" diyen çıkmaz diye düşünüyorum. Yaşadığı sıkıntılar, kaptanlığın elinden gitmesi, herşeye rağmen sahaya yüreğini koyan bir numaralı oyuncu takımda. Belki Cezayir'in "daha üst düzey" bir forveti olsaydı bu kadar meth etmezdik O'nu. Ama tüm maç müthiş dikkatliydi. Tek başına defansı yönetti, atakları kesti. Rooney ve "malum orta ikili" O'nun kadar yürekli olsaydı inanın maç çok farklı olurdu. Terry bu şekilde devam eder son maçtada, ama "ya diğerleri?" sorusu esas sıkıntıyı yaratıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Günün 3 maçıda "sürpriz" bitti. Bu benim kendi kişisel görüşüm bunuda belirteyim. Ama sırf bahis oranları bile "sürpriz"i işaret ediyor. Bir daha böyle bir gün yaşanırmı bilinmez, ama bu takımların son maçları çok keyifli olacak gibi. Vuvuzelanın azaldığı, insan sesinin yükseldiği turnuvada, "futbol sesi" de artık daha fazla çıkmaya başladı gibi. Ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBvpUwDY39I/AAAAAAAAAHg/_CHlebd5eas/s1600/fft16mm1042362.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="282" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBvpUwDY39I/AAAAAAAAAHg/_CHlebd5eas/s400/fft16mm1042362.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2942084080117350410?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2942084080117350410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/surpriz-uclemesinin-sonu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2942084080117350410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2942084080117350410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/surpriz-uclemesinin-sonu.html' title='Sürpriz Üçlemesinin Sonu...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBvpUwDY39I/AAAAAAAAAHg/_CHlebd5eas/s72-c/fft16mm1042362.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3346675392385816903</id><published>2010-06-18T09:36:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T09:36:52.303-07:00</updated><title type='text'>İLK GERİ DÖNÜŞ!!!</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maç yazılarımı, ilk maçları baz alarak yazıyorum bu sıra. Heralde "önceki maçtan" farklı oynayan takım şuana kadar Slovenya'dır. Cezayir kalecisinin "saçma" bir şekilde yediği golle galip gelmişlerdi. Diğer taraftada "favorilerden" İngiltere'den puan koparmış ABD vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın başında bir "14 dakika" denge vardı aslında. Ama tam o dakikada Slovenya, "turnuvanın en güzel golleirnden" biriyle maçta dengeyi bozan taraftı. Birsa öyle bir vurduki, Howard topu izlerken bizlerden farksızdı... Golün ardından Amerika bir süre yüklendi. Ama sahada Cezayir maçından çok farklı bir Slovenya vardı bu dakikalarda. Novakoviç çok etkiliydi Slovenya cephesinde. ABD biraz zorlamış ve baskıyı kurmaya başlamışken, bir tarafta golü çıkaran Breçko, Slovenya golünün mimarı oluyordu. Golü fillere yollayanda Ljubjankıç'ti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarının henüz başıydı. 2-0 geride olan takımlar ya maçtan düşer, ya sonlara bir gol atar kalır kaldığı yerde. "Geri dönüş" için erken bir gol müthiş moral getirir. Bu sözüme "Türkiye 15 dakikada 3 gol buldu" derseniz, "Herkeste Türk'ün hırsı olsa.." derim. Aslında "Türk'ün Aklı" ile ilgili birşey daha buraya yazılır ama o ayrı bir konu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu geri dönüşlerden birinin başlangıcını 48. dakikada "Amerikanın demirbaş" oyuncularından Landon Donovan'ından geliyor, Amerika diriliyor, bizlerde "turnuvanın en heyecanlı" maçını izliyorduk. Şuana kadar ki gerçektende en heyecanlı maç bu oldu. Güzel futbolu "ya tek taraf "oynuyor ya da "atan alır kampanyası" oluyordu... Sıkıcı beraberliklere birşey yazmak bile gelmiyor içimden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Donovan'ın golüyle Slovenler biraz afallamaya başlamıştı. ABD bu dakikalarda pozisyonlarda buldu aslına bakarsanız.Baya bir süre yine dengeye girdi maç Ya Slovenler kontrollü gidiyordu ya ABD.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Belli başlı birkaç atak sonunda ABD 81.dakikada aradığını "Oğul Bradley"in ayağından buluyordu. Bu dakikadan sonra sadece 1 Slovenya atağı oldu. Oda gayet kısır bir ataktı. ABD, son 10 dakika maçı karşıya yıkmıştı ve çok zorluyordu. İlk golün sahibi Donovan, sağ kanattan bir freekick kullandı ve gelen topta kaleyi buluyor ama maçın hakemi Koman Coulibaly faul gerekçesiyle golü vermiyordu. Kendi adıma "bence goldü" derim. Pozisyonu 2-3 kez verdiler, görünen herkesin birbiriyle "haşır-neşir" olduğu bir pozisyondu. Öyle birini tutup yere çalanda yoktu. Neyse olan oldu sonuçta hakem ABD'yi söğüş yapıp Cezayir galibiyetini "kesin" alması gerektiğini söylemiş oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(ABD): &lt;/b&gt;Landon Donovan... Herzaman "ABD Futbol Milli Takımı" denilince aklıma gelen ilk isim olmuştur. Ne Howard ne başkası, ilk "Donovan" soy adı kafamda oluşur. Maçın "sıkı" bir ikinci yarıya sahne olmasını beklerken, daha 3 dakika dolmamışken bulduğu gol, oynadığı oyun, takımına yaptığı liderlik maçı "neredeyse" ABD'ye getiriyordu. Yinede bu 1 puan bile çok önemli onlar için. Son maç Cezayir'le. Kimseye "kolay takım", hiçbir maça "Oooo farklı alır bu takım" diyemiyoruz. Bir kart çıkıyor, hepimiz çataldan dönüyoruz. Yinede ABD büyük favori çıkacak o maça. Donovan ve arkadaşları o maçı almak için şu 45 dakikayı oynasa yeter belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Slovenya): &lt;/b&gt;Milivoje Novakoviç...Gol atmadı belki, ama çok iyi bir ilk yarı oynadı. Takımı adına en çok çabalayanlardandı. Sadece O'nu yazmak haksızlık olur. 2. golün mimarı Breçko, şuana kadar ki "en güzel gol" sahibi Birsa... Slovenya çok farklıydı bugün. Ama ABD "inanan" takımlardan. Her zaman öyleler. Aslında bunu onların milliyetçi duygularına veriyorum. ABD sporlarını takip edenler ne demek istediğimi gayet iyi anlar. "Su Topu Müsabakasında" bile marşlarını çalar, söylerler. Slovenya'da hırslı memleketlerdendir. Bu hırsı "az daha yüksek" tutarlarsa son maçta İngiltere'ye tokat atabilirler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gruplardaki mücadele bizleri havaya sokmaya başladı. İkinci maçlar öncesi gruplardaki, temennim "artık başlanılsın oynamaya" idi. Başlanıldıda... İki takımda şansa sahip, kaderleri son maçlarda resmedilecek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"İlk Geri Dönüş"ü ABD yaptı... Daha nice geri dönüşler görürüz umarım. Ama "her geri dönüşte" 2008'i hatırlamıyormuyuz? Keşke bu "geri dönüşleri", oraya" gidiş" bileti alıp biz yapabilseydik...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBugjrKAF9I/AAAAAAAAAHY/Ii9fxToFrE8/s1600/fft1mm1041616.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBugjrKAF9I/AAAAAAAAAHY/Ii9fxToFrE8/s400/fft1mm1041616.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3346675392385816903?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3346675392385816903/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ilk-geri-donus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3346675392385816903'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3346675392385816903'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ilk-geri-donus.html' title='İLK GERİ DÖNÜŞ!!!'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBugjrKAF9I/AAAAAAAAAHY/Ii9fxToFrE8/s72-c/fft1mm1041616.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-177453043641809439</id><published>2010-06-18T07:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-18T07:52:20.728-07:00</updated><title type='text'>Biri Attı, Biri Tuttu, Biri Kaçırdı...!</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça bakınca, bol gol bekleyeninden, Almanya'nın rahat kazanacağına birçok düşünce vardı. Sırpların ise en fazla beraberliği kurtarabileceği öngörülüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın ilk başlarında Sırplar ilk maçtan çok farklı değildi. Daha buraya gelmemiş, oyundan uzak, iyi oyunun yanına yaklaşamıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Almanlar ise maçı ele almışlardı başlarda. Almanyayla ilgili gözüme çarpan birşey, ortasaha ve ileri uçta sürekli olarak kendi aralarında "rotasyon" yapıyor. Öyle bir döngü var ki şuana kadar turnuvada böyle iyi anlaşan takım gözüme çarpmadı açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçta Almanya atakları yapar, Sırbistan takımı Stojkoviç'le karşılarken, gol konusunda Dünya Kupalarının Almanya adına gelmiş geçmiş en iyilerinden Klose ikinci sarı karttan atıldı...37. dakikadan hemen sonra, sadece 1 dakika geçmişti ki Jovanoviç'in golü geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu golden sonra maç aslında seyrini değiştirmedi uzun süre. &amp;nbsp;Hele ilk yarının sonunda Khedira'nın direkten dönen topuyla sonuçlanan pozisyonda çok şanssızdı Almanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Almanlar için zaten maçın özetiydi bu söz; "Şanssızlar". İkinci yarıyada aynı hızla başladı almanlar. 10 kişi kim diye geçirdim hatta bu sıralar içimden. Almanlar saldırıyor, Stojkoviç karşılıyordu. Arada 1-2 kontraya çıkma çabası yeterli olmuyordu. Almanya ataklarını sıklaştırmıştı ve tam bu dakikalarda Vidiç "maça el attı"... Bu elin karşılığında, o anda birçok kişinin "atmasın" dediği Podolski topun başına geldi, atmadıda(!) Stojkoviç bunuda çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Almanlar bu penaltıdan sonra durmaya başladı yavaş yavaş. Merak ettiğim bir noktaydı bu durum. Aynı moralle devam "edebilecekler mi? yoksa duracaklar mı?", yavaşladılar ve durdular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kaçan penaltı sonrası Sırbista, 10 kişi olmanında etkisiyle yorulan rakibi iyice zorlamaya başladılar. 70'ten sonra, maçta o ana kadar hiç üstünlük kuramadıkları Almanya'ya baskılarını hissetirmeye başladılar. Arka arkaya 2 topu direğe takıldı Sırpların. Zigiç'in vuruşu üst direkten dışarı giderken, golün sahibi Jovanoviç sol direğe tosladı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Krasiç'in adı çok geçiyor bizim memlekette, az da O'na değinelim. Önce Beşiktaş'la, Masimov muhabbetiyle anıldı, şimdi Fenerbahçe'yle anılıyor. Juve'yle anlaştığıda çıktı tabi basında. İmza olmadıysa eğer Juve vazgeçebilir bu transferden. Müthiş formsuz... Abartıldığını düşünüyordum kendi adıma, şuana kadar haklıda çıkardı beni. Bazı oyuncular, bir dönem form yakalar, düşüşe geçer. Krasiç'te bu sene galiba bunu yaşadı. Bakalım son maçta grupta Avustralya'ya karşı neler yapacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maç böyle böyle devam etti, Sırplar üstünlüğünü korudu, Almanlara "cılız" ve son dakikalardaki şişirme toplarına izin veren bir görünüm sergilediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Sırbistan):&amp;nbsp;&lt;/b&gt;Milan Jovanoviç-Vladimir Stojkoviç... Maçta biri "golü atan", diğeri "golü tutan"dı. Jovanoviç biraz şanslı olsa 2. golüde bulabilirdi. Stojkoviç'se penaltıyı kurtardı, daha onca çokta top çıkardı. Karşı karşıya pozisyonlarda çok başarılıydı özellikle. Dokunmasa dahi alan daraltmayı çok iyi yapıyor. Benim en çok dikkatimi çeken özelliği buydu. Sadece iki kişiyle olması zor olan bir işi, bu ikili başardı. Şimdi Avustralya maçı önem kazandı onlar adına.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Almanya):&amp;nbsp;&lt;/b&gt;Lukas Podolski... Maçın yıldızı olabilecek bir numaralı adamdı. O kadar parlayabilirdiki Mesut'un filan adını anmazdı kimse bi süre. "Dünyaları kaçırdı" derler ya, Podolski "galaksi yuttu" bugün... Hele penaltı... Podolski'nin gününde olmadığını, son vuruşlarda başarısız olduğunu bir bizmi gördük? "Sen at" diyecek başka kimse mi yoktu? Neyse... Maçın her türlü "kahramanı" Podolski. 1-2 Vuruşu yapabilse "Süper Kahraman" olacaktı, olmadı "Kötülerden" oldu...&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup "karışanlar" arasına girdi... Her takımın "çıkma" veya "go home" durumu var. Son maçların tadı damağımızda kalacak gibi gözüküyor...&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBuH3YX0LYI/AAAAAAAAAHQ/m3BrxTP3kaE/s1600/_8_100618152256.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBuH3YX0LYI/AAAAAAAAAHQ/m3BrxTP3kaE/s400/_8_100618152256.jpg" width="295" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-177453043641809439?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/177453043641809439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/biri-att-biri-tuttu-biri-kacrd.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/177453043641809439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/177453043641809439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/biri-att-biri-tuttu-biri-kacrd.html' title='Biri Attı, Biri Tuttu, Biri Kaçırdı...!'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBuH3YX0LYI/AAAAAAAAAHQ/m3BrxTP3kaE/s72-c/_8_100618152256.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7499866482693335672</id><published>2010-06-17T14:03:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T14:03:07.471-07:00</updated><title type='text'>Domanech Saçların Lüle Lüle, Fransa Sana Güle Güle...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Heralde son 1 sene içinde, Fransa kadar "hak yiyip", "beddua" işiten olmamıştır. Meksika'nında, "ABD filmlerinden kalma" bir sempatisi vardır gözümüzde hani. İçten içe o ezikliklerini aşmasını isteriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın başında "az dengeli", ama bu dengenin Meksika cephesine kaydığı bir başlangıç vardı. O kadar yıldızı, üst düzey takımlarda oynayan oyuncuyu barındıran Fransa, "çoğu Avrupa'da" oynayan, iyi oyunculardan kurulu Meksika karşısında, "yavaş yavaş" siniyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk yarıyı idare eden Fransa, ikinci yarıda dahada düşmeye başladı oyundan. Git gide Meksika bastırıyor, Fransa çekiliyordu. Böyle anlardan birinde, araya öyle güzel bir top atıldı ki gol o pas geçtiğinde gelmişti zaten. Yan hakemi "devşirip" Türk yapalım. Sonrada bizim maçlarda oynatmaya başlayalım bence... Latife ediyorum canııım... Bu ofsaytı "benim" diyen hakem gözden kaçırabilir. Devam kararının golle süslenmiş oldu böylelikle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gol geldikten sonra Fransa, daha bir pasifleşmeye başladı. Meksika, rahatlamış, daha akıllı uslu oynuyordu. Zaten üstün oldukları maçta rahatlığıda ele alınca güzel güzel oynadılar(!) Fransa'yla... Fransa'nın biraz silkinip, Domanech'in kenardan birşeyler yapmasını beklerken, Abidal birşeyler yaptı ve penaltıyı buldu Meksika. "Bulduğunu bunamayan" 37'lik Blanco golü yapıp, galibiyeti getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Fransa, aldığı ahların hesabını veriyor. Sadece değinilen nokta belki İrlanda Cum. elemiş olmaları. Henry'nin "el tartısı, göz kararıyla(!)" &amp;nbsp;buralara gelen Fransa, Meksika'nın "sağlam" oyunuyla buradan gidiyor... Meksika o "altı beyaz, üstü yeşil" formalarla İrlandalılara "selamı"da çaktı tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Meksika): &lt;/b&gt;Javier Hernandez... Manu'lu oyuncu "al da at"lık pası attı, yıldızda oldu. Marquez'i esgeçmemek lazım. Gerçekten enfes bir paso attı Hernandez'e. Aslında tek iyi o değildi. Gio Dos Santos'ta ilk maçta Güney Afrika karşısında olduğu gibi etkiliydi. Aslında tek tek ayırmak haksızlık olur. 37'liğinden, 21-22'liğine hepsi inanmıştı Meksika'da bu maç için. Bu adamlar, bu inançla Uruguay'ı da geçer...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Fransa): &lt;/b&gt;Franck Ribery... Belkide maç içinde üzüldüğüm yegane adamdı Ribery. İyi bir sezon oynamış, Almanya'da kupa sevinçleri yaşamış, ama "En Büyük" iki kupada "finali kaçırmış" bir oyuncu olarak kaldı bu sene Ribery. 2010'u iyi mi, yoksa kötü mü hatırlar bilemiyorum. Şampiyonlar Ligi Finalini kaçır, Dünya Kupasına "öyle böyle" git, "kabiliyetsiz" bir T.D yüzünden onu daha fena kaçır... Ne şans ama. Bu maç içinde, ayakta kalmaya çalışan tek adamdı. Galibiyeti kovalayanda... Ama 2-0 olunca obile "bizden bi halt olmaz" diyip maçı bir kenara bıraktı, sonucu kabullenmek zorunda "bırakıldı"...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup için çok bir söze gerek yok, Uruguay-Meksika, en kötü ihtimalle, kardeş kardeş çıkarlar bu gruptan. Fransa oyuncuları artık "tatilde hangi memlekete gitsem" hesabına başlamışlardır bile. Fransa bu sonucu haketti. Oyunundan, hocasına, federasyon başkanından, "malum efsanesine" haketti. Domanec'in o "lüle lüle" saçlarını artık görmeyeceğiz, enazından buna sevinebiliriz. Buarada şuda var ki, bize yapılan Euro 2016 ve İrlanda'ya yapılan playoff haksızlıklarından sonra Platini'nin mutsuz olduğunu bilmek paha biçilemez...!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBqNZK1JBhI/AAAAAAAAAHA/qC7jTsL69J4/s1600/fft1mm1040808.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBqNZK1JBhI/AAAAAAAAAHA/qC7jTsL69J4/s400/fft1mm1040808.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7499866482693335672?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7499866482693335672/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/domanech-saclarn-lule-lule-fransa-sana.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7499866482693335672'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7499866482693335672'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/domanech-saclarn-lule-lule-fransa-sana.html' title='Domanech Saçların Lüle Lüle, Fransa Sana Güle Güle...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBqNZK1JBhI/AAAAAAAAAHA/qC7jTsL69J4/s72-c/fft1mm1040808.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3498469430626719135</id><published>2010-06-17T10:14:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T10:14:27.477-07:00</updated><title type='text'>Ah Kaita, Vah Kaita...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Mça başlarken hakim görüş şuydu; "Nijerya bu maçı alır, son maç Güney Kore ile final oynar." Tuttu mu? TUTMADI!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bende yukarıdaki görüşe sahip olanlardandım. Nijerya çok güvendiğim bir takımdı. Ama olmadı. Futbol böyle birşey işte. Bir kişinin gereksiz hareketi bütün bir maçı götürebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maça aslında Nijerya iyi başladı. Sazı eline almış bir görüntü içindeydi. Yunanistan, önceki maç içinde dediğim gibi oynuyordu. Eskisi kadar "kemik defans" olayını uygulamıyordu, daha bir "kıkırdak"tı... Nijerya'nın pozisyon bulacağı aşikardı, ama gol alakasız bir şekilde geldi. Yaklaşık 40 metreden Kalu Uche'nin yaptığı sert orta kaleyi buldu. Golde Odemwingie'nin payıda yadsınamaz. Herkesi ters köşeye yatırdı resmen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Bu golle daha bir moralli oynuyordu Nijerya. Hatta ilk yarıda 2. golü bulabilirler belki diye içimden geçiriyordum ki "O" an geldi çattı. Dakikalar 33'ü gösteriyordu ve Torosidis-Sani Kaita karşı karşıyaydı. Torosidis'in topun taca çıkması için verdiği uğraşa sinirlenen Kaita, bir anlık gafletle tekme savurdu. Denk gelmemesi bile kırmızı kart nedeniydi zaten... Böyle üzücü bir olayı nasıl kaldıracak Kaita, düşünmek istemiyorum. Allah kimseye vermesin doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; O dakikadan sonra işler tersine döndü. "Defans Hastası" Otto Rehhagel, Samars'ı oyuna sürüyor ve bir Defans oyuncusu alıyordu. Çok geçmedende golü buluyordu Yunanlar...Devrenin bitmesine kısa bir süre kala Salpingidis'le 1-1'lik beraberlik tabelaya yansıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarıda Nijerya hızlı başladı aslında. Hele bir kaç pozisyon vardı ki atamayanı döverlerdi ki dövüledebilirler... Obari karşı karşıya kaçırdı mesela. O golü atsa bu sefer "moralman düşen" Yunanlar olacaktı. Bu hızlı başlamadan sonra Yunanistan işi "Guitar Hero"ya döktü. Gitarı çalan onlar, oynayan Enyeama, izleyen geriye kalan 9 Nijerya oyuncusuydu. 71.dakikada Torosidis'in golü geldi. Bu maçında skorunu ilan etti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Yunanistan): &lt;/b&gt;Vasileios Torosidis... Yaptığı 2 hareket maçı getirdi Yunanistan'a. Maç berabere bitse belkide "mnaçın adamı" kısmındaki burayı haketmiş olacaktı, ama Yunanlar alınca "el mahkum" kaldı. Kaita'yı attırması oyunun bütün üstünlüğünü Yunanistan'a taşıdı. Belki isteyerek, belki istemedendi oradaki münakaşa ama "maçtaki münakaşa" tek takım ve rakip kaleci arasına döndürdü oyunu. Bir istatistikte geçelim, Yunanistan maç boyunca 25 şut atmış ve bunların 11'i kaleyi bulan şut. Torosidis'in maçın yıldızı olmasının diğer nedenide attığı gol tabii ki. Zaten "oyunu getiren adam", "maçı getiren golü" atınca "yıldız" olmayı haketti. Buarada Karagounis bu takımın herşeyi gibi geliyor bana. 1-0 Nijerya öndeyken bütün toplar O'na atılıyordu. Torosidis, beklenmeyen adamdı ve beklenmeyen 2 hareket maçı böyle getirdi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Nijerya): &lt;/b&gt;Vincent Enyeama... Nijerya'nın iki maçtır herşeyi. Ama O'nun müthiş çabası galibiyet almaya, hatta puan almaya dahi yetmedi. Ah O kırmızı kart... Bizi bu "turnuvanın şuana kadarki en iyi kalecisi"ni izlemekten alı koyacak. Müthiş işler yaptı bugün yine Enyeama. İkinci golde biraz hatası vardı, ama hatasız kul muhabbetine giriyor bu durum. Seneye "iyi" bir takımda görmemiz sürpriz olmayacak kendisini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grubun ne olacağı karıştı. Kore çok büyük avantaj yakaladı bu sonuçlar. Nasıl sevindiklerini tahmin edebiliyorum. 3 Puanları var ve Nijerya'dan alacakları bir beraberlik bile onları bir üst tura taşıyabilir. Yunanistan'ın, "Arjantin'in yedeklerini dahi yenmesi çok zor. Nijerya 10 kişi kalmasa bu maçı her türlü alırdı. Şuan itibariyle "en karışık grup" ünvanını eline geçirdi B Grubu. "Tek maç önemsencek" derken "iki" maçta önemli bir hal aldı. Bakalım neler olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpX3b3rikI/AAAAAAAAAG4/mC7qdKuN83A/s1600/fft1mm1040401.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpX3b3rikI/AAAAAAAAAG4/mC7qdKuN83A/s400/fft1mm1040401.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3498469430626719135?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3498469430626719135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ah-kaita-vah-kaita.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3498469430626719135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3498469430626719135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ah-kaita-vah-kaita.html' title='Ah Kaita, Vah Kaita...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpX3b3rikI/AAAAAAAAAG4/mC7qdKuN83A/s72-c/fft1mm1040401.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-275897986653572943</id><published>2010-06-17T09:30:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T09:30:42.139-07:00</updated><title type='text'>Dünya Kupaları Gol Sayıları,Gol Ortalamaları...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Malumunuzca, az kısır, az da sıkıcı, "vuvuzela" sayesinde "kulakları tırmalayıcı" bir Dünya Kupası geçiriyoruz. Kendimce "Atılan gol sayıları ve gol ortalamalarına" bir göz atmak istedim. Bakalım bu turnuva "şuana kadar olmasada", "yüksek gollü" turnuvalara yetişebilecekmi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;1-1930 Uruguay: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 70, Maç Başına 2,69&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2-1934 İtalya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı 70, Maç Başına 4,12&lt;br /&gt;&amp;nbsp;(Not::Eleminasyon sistemiyle oynanmıştı o yıl)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3-1938 Fransa: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 84, Gol Ortalaması:: 4,67&lt;br /&gt;&amp;nbsp;(Bir diğer eleminasyonlu turnuva)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;4-1950 Brezilya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 88, Gol Ortalaması 4&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;5-1954 İsviçre: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 140, Gol Ortalaması: 5,38&lt;br /&gt;&amp;nbsp;(Türkiye'nin katıldığı ilk turnuva)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;6-1958 İsveç: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı:&amp;nbsp;126, Gol Ortalaması: 3,6&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;7-1962 Şili: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 89, Gol Ortalaması 2,78&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;8-1966 İngiltere:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Atılan Gol Sayısı: 89, Gol Ortalaması:: &amp;nbsp;2,78&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;9-1970 Meksika: A&lt;/b&gt;tılan Gol Sayısı: 95, Gol Ortalaması:: &amp;nbsp;2,97&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;10-1974 Batı Almanya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 99, Gol Ortalaması:: 2,61&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;11-1978 Arjantin: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 102, Gol Ortalaması:: 3,19&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;12-1982 İspanya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 146, Gol Ortalaması:: 2,81&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;13-1986 Meksika: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 132, Gol Ortalaması:: 2,54&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;14-1990 İtalya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 115, Gol Ortalaması:: 2,21&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;15-1994 Amerika Birleşik Devletleri: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 141, Gol Ortalaması:: 2,71&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;16-1998 Fransa: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 171, Gol Ortalaması:: 2,67&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;17-2002 Japonya-Güney Kore: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 161, Gol Ortalaması:: 2,52 (Türkiye 2. kez katılıp, 3. oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;18-2006 Almanya: &lt;/b&gt;Atılan Gol Sayısı: 147, Gol Ortalaması:: 2,03&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;19-2010 Güney Afrika: &lt;/b&gt;Fransa-Meksika maçı öncesine kadar oynanan 19 maçta 34 Gol atılmış ve 1,79 ortalama olmuş durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;2010'un çok gol olanları şuanda zor gözüküyor. Ama gruplarda ikinci maçların oynanmaya başlamasıyla, gol sayılarıda artmaya başladı. Kim bilir belki yetişir ve güzel goller izleriz bundan sonra...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpNZdltxEI/AAAAAAAAAGw/HVQX0MTY3EM/s1600/d%C3%BCnya+kupas%C4%B1.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpNZdltxEI/AAAAAAAAAGw/HVQX0MTY3EM/s400/d%C3%BCnya+kupas%C4%B1.jpg" width="300" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-275897986653572943?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/275897986653572943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/dunya-kupalar-gol-saylargol-ortalamalar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/275897986653572943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/275897986653572943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/dunya-kupalar-gol-saylargol-ortalamalar.html' title='Dünya Kupaları Gol Sayıları,Gol Ortalamaları...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBpNZdltxEI/AAAAAAAAAGw/HVQX0MTY3EM/s72-c/d%C3%BCnya+kupas%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-163916513936654754</id><published>2010-06-17T07:09:00.000-07:00</published><updated>2010-06-17T07:09:29.226-07:00</updated><title type='text'>İnansak mı? İnanmasak mı?</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Yıldız ve formda oyuncuların fazlalığı ortada olan Arjantin, iki maçta grup liderliğini garantiledi. "Şampiyonlar Ligi Finali" finalinde oynayan defans göbeği var, şampiyonluklar yaşamış oyuncuları var, birde Maradona(!) var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Güney Kore, futbol olarak ve verdiği zevk olarak, gruplardaki ilk maçlar sonunda "göze en hoş gelen" 3-4 takımdan biridydi. İlk maç için ParkX2'yi &amp;nbsp;öne çıkardım bende kendimce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu maça dönecek olursak. Arjantin gerçekten çok iyi başladı. İlk maçta herkesin eleştirdiğinin aksine, sahada "beklenen" Arjantin vardı. Kore ise sanki Yunan maçında herşeyini ortaya koumuş gibiydi. Ama maçlar böyledir. Nasıl başlayıp, nasıl devam edip, nerede son bulacağı belli olmaz. O güzellikte bir maçtı bu maç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dakikalar 17'yi gösterirken, Chu Young Park'ın ayağına çarpan "Jabulani" kaleyi buldu. Uruguay-Güney Afrika maçında, Forlan'ın ilk golünde numarasını yapmıştı top. "Dengesiz" diyenleri bu maçtada haklı çıkardı. Dünkü golde, "birden inişe geçme" özelliğini görmüştük, dikkat edin "aut" a giden toplar bile "aniden" inişe geçiyor. Uzak şutlardaki etkinliğiydi bu topun. Bu günde "şaşırtma" özelliğini gördük. Top ufacık bir dokunuşla kaleyi buldu ve gol oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Golden sonrasında 2-0'ı da bir başka duran toptan buldu Arjantin. Bu skor maçı rölantiye almışken, devreye 2-0 gidilcek diye beklerken, bir anda Kore golü geldi. Kaleciyle karşı karşıya kalan Chung Young Lee devreye 2-1 girilmesini sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarıya Kore "Yunan" maçındaki havasında başladı. Daha dengeli bir hal aldı maç. Arjantin'de "durgun" görünümüne geri dönmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın 70-75 dakikaları arası "kırılgan" dakikalardı. O dakikaya kadar dengeli olan oyun, Kore leyhine bir hal almıştı. Önemli ataklar geliştirdi, ama bir türlü 2-2'yi bulamadılar. 75. dakikada Agüero değişikliğinin hemen arkasından Higuain, Messi'nin direkten dönen topunu tamamlayıp "Hançeri Kore'nin böğrüne" sapladı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir eleştiri Maradona'ya. Maçın "dengeli" gittiği dönemlerde hiçbir değişiklik yapmadı. İlk yarıdaki Samuel'in sakatlığıyla erken yapılan değişiklikten sonra uzun süre bekledi. Kadrosu bu kadar derin ve bu kadar kaliteli olan bir takımın hocası niye bu kadar bekler anlamış değilim. "Kenardaki Maradona" şimdilik sınıfta kalmış durumda gidiyor. Puanları toplayabileceği rakipler Arjantin için Nijerya ve Güney Kore. Çünkü beklenti çok büyük Arjantin'den. Bu kadro "sihirbazların" elinde olsa neler yapar neler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Arjantin için bir notumda şu; "Kanat bekleri"nin, hücuma olan etkisini görüyorduk birkaç gündür. Heinze-Gutierrez hücuma etki etmedi pek. Zaten Arjantin buna ihtiyacı olmayan yegane takım belkide. Çünkü Di Maria-Messi o kadar etkili ki ihtiyaç duymuyor hücum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Arjantin): &lt;/b&gt;Gonzalo Higuain... Belkide 3 gol atmasa O'nu burada göremezdik. İlk maçta çok vasattı ve bneimde yerine Millito'nun daha yararlı olacağını düşündüğüm oyuncuydu. "Tam yerinde, tam zamanında" olması bugün O'nu, turnuvanın ilk hat-rick'ini yapan oyuncu olmasını sağladı. Tevez'e de biraz değinelim. İlk maçta "idare" etmişti. Bu maçta ikinci yarıyı "bitik" oynadı. Ama ilk yarınında kesinlikle en isteklisiydi. Gol bulamamak moralini bozabilir ilerleyen günlerde. İlk yarıdaki oyununu 60-65 dakikaya yayarsa, hem kendi yükselir, hem etrafındakilerin işini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Güney Kore): &lt;/b&gt;ParkX2... Çok etkisizdi iki Park'ta. Manu'lu olan iyi marke edildi maç boyunca. Orta sahaya yakın top almak istediğinde Mascherano dibinde bitti, ileride aldığında ise denfasın ilgisi O'na yöneldi. Monaco'lu Park'ta etkisizdi. Üstüne birde kendi kalesine gol atması daha kötü oldu O'nun adına. Bu iki oyuncunun "kilit" olduğunu söylemiştik Kore iin. Çok değil 70-75. dakikalar arası etkili olsalar 4-1'lik yenilgi olmazdı belkide...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grupta Güney Kore-Nijerya maçı belirleyici olacak görüşü hakim. Zaten en başında o maçı grubun ikincisi belirleyecek maç olarak söylemiştim. Ajantin "inanıp, inanmamakta" insanları şüpheye düşürüyor. 4-1 aldatıcı olabilir, ama "toparlayıcı"da olabilir. Şimdiden A grubundan gelecek rakibi düşünmeye başladılar, tek kesin olan şey bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBosgym_ySI/AAAAAAAAAGo/BQPEdGQgsGo/s1600/_3_100617160930.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="321" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBosgym_ySI/AAAAAAAAAGo/BQPEdGQgsGo/s400/_3_100617160930.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-163916513936654754?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/163916513936654754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/inansak-m-inanmasak-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/163916513936654754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/163916513936654754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/inansak-m-inanmasak-m.html' title='İnansak mı? İnanmasak mı?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBosgym_ySI/AAAAAAAAAGo/BQPEdGQgsGo/s72-c/_3_100617160930.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2107979580978261320</id><published>2010-06-16T14:05:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T14:05:09.895-07:00</updated><title type='text'>Avantaj Forlan-Suarez ile Geldi...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Güney Afrika, güzel açılış maçıyla ve Meksika'ya kafa tutar bir maç oynamış, ev sahibi avantajıyla birşeyler yapabilecek görünümdeydi ilk maçta. Uruguay'sa Fransa'yla sıkıcı bir beraberlik almış, kendilerini tam çözememiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bugün görünense şuydu; Güney Afrika "açılışın gazıyla" ilk maçta iyi işler yapmış, Uruguay'sa "puan yeter" kafasıyla oynamıştı ilk maçta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uruguay maçta baştan sona üstündü. Top tutmak istediklerinde tuttular, hızlandırmak istediklerinde hızlandırdılar. Fransa maçında ileride ki oyuncuların az kötü oynadığını, Forlan'ın yalnızlığını yazmıştım. Bu maç ileride toparlanınca Uruguay galibiyetide buldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Güney Afrika "büyük" oranda havlu attı. İlk maçta ki kadar iyi değillerdi, zaten skorda bunun kanıtı niteliğinde. 1-0 yenikken penaltı olması (ki aşşağıda değinicem), 10 kişi kalmak, tam beraberliği kovalamaya başlamak için &amp;nbsp;hareketlenceklerini belli ederken geldi. Buda onların işini bitirdi. Aslında Forlan'ın attığı şık gol olmasa, o dakikaya kadar yine beraberlik maçı izliyor gibiydik. Ama o golü yemesi Güney Afrika'yı kırılga, Uruguay'ı "hakim" kıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Uruguay): &lt;/b&gt;&amp;nbsp;Diego Forlan... Fransa maçındada O'nu seçmiştim yıldız olarak. "Yıldız" niteliğindeki adam değişik adamdır. Ne zaman ne yapacağı belli olmaz. Forlan'da, öyle beklenmedik bir gol attı ki Güney Afrika takımı baya bir süre kendine gelemedi, tam geliyordu ki "penaltı ve kırmızı kart" geldi. ilk maçta Forlan hiç destek alamamıştı. Suarez beklenilen çizgide değildi. Bu maçta herşeyi tersine döndürdü bu ikili. Suarez ataklarda baş rolü oynadı. Penaltıyı yaptırdı, rakibi 10 kişi bıraktı ve son asisti yaptı. Adam daha ne yapsın. Aslında Forlan'dan öne çıkarmak yanlış olur. Uruguay iyi bir derece elde ederse, "efsane ikili"ler arasına girebilirler. Birinden biri olmasa Uruguay'ın işi çok zor olur inanın. Çok güzel tamamladılar maç boyunca birbirlerini. Bu birlikte oyuna Cavani'de zaman zaman destek verdi. Bu ikili böyle oynarsa, defansif yönünde fena değiller işin, birşeyler yapabilirler, yapmamaları için sebep yok...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Güney Afrika): &lt;/b&gt;İtumeleng Khune... Evet! Kırmızı kart ve penaltı O'nu maçın adamı yaptı. İyi bir kalecinin yapmayacağı dokunuştu belkide. Ayağını o kadar uzatmasa takımı beraberliğe oynayabilirdi. Ama penaltı bence penaltı değildi. Tartışılacak bir olaydı. Khune'nin ilk maçtada olan "iyi" performansı bu maçla son buldu, büyük ihtimalle kupadaki son maçıydı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Hakemi: &lt;/b&gt;Massimo Busacca... Bir hakem, bir hareketle maçı bitirir. Busacca maçla birlikte Güney Afrika'yıda bitirdi. Maç yayınında "penaltı penaltı" diyenler, bizim memleketteki penaltılara çok alışmış. Suarez'e bir "dokunma" var evet. Ama bir düşüne bakın ne olur! Tiyatro bu kadar mı kötü oynanır !? Hadi oynamaya kalktın, hakemde yedi, ayıptır... Bizim melekette bu penaltı evet, ama dünyanın "hakem Busacca değilse" hiçbiyerinde böyle penaltı çalınmaz. Khune adamı düşürmek veya yanlış bir hareket yapmamak için baya yırtındı gözüktü bana. Zaten gözü topta. Biraz dikkatli bakın, değdiğinin farkında bile değil. Suarez akıllı çocukmuş, bizim lig içinde adı geçiyor, "tam bizlik" belli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uruguay müthiş bir avantaj yakaladı. Yarın olası bir Meksika galibiyetiyle birbirlerini yukarı taşıyabilirler. Fransa yenersede avantajları çok büyük. Afrika "evde kaldı". Bunu gördük artık. Fransa'yla prestij mücadelesi gibi bir maça çıkacaklar. İşleri gerçekten zor. Ama sırf ilk maçtaki yaşattıkları nedeniyle bile saygıyı hakediyorlar. Daha bir maç daha izletecekler bize, yine mücadele edeceklerdir, şüphe yok. Grubun kaderi yarın çizilir, ama kimin üstü çizilir veda eder daha belli değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBk8Yik741I/AAAAAAAAAGg/dlltNKTTjjw/s1600/_6_100616231227.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="292" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBk8Yik741I/AAAAAAAAAGg/dlltNKTTjjw/s400/_6_100616231227.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2107979580978261320?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2107979580978261320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/avantaj-forlan-suarez-ile-geldi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2107979580978261320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2107979580978261320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/avantaj-forlan-suarez-ile-geldi.html' title='Avantaj Forlan-Suarez ile Geldi...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBk8Yik741I/AAAAAAAAAGg/dlltNKTTjjw/s72-c/_6_100616231227.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6375577110522372501</id><published>2010-06-16T09:34:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T09:34:03.343-07:00</updated><title type='text'>Saat Bozan Saat Ustası !</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son Avrupa Şampiyonu ve "Arjantin'le final oynarlar, yol o yol" yorumları yapılan İspanya, Alplerden gelen serinlikle tanıştı. Güney Afrika'da kış mevsimi olduğunu biliyoruz artık. Buna birde "İsviçre soğuğu" eklenince, Del Bosque'nin öğrencileri dondu kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İspanya görünüşte baştan sona üstün gibiydi. İsviçre'nin dikkatli bakınca her atağı tehlikeli oldu. "Bu nasıl ikilem?" diye düşünürsek; İsviçre İspanya'nın pas yapmasına izin verdi, ama pozisyon bulmasına izin vermedi. İspanya'nın yakaladığı "net" sayılabilecek pozisyonlarda Benaglio'nun elinde patladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İsviçre, 2006'da, bizim malum maçta eleyip, finallere gittiğinde 3 maçtan 3 beraberlik almıştı. Defans konusunda zaten sıkıntıları yoktu. Özellikle Grichting benim en çok dikkatimi çeken oyuncuydu İsviçre defansında. Pozisyonların hepisne ya müdehale etti, ya etmeye çalıştı. Zaten bu kadar başarılı olmasa İspanya golü öyle ya da böyle gelirdi. Eren Derdiyok'ta çok etkiliydi. Golde ki payıda zaten ortada. Hele çalımlarla girdiği pozisyonda direğe takılmasa, çok güzel bir gol izletecekti bizlere. Bir parantezde Benaglio'ya. Wolfsburg'da zaten geçen yılki şampiyonlukta önemli payı vardı. Bu sene kulübü aynı başarıyı tekrarlamasada, İsviçre Milli Takımının kozlarından olacağı aşikardı. Yıllarda kalesinde sorun yaşamış İsviçre, böyle bir kaleciyi "devşirme" olsada bulmakta çok başarılı. Zaten Devşirme üstadı oldu İsviçre. Türk oyuncularında formu ortada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grubu geçtim, turnuvanın en büyük adaylarından İspanya, Dünya Kupaları sendromunu atlatmamakta kararlı. Daha ilk maçta yerden yere vurmamak lazım. İleri Uçtaki oyuncular belki azıcık kabiliyetli veya şanslı olsa beraberlikte çıkarabilirlerdi. Ama baştada dedim, İspanya "net" gibi pozisyonlara girdi, "net" değil. En çok heyecanlandıran pozisyon, sanırım Xabi Alonso'nun üst direği "ağlatan" şutuydu. O da "Şuttu"... Xavi-İniesta-Alonso 3'lüsünün pas ve "baş döndürme" ustalığını biliyoruz. Barça'da ki ikiliye Alonso'da katılınca daha bir fena oluyorlar. İlk yarıda &amp;nbsp;%75'lerde topla oynadılar. Ama o andaki yorumum "Bal yapamayan arılar" olmuştu. Sonuna kadar o "bal" oluşmayınca, istatistikler anlamsız kalıyor. 100 Milyon Euro'nun üstündeki fiyatlı iki oyuncu, Torres-Villa düzgün pozisyon bulamadı. Bunu İspanya bulmadı değil, "İsviçre vermedi" demek daha doğru olur. Bu kalitede olan bir takım mağlup oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son iki günle ilgili mini bir karşılaştırma yaparsak, "kanat bekleri" çok verimli olan 2 takım (Brezilya ve Şili) O oyuncular sayesinde galip geldi. İspanya'da, Sergio Ramos ve Capdevilla ikilisi, diğer bekler kadar iyi değildi. Defansif yönleri süper zaten ona laf yok, ama ileriye verdikleri destek tam yerinde değildi. David Silva'nın verimsizliğide Ramos'u etkilemiş olabilir, Silva çıkıp Jesus Navas girince, İspanya az daha kanattan geldi. &amp;nbsp;Bu "az daha" artış bile, o kadar pas yapan takım için yeterli değildi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(İsviçre): &lt;/b&gt;Ottmar Hitzfeld... Her zaman oyuncular "yıldız" olacak değil ya. Ottmar Hitzfeld, resmen bizi yedi. Hemde koca ilk yarı. Topu verdi İspanya'ya, "Alın siz paslaşın, atamazsanız karışmam" dedi ve karışmadı... İspanya'nın ABD maçını hatırlayanlar vardı. Orada çözmüş işi. Bizim elemelerde "çılgın" gibi oynayıp yenildiğimiz İspanya, "deli" gibi paslaştığı maçta, yenilmekten, Hitzfeld'in hezimetinden kurtulamadı. Kulüp kariyerine hayran olduğum, milli takımda "neden?" İsviçre'yi seçtiğini sorguladığım Hitzfeld, bana cevabımı verdi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(İspanya): &lt;/b&gt;Gerard Pique... Maçta "orta saha" dışında en çok koşan O'ydu. Aslında "mecburiyetten" en çok gördüğümüzde O'ydu. 1-0 giderken sürekli ileri gidip geri dönmek zorunda kaldı. Benim gözümde iyiydi. Daha vasat bir oyuncu yerinde oynasaydı İsviçre daha rahat yenebilirdi. Golün içinde olmasıda kendi şanssızlığı. Danimarka'lı Agger'e gol yazıldığı gibi buradaki şanssızlıkta Pique'deydi. Yanlış zamanda, yanlış yerde olmak böyle birşey...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Saatleriyle ünlü İsviçre, "saat gibi" bir orta sahaya sahip ve "saat gibi" oynayan İspanya'yı, "ustaları"nın kurnazlığıyla geçti. Şili bu sonuca üzülmüştür diye düşünüyorum. Ama görünen o ki, sürpriz beklediğimiz grupların aksine, en olmadık yerden "sürpriz" görebiliriz. "2 Kurt Hoca" İspanya'ya ve Del Bosque gibi "düz oynatan" adama fazla gelebilir, demedi demeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBj84vdhCAI/AAAAAAAAAGY/1czt2Wu_W7s/s1600/_8_100616172452.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBj84vdhCAI/AAAAAAAAAGY/1czt2Wu_W7s/s400/_8_100616172452.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6375577110522372501?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6375577110522372501/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/saat-bozan-saat-ustas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6375577110522372501'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6375577110522372501'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/saat-bozan-saat-ustas.html' title='Saat Bozan Saat Ustası !'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBj84vdhCAI/AAAAAAAAAGY/1czt2Wu_W7s/s72-c/_8_100616172452.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3864238611101235262</id><published>2010-06-16T06:57:00.000-07:00</published><updated>2010-06-16T06:57:58.360-07:00</updated><title type='text'>Ah 1-2 Gol Daha Olsaydı...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ben gibi birçok kişinin "sürpriz" adaylarındandı Şili. Belkide turnuvadaki en büyük "yıldız çıkarma" potansiyeline sahip takımlardan. Genç, canlı ve aç bir kadroya sahipler. Bunun yanına "değişik" bir hocada eklenince başarılı olabilecekleri gözle görünür bir durum. Takımın yaş ortalaması 23. Ayrıca "Güney Amerika Elemeleri"ni 2. olarak geçtiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hounduras, Kuzey Amerika elemelerinden geldi. Futbolla, Dünya Kupasıyla alakası olmayanlar bile adını duydu. Sebebi, yaşadıkları forma kriziydi. Zayıf kadroya sahipler, burası gerçek. Takımın en önemli oyuncusu David Suazo'da sakatlıktan dolayı oynayamayınca maçta çok zorlandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şili daha ilk dakikalarda ele aldı maçı . Zayıf gözüken rakibi karşısında Sanchez-Valdivia ikilisinin kurduğu ataklarla oyuna ağırlığını koydu. Takımını değişik bir dizilişle sahaya çıkaran ve bundan vazgeçmeyen Marcelo Bielsa, aynı taktiğe buradada devam etti. Bu taktik içinde en değişik iki oyuncu Arturo Vidal ve Mauricio İsla idi. İki oyuncu maçın kilit noktalarındandı, böylede devam edecek gibiler bu taktik içinde. Arturo Vidal, özellikle ilk yarıda bir geride top alan, bir ileride pozisyon yaratır görünümdeydi. Humberto Suazo bu kadroya eklenince, sağlıklı olursa işleri rahatlar gibi geliyor bana. Beausejour gol atmış olsada, ileride ki 3'lü yanında vasat gözüktü gözüme. Humberto "ilerilere" oynamak isteyen Şili için çok mühim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hounduras, neredeyse ileride hiçbir varlık ortaya koyamadı. Geride de biraz şansları, biraz Şili ileri uç oyuncularının kabiliyetsizliklerinden dolayı farklı yenilmekten yırttılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İki takımın "Suazo"larının oynamaması, son toplarda sıkıntı yarattı. Aslında "son toplar" Şili için sıkıntı yarattı. Honduras David Suazo'nun yokluğunda pozisyona dahi giremedi. Yerine maça başlayan Carlos Pavon etkiizdi. O'nun yerini bıraktığı Georgie Welcome, Şili 1-0'ın rahatlığını yaşadığından, biraz daha etkili gözüktü. Hounduras "hücumunu" yaratmaya çalışan iki oyuncu Alvarez ve İzaguirre idi. Defansada daha önemli şeyler yaptılar doğrusu. Alvarez, Hounduras'ın ileriye gitmede en çok çabalayan oyuncusuydu. David Suazo ne kadar bilinmez, ama mücadelelerine devam edecekler. İşleri ne yapsalar çok ama çok zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Şili)&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Alexis Sanchez... Turnuvanın "Wonderkid" &amp;nbsp;tabir edilen oyuncularından. Karşıdaki rakip kim olursa olsun başarı göstereceğini düşününlerdenim. Yanındaki oyuncularda O'nunla çok iyi anlaşıyor. Valdivia ile iyi anlaşıyorlar. Sağ kanatta oynadığında İsla'yla birlikte çok etkili paslaşmaları oluyor. Öbür kanattan, Vidal içeri kat ettiğinde bir anda boşa çıkarbiliyor. Taktiğe çok uygun oynuyor. Orta açmayıda, kenardan içeri girmeyide, çalım atmayı ve rakip eksiltmeyide çok iyi yapıyor. Son şutlarda az daha becerikli olması lazım. Maçın yıldızı, belkide ilerinin yıldızı olacak. Yarın, hem memlekette, hem Avrupa basınında transfer dedikodularında adı geçmeye başlar. Ayrıca kendimce bir not; İtalya Ligi O'na göre değil gibi. İspanya veya İngiltere liglerinde hem O rahat eder, hem biz "yeni bir yıldız" izleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Honduras): &lt;/b&gt;Emilio&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;İzaguirre... "Maçın Adamı" çıkarmakta kendi adıma en zor maç oldu. Hatta bir ara burayada "Şili'li" yazmayı düşündüm. Yinede benim gözümde en olumlu oyuncuydu İzaguirre. İşin defansif yönünde "en zor adam" olan Alexis Sanchez'le eşleşiyordu. Bununla birlikte ileriyede destek vermeye çabaladı maç boyunca. Kötü oynayan takımın içinde "şöyle böyle" iş yapan nadir oyunculardandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gruba 3 puanla başlamak önemlidir. Şili istediğini elde etti. Hemde "üst düzey" ve "Avrupalı" iki rabiyle oynayacağı maçlar öncesi moral buldu. Keşke birkaç gol daha izleseydik. 1-0 sahadaki oyunu anlatan bir skor olmadı çünkü. Maçı izlememiş, herhangi bir yazı-yorum okumamış bir kimse, "Amaan! Bu maçta öylesine oynanmış" diyebilir. Ama işin aslı şuana kadar, Almanya ve Güney Kore'den sonra en güzel ve akıcı oyunu Şili oynadı. Bu Şili çok şık, şıkta devam ederse bizi daha çok heyecanlandırırlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBjYLgNwxWI/AAAAAAAAAGQ/e2IMMMla6HI/s1600/_1_100616161253.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="178" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBjYLgNwxWI/AAAAAAAAAGQ/e2IMMMla6HI/s400/_1_100616161253.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3864238611101235262?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3864238611101235262/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ah-1-2-gol-daha-olsayd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3864238611101235262'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3864238611101235262'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ah-1-2-gol-daha-olsayd.html' title='Ah 1-2 Gol Daha Olsaydı...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBjYLgNwxWI/AAAAAAAAAGQ/e2IMMMla6HI/s72-c/_1_100616161253.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2428681010348043968</id><published>2010-06-15T14:04:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T14:19:41.209-07:00</updated><title type='text'>Beklenen-Beklenmeyen</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Brezilya en büyük favorilerden. Kumsaldan adam toplayıp gelseler, favori gösterecek insanlar var futbol dünyasında. Buna karşılık Kuzey Kore "kumsaldan topalanacak" kalitede gözüken bir takım. Ama iş, karşıdakinin "ne olduğu" değil "ne yapacağında" bitiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Daha Milli Marşlar okunurken hırs patlaması vardı sahada. Kuzey Kore, ülkesindeki sıkıntılar, Dünyadaki onlara bakış ve kötü imajı burada bir nebze olsun silmek, unutturmak amacındaydı. Bunun patlamasıydı belkide o tablo. Ülkelerindeki vatandaşlar, maçı canlı izleyemiyor ve 1gün sonra izleyebilecek durumda. Siz düşünün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu sıkıntılardan çıkıp gelen, hemde zorlu bir yolla buraya gelen Kuzey Kore Dünya Kupasını (birçok Avrupa takımına göre) %100 haketmiştir. Karşısındaki Brezilya'da beklenen oyunu oynamıştır. Zaten "futbol ülkeleri" içinde başı çeken sambacılar için kupa bile sürpriz değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça gelince... İlk dizilişleri gördüğümde "Maicon-Bastos" ikilisinin, ilerideki oyunculardan daha önemli olduğunu düşünmüştüm. Hem geriyi kontrol etme, hem de ileriye destek vermek zorundaydılar. Biraz düşünün, Elano, Kaka, Luis Fabiano'dan daha tehlikeli işler yaptılar. Brezilya Kanatları, gidip-gelme işini müthiş yaptılar. Zaten en tehlikeli ataklar hep kanatlardan başladı, ilk golde kanattan geldi. Robinho'ya da ayrı bir pencere açalım. Adam değişik bir adam. Yaptığı asisti kaç oyuncu yapabilir? Ben olsam atardım heralde o pozisyonda(!). Tarzı İngiltere Ligine uygun değil. Bu benim kişisel görüşüm. Dünya Kupası O'nun esas alanı, o alandada "babasının çiftliği" gibi oynayabilir. Az bişi oynadı, baya başarılı oldu. Şimdi diğer maçlarını görcez. Kaka, o yaşadığı sakatlık, sezonu formsuz bitirme ve bunların birleşimiyle etkisiz gözüktü. Toparlanırsa Brezilya iş yapar. Her zaman lazım onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Kuzey Kore Brezilya'nın etkili başlamasına kafa tutmaktan geri çekilmedi. Maç boyuncada bunu devam ettirdiler. Maça "duygusal" başlayan Tae Se Jong, Jong Jo Hong ve tek sayıyı kaydeden Jun Nam Ji maçta etkili isimlerdi. Onları "ezenler, hor görenler, ağır yenilgi" bekleyenler hayal kırıklığına uğradı biraz. Ömer Üründül dahi sürekli küçümseyici sözler söyledi. Dünya kupasına 32 takım gidiyor. Buraya girmiş her takımda öyle-böyle saygıyı hakediyor. Hocasından, oyuncusuna... Kuzey Kore "kağıt üstü severler" grubuna ders verdi bu maç Gördüğüm kadarıylada çoğu kişi "Ah be berabere bitseydi bari" dedi. Bundan sonraki maçlardada böyle devam ederler umarım. Heee unutmamak lazım ki "maçı çirkinleştirmediler" ve "ne olduklarını" bilerek oynadılar. Bu bile takdire şayan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Brezilya):&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Maicon... İnter'de müthiş bir sezon geçiren, 3 kupa ve altın madalya boynuna asan, Real Madrid'in peşinde olduğu ve olacağı adam... Turnuvaya damga vuracaklar arasında gibi görünüyor Maicon. Geriden, ileriye bu kadar etkili giden dünyada kaç oyuncu sayabilirsiniz ki? İnter'de attığı sürpriz gollere Brezilya'nın Dünya Kupasındaki ilk golüyle devam etti. Takım arkadaşı Bastos'unda diğer kanattan etkili olmasıda onu rahatlattı. Brezilya'nın bu turnuvada"en ve tek" büyük artısı belkide bu iki bek. İkiside oyunun iki yönündede çok etkililer. Ben az futboldan anlıyorsam Bastos'ta yakında "Ada'nın veya La Liga'nın" yolunu tutar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Kuzey Kore):&lt;/b&gt;Jun Nam Ji... 3 oyuncu gözüme çarptı Kuzey Kore'de. Bunlardan tabii ki golü atanda maçın adamı olmayı haketti. Tae Se Jong burayı alabilirdi aslında. Maçta, hem başındaki "duygu patlaması", hem de zaman zaman tek başına kaldığı Brezilya defansı arasında onları yormasıydı. Juan karşıkarşıya pozisyonda araya girmese, şuanda "Dunga'yı yollamaca" oynuyorduk... Bu 3 "kısık gözlü" adam, bu yenilgiyle umarım geri adım atmazlar ve renk katıp, "iyi" mücadelelerine devam ederler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup için Brezilya avantajlı konuma geçti. "Beklenen" Brezilya'nın bu galibiyeti, "beklenmeyen" Kuzey Kore'nin şaşırtıcı oyunuydu. Gördük ki Kuzey Kore'de öyle "kolpa" değil. Brezilya'ya kafa tutmak, üst düzey oyuncusu olmayan her takımın harcı değil. Geldikleri zorlu yoldan hakederek geldiklerini gördük. "Brezilyacılar" fazla sevinmesinler ayrıca. Portekiz maçıda, Fildişi Sahilleri maçlarıda çok fena olacak. Sıkıcı futbol görmeyiz umarım. "ÖLÜM GRUBU" adına yakışır başladı, böyle devam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBfqLV_8XjI/AAAAAAAAAGI/OGS2nJWaDPk/s1600/_4_100615230005.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBfqLV_8XjI/AAAAAAAAAGI/OGS2nJWaDPk/s400/_4_100615230005.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2428681010348043968?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2428681010348043968/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/beklenen-beklenmeyen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2428681010348043968'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2428681010348043968'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/beklenen-beklenmeyen.html' title='Beklenen-Beklenmeyen'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBfqLV_8XjI/AAAAAAAAAGI/OGS2nJWaDPk/s72-c/_4_100615230005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6810183968799544483</id><published>2010-06-15T09:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T09:25:04.868-07:00</updated><title type='text'>İlk Yarı, İkinci Yarı</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; G grubunun kimilerine göre en önemli mücadelesiydi. Brezilya grubun "lideri" daha oynamadan ilan ediliyor, ama futbolun güzelliklerinden birinin "sürprizler" olduğunu unutmamak lazım. İşte durum buyken, iki takımdan biri en azından kazanmak zorundaydı. Yazamın başlığınıda oluşturan ilk yarı bunun olmasına engel oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ne oldu ilk yarıda? Daha doğrusu "Ne olmadı?". Sahaya bakınca, hele gözucuyla maçı izlerseniz, "Vay arkadaş, ne mücadele var" bile diyebilirdiniz. Ama sürekli, birbirini hırpalayan, 45 dakikada Cristiano Ronaldo'nun 30-35 metreden yolladığı ve direkte patlayan füze dışında başka hiçbir action yoktu devreye gidilirken. Uzaktan kaleyi bulmayan birkaç şutlarda vardı, atlamayalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarıya gelindiğinde, takımlar içerde ne yiyip, ne içtiyse pozisyonlar arka arkaya geldi. Maç bir o kalede bir bu kalede oynanır oldu. Fizik gücünü artık ezberlediğimiz Afrika ülkelerinden, en önemli oyunculara sahip ve "Afrika'nın Brezilyası" ünvanını alan Fildişi Sahilleri, topu çok fazla ezdi. Belkide Kader Keita ve Drogba erken oyuna girse veya maça başlasa bu sıkıntıyı yaşamayacaklardı. Kesici özelliği "10 numara" olan oyuncular vardı genelde orta sahalarında. Bu oyuncular teknik Portekiz ortasahasını durdurdu. Bunu bir kenara not edelim, aynı şeyi Brezilya'yada rahatlıkla yapabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Portekizde ise Ronaldo, "Dünya'nın En İyi Futbolcusu" diye kıyaslandığı Messi kadar iyi değildi. Messi takımını sürükleyen yegane isimdi ilk maçta. Ronaldo'da bu ışık yoktu. Arjantin, Nijerya gibi bir başka Afrika ülkesiyle oynamıştı, tabii Fildişi, Nijerya'dan daha kuvvetli, Drogba yedek başlasa bile. En büyük hayal kırıklığı ise Deco idi Portekiz adına. Hiçbirşey yapamadı dersek doğru demiş oluruz. İkinci yarı yerini Tiago'ya bıraktı ve benim gözümde Portekiz'de maçın adamı olan Raul Meireles ön tarafta oynamya başladı. Az Ronaldo'yu da hareketlendirdi bu oyun. Ama sonuç...?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Gervinho... Kendimi haklı çıkarmak gibi olmasın ama bir tek golü eksikti maçta. Drogba'sız, ileride ne yapacağı merak konusu olan Fildişi Sahilleri'ni ileriye sürüklemeye çalıştı. Girdiği az pozisyondan birini değerlendirse "İkinciyiz" diyebileceklerdi bu maçta. 82'de yerini Keita'ya bıraktı. Keita'da son dakikalardaki baskıda önemli rol oynadı, atlamak olmaz. Drogba'nın girişi Fildişi için "süper ateşleyici" olmasada, birden oyuncularda "omuzların yukarı kalkmasına" sebep oldu. Bir takım, tek oyuncudan oluşmaz, bu hep kullandığım laf, ama "O" bir oyuncu, takımın güvenini sağlayabilir. Bazı oyuncular sahada olması bile güven sebebidir. Drogba'da "sağlıklı" haline ulaşırsa, Gervinho ile Fildişi'ni ileri taşıyabilirler, bunu hakediyorlarda...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Raul Meireles... Maçta görünmeyen işleri yapan adamları seviyorum. Raul Meireles'te bu maçta bu işleri yaptı. Deco-Tiago değişikliğine kadar oyunun "defansif", daha sonrasındaysa "ofansif" tarafına destek oldu. Fildişi ataklarına karşı koydu, Ronaldo'yu topla buluşturup katkı sağlamaya çalıştı. Çok yoruldu. Zaten "Yıldızım" ve "Maçın Adamı" tercihimde bu noktada dikkat çekiciydi. İkiside çok yoruldu ve oyundan alındılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ronaldo'lu Portekiz'e, biri sevabına "santrafor" versin. Arjantin'den birini alsınlar mesela(!) Santrafor sıkıntıları olması onların ileride top tutmasında sıkıntı yaratıyor. Ronaldo, Madrid'te Higuain, Benzama, Manu'da Rooney gibi oyuncularla daha rahat oynadığı için, Milli Takımda sıkıntı yaşıyor. Liedson bu kalitede gözükmedi. Kalitesi yükselir mi? Şüphlei bir nokta. Fildişi'nde herşey tamam, Drogba hariç... O'da "tam" olsun, bu turnuvanın en büyük sürprizi olabilirler. Maç sadece göz boyadı. Brezilya maçları bu iki takımın ve Brezilya'nın kaderini belirleyecek gibi....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBepQvVhOAI/AAAAAAAAAGA/YuNPNPU0Te8/s1600/_6_100615174047.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="343" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBepQvVhOAI/AAAAAAAAAGA/YuNPNPU0Te8/s400/_6_100615174047.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6810183968799544483?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6810183968799544483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ilk-yar-ikinci-yar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6810183968799544483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6810183968799544483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/ilk-yar-ikinci-yar.html' title='İlk Yarı, İkinci Yarı'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBepQvVhOAI/AAAAAAAAAGA/YuNPNPU0Te8/s72-c/_6_100615174047.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7692392474318542825</id><published>2010-06-15T06:56:00.000-07:00</published><updated>2010-06-15T06:56:08.363-07:00</updated><title type='text'>Slovakya Kuyusunu Kazdı !</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça bakında, buralarda yeni olan iki takım karşı karşıya geliyordu. Grupları değerlendirirken benim ve birçok kişininde değindiği, "Avustralya gölgesinde kalmış" bir Yeni Zellanda ve Avrupa'nın "parlayan" ülkelerinden biri Slovakya karşı karşıyaydı. Slovakya, bizim memleketten en çok oyuncu oynayan takım ayrıca, zaten çokça duymuşunuzdur bunu, bende ucundan değineyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maç başladığında Yeni Zellanda birçoğunuzu şaşırtmış olabilir. Ben şaşırmadım doğrusu. Hızlı başlamalarını bekliyordum. Özellikle "basketbol seyircileri" iyi bilirler. "Haka" gazıyla çok iyi başlar Yeni Zellanda maçlara. Karşıda kim olduğuda farketmez. Yine iyi başlayıp, bir kaç atak geliştirdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İlk yarıyı ben 3'e bölüyorum;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1- Yeni Zellanda'nın az üstün ve topa sahip olduğu bölüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 2- Slovakya'nın üstün olduğu bölüm,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 3- &amp;nbsp;Karşılıklı ataklarla geçilen bölüm...(Slovakya "tırnak ucu" kadar üstündü ama olsun.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci yarı başlayalı 5 dakika olmuşken Ankaragücü'lü Vittek'le golü buldu Slovakya. Aslında bu golün geleceğide belliydi. Yeni Zellanda, geliştirdiği ataklara, verdiği mücadeleye rağmen "kalitesizliği" ortada olan bir takımdı. Yıllardır Avustralya'nın gölgesinde kalmaları ve "rugby" sevdaları, futbolda geri kalmalarına neden olmuştu. Bunun karşılığında, Avrupa'nın önemli liglerinde top koşturan, geleceğin yıldız adayı gösterilen 3-5 adama sahip ve Çek Cumhuriyeti, Polonya gibi, hem elemelerin, hemde turnuvaların başarılı, iki takımını eleyip gitmişlerdi Dünya Kupası'na.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Vittek'in golüyle maç öyle bir hal aldı ki, ilk yarıda ki "idare eder" mücadele, yine Vittek ve Sestak'ın 2 pozisyonu dışında, tıgnır mıngır oynanmaya başladı. Slovakya soğutmak için elinden geleni yapıyor, yenik Yeni Zellanda'da hiçbir "gol atcam" ışığı vermiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Tek tük oluşan atakların ve kendi yarı sahalarında paslaşan iki takımın mücadelesinde, dakikalar 90+3'ü gösteriyordu ki, sol kanattan açılan ortaya, Winston Reid kafayla, güzel vurarak golü ve skoru netleştirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Winston Reid... Bir defans oyuncusu kolay kolay maçın adamı olamaz. Son dakikada attığı golün dışında, maç içindede "amatör" takımın, "profesyonel" gözükenlerindendi. Kestiği birçok atak oldu. Özellikle Vittek'in karşı karşıya pozisyonunda, araya girip topu kornere atması gol kadar kritikti. Bu iki si onu maçın yıldızı yapmaya yetti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı: &lt;/b&gt;Robert Vittek... Ankaragüçlü futbolcu, attığı gol ve oyunuyla Slovakya adına maçta beğendiğim 3 isim arasından sivrildi. Vittek-Hamsik ve Sestak 3'lüsü maçta iyi şeyler yapmaya çabaladılar. 60'a kadarda bu 3'lü sayesinde Slovakya oyunun mutlak üstünüydü. Ondan sonrası zaten skoru korumaya uğraştı Slovakya. Bu 3'lü formunu yükseltmeli, kilit nokta şimdilik bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Grup için artık daha net konuşabiliyoruz. 1-0'a yatmak, size 3puan getirmiyor. Paraguay'ın "cesur" oyununa karşılık, Slovakya'nın "yatış" oyunu iki maçın sonucunu belirledi. Slovakya'ya üzülebilirdik belki, ama o kadar sıkıldık ki "sadece oynamadan kazanmaya çalışanlardan", Yeni Zellanda'nın golü yüzlerimizi güldürdü. İtalya-Paraguay gözümde, hem oyun, hemde Yeni Zellanda'yla oynayacak olmaları açısından bir adım öndeler. İtalya en kötü Slovakyaya yenilmez, Yeni Zellandayı yener ve çıkar. Paraguay'a bile Slovakya'ya yenilmemek yetebilir. Kısaca "elemelerin yıldızı" Slovakya, kuyusunu kazdı, atlamayı bekliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBeGSQfYLjI/AAAAAAAAAF4/iw9j_N5LWKA/s1600/_3_100615145901.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBeGSQfYLjI/AAAAAAAAAF4/iw9j_N5LWKA/s400/_3_100615145901.jpg" width="380" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7692392474318542825?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7692392474318542825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/slovakya-kuyusunu-kazd.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7692392474318542825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7692392474318542825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/slovakya-kuyusunu-kazd.html' title='Slovakya Kuyusunu Kazdı !'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBeGSQfYLjI/AAAAAAAAAF4/iw9j_N5LWKA/s72-c/_3_100615145901.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6649362030568020045</id><published>2010-06-14T14:15:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T14:15:37.413-07:00</updated><title type='text'>"Sıkmayan" Beraberlik...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bugünün en güzel maçıydı İtalya-Paraguay maçı. Biraz çekingendim. İtalyanların liginin "ağır" temposu, Paraguay'ın elemelerdeki başarısının, tesadüfi mi, yoksa hakkıyla mı olduğu ikilemi içindeydim. İkilemden beraberlik çıktı...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yağmurun, sahayı ve oyuncuları "dövdüğü" maçın başında dengeli ataklar vardı. Aslında bunu belli bir bölüm hariç(63-77 İtalya golle üstünlüğü ele almıştı) &amp;nbsp;maçın geneli içinde söyleyebiliriz. Bir Paraguay hakim oldu, Bir İtalya. İtalya futbolundada "vuvuzela" kadar olmasada, yakın ve benzer bir gürültü olur tribünlerde. Bundan dolayıda bana daha "normal" geldi maç.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Son Şampiyon" apoletini "göğsünde" taşıyan İtalya, favori gösterilmediği, ancak sürpriz görüldüğü turnuvada puan kaybederek başladı. Aslında ileri götürmede, geçmiş İtalyan takımlarından daha etkili gözüktü ortsahası. Ama ileri ikilisi "geçmiş" kalitede değildi. Iaquinta'yı severim, Gilardinho'ya oldum olası ısınamamışımdır. Düz ve etkisiz gördüğüm bir fovettir. Zaten Iaquinta varken ona gerek yoktu. Formda bir sezon geçirmiş Di Natale daha etkili olabilirdi. İtalya, bu beraberliğin sinyalini son hazırlık maçında bizlere vermişti aslında. Paraguay'a benzer yapıda gözüken İsviçre ile berabere kalmışlardı. Buffon'un sakatlığı hakkında bir fikrim ve bilgim yok henüz. Bu sakatlık İtalya'nın geleceğini çizmede önemli bir nokta olabilir...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Paraguay için "elemelerdeki" başarıyı nasıl elde ettiklerini düşünüyordum, cevabımı aldım. İyiler... Maç boyunca hep pozitif düşündüler. Dünyada "oynatmama" futbolunu en iyi oynayan ülkerlerin başında ki İtalya'ya karşı iyi oynadılar. Cardozo-Cruz ikilisini 11'de bekliyorduk, yedekten girdiler. Ama yerlerine girdikleri Valdez ve Barrios'ta çok başarılıydılar haklarını yemeyelim. Yinede bu ikiliden biri daha etkili ve İtalya defansını yorabilirdi. Daha sonra da &amp;nbsp;Nelson Valdez gibi çevik bir oyuncu ile 2. gole gidebilirdi belkide. Neyse, bu maçta bu sonuç onlar için sürpriz olmayan bir sonuçtu. Ben Gerardo Martino'yu oynattığı güzel futbol ve geri adım atmadan, sürekli ileri yönelik değişiklikler yaptığı için kutluyorum. Korkakları ve amacı sadece kazanmak, ama "oynamadan kazanmak" &amp;nbsp;olan takım ve hocalara derste verdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Paraguay): &lt;/b&gt;Antolin Alcaraz... Birkaç maç Fifa'nın seçtiği "Man of the match"lrla denk geldik. Ama benim içinde "maçın yıldızı" olabilecek adamdı. İtalya'ya savunmada geçit vermedi. Üstüne gol attı, yetmedi bütün köşe vuruşlarında etkili oldu. Paraguay adına Villar nasıl hatayla 2 paunı kaybettirdiyse, Alcaraz 3 puanı getiren adam olacaktı, Villar müsaade etmedi. Villar'ada yüklenmek yanlış olur. Çok kritik 2-3 top çıkardı. Ama işte kalecilik böyle, 3 çıkarırsın, 1 hatada gol yersin, kötü olursun...&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(İtalya): &lt;/b&gt;Simone Pepe... Udinese'de iyi işler yapan, Di Natale'nin ardından en önemli oyunculardandı Pepe. Şimdi Juve'de görücez O'nu. Oradan önce Dünya Kupasında görmeye başladık. İtalya adına en olumlu adamdı. Girip kaçırdıklarını atsa yıldızda olabilirdi. Yinede İtalya'nın en tehlikeli pozisyonlarında çoğunlukla imzası vardı. İtalya'nın şansı ne olur henüz kestiremiyoruz, ama Pepe önümüzdeki sezon iyi işler yapabilecek kalitede, bu turnuvada da İtalya yukarılara ilerleyecekse O'na ve De Rossi'ye büyük iş düşüyor...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Grup için Yeni Zellanda-Slovakya maçından sonra daha nete yakın fikirler üretebilecez gibi gözüküyor. İtalya eskiye göre düşük, ama hareketli, Paraguay'sa, geldiği yeri hakeden ve daha yukarıları haketmek içinde ellerinden geleni yapmaya devam edecek görüntüdeydi. Bu beraberlik beni "pek" sıkmadı, 1'er gol daha izlesek hiç kimse sıkılmazdı...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBab0IOhx-I/AAAAAAAAAFw/gg8a0YpSiuI/s1600/_3_100614223732.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBab0IOhx-I/AAAAAAAAAFw/gg8a0YpSiuI/s400/_3_100614223732.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6649362030568020045?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6649362030568020045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/skmayan-beraberlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6649362030568020045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6649362030568020045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/skmayan-beraberlik.html' title='&quot;Sıkmayan&quot; Beraberlik...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBab0IOhx-I/AAAAAAAAAFw/gg8a0YpSiuI/s72-c/_3_100614223732.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1098402027962572433</id><published>2010-06-14T09:38:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T09:38:35.648-07:00</updated><title type='text'>Tek Amaç Kazanmak mı?</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Turnuvayı hevesle bekleyenler ilk 4 günde şuana kadar beklediğini bulamadı malesef.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Japonya-Kamerun maçı, iki takımında geçmiş turnuvaları, "oynarsa" değişik şeyler yapabilecek oyuncuları nedeniyle merak ediliyordu. Bir önceki Hollanda-Danimarka maçında olduğu gibi iki takım birbirini tartarak başladı maça. Maçı "ilk yarı-ikinci yarı" diye ayırmak lazım. İlk yarı gole kadar ve golden, devre sonuna kadar Japonlar topa daha çok sahipti. İkinci yarıda, özellikle Emana'nın girişiyle maçta rüzgar, pardon "esinti" tersine döndü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Turnuva o kadar vasat gidiyor ki, toplasak 3 maç filan tat verdi bizlere. Bu "vasatlık" içinde, "iyi" oynayana değil, "topa sahip gözükene" üstün der olduk... Bu vasat görüntü, biraz dikkat edin, vuvuzela yüzünden de oluyor. Maçlarda ki ataklarda, bir ses, bir gürültü yükselir normalde, vuvuzela yüzünden sadece "vızzzz" sesi dinliyoruz! Bundan dolayıda, şut atılınca, pozisyon gelişince heyecanlanamıyoruz. Şu icatı, lütfen, "sadece" Afrika ülkelerinin maçlarında serbest bırakın hiç değilse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Japonya, kendi adıma "sürpriz" adalarımdandı grup içinde. Danimarka'ya zaten hiç şans vermedim, bu maç içinde 2.yi belirler diye düşünüyordum. Şimdi düşünmüyorum. Kamerun da, Japonya da, Danimarka kadar vasatlar. ("Vasat" yazmaktan sıkkınlık geldi buarada).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın ilk yarısında Japonya, topa sahip, az daha üstün bir görüntü çizdi. Bu görüntü Honda'nın önüne gelen topu, güzel bir vuruşla kaleye gönderince taçlandı. Beklediğim oyuncular vardı Japonya'da. Bir ikisini gördüm, bir ikisini göremedim. Honda bunlardan biriydi ki O'na aşşağıda değindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kamerun için denilen, "Turnuvaya futboluyla renk katar, sürprizler yapar" sözü bugün son bulmuş olabilir. Kaliteli oyuncuları olmasına rağmen, ilkyarıda ki verimsiz oyunun üstüne birde gol gelince, ikinci yarı zorlanmaları çok normaldi. Eto'o'nun sırtına yüklenmiş bir takım var Kamerun'da. Ona destek verebilecek ve 11'e göre bence daha iyi oyuncular hep yedekteydiler(Emana ve İdrissou). Yalnız kalınca çok zorlandı. Yinede atakların çoğunda imzası vardı. "Alda at" denilecek iki pas attı, atılamadı... Kamerun bu yenilgiyi unutur, gerçek kimliğine dönerse hala şansı var gruptan çıkmak için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Japonya): &lt;/b&gt;Keisuke Honda... Genelde "10 numara" tabirine yakın olan oyuncu, santrafor olarak oynadı maçta. Geçen sene transfer gündeminde baya adı geçmişti hatırlarsanız. Maçın yıldızıydı, daha doğrusu ilkyarının yıldızı! O golü attı, Japonya rölantiye geçti... İkinci yarının büyük çoğunluğunda rakip defans arasında kayboldu. &amp;nbsp;Yinede ilkyarıda ki oyunu ve attığı gol O'nu, maçın yıldızı yapmaya yetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Kamerun):&lt;/b&gt;Achille Emana... Maçta "kendi adıma" Kamerun'da en çok gözüme batan isim O'ydu doğrusu. O girene kadar az kabullenmiş, çabalamaya çabalayan Kamerun,&amp;nbsp;kıpırdandı. Etkili oldukları ataklardada top mutlaka ayağına değdi. Eto'o ile ikisinin bu takımın liderleri olacağını düşünüyordum turnuva öncesi. "Teknik olmayan", Afrika ülkerleri içinde teknik oyuncuları olan takım Kamerun'du. Ama Le Guen'in seçimleri, yenilgiye davetiye çıkardı, hem de bekleyenlerini üzerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçları izledikçe "defans" futbolundan nefret etmeye başlıyorum. Tek amacı kazanmak olan, izleyiciye hiçbirşey vemreyen, belki kendi ülke insanlarını bile heyecanlandırmayan bir turnuva oluyor. Turnuvaya "renk" katan takım göremedik henüz(Evet, yine "Ah biz olsak" demyee getiriyorum). Bundan sonra ki maçları bekliyoruz. Grup için son notlarım ise; "Karışık" demek olacak. 2 kazanan var belki, ama bu oyunlarla herkes herkesi, "gelişine" bir golle altedebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBZacvpiHDI/AAAAAAAAAFo/hZ0OTeumk3s/s1600/_1_100614181140.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="275" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBZacvpiHDI/AAAAAAAAAFo/hZ0OTeumk3s/s400/_1_100614181140.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1098402027962572433?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1098402027962572433/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/tek-amac-kazanmak-m.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1098402027962572433'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1098402027962572433'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/tek-amac-kazanmak-m.html' title='Tek Amaç Kazanmak mı?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBZacvpiHDI/AAAAAAAAAFo/hZ0OTeumk3s/s72-c/_1_100614181140.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-2770191429563943783</id><published>2010-06-14T06:53:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T06:53:56.913-07:00</updated><title type='text'>Ekşi Portakal, Tatlı Elia...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bugün için çok şey bekleyen biriydim doğrusu. İlk maçtan son maça hızlı futbol bekliyordum, yanıldım ilk maçta.. 20-25 dakika filan toplasan bir hız vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçın yaklaşık 20 dakikası, birbirini tanımaya çalışan, oyunu tartan, neler yapabileceğini görmek isteyen iki takım vardı sahada. Hollanda'nın topa sahip olduğu, cılız birkaç pozisyon bulduğu, Danimarka'nın, "nasıl kazanırım"dan çok, "nasıl rakibi durdururum" diye düşündüğü, vasatın üstüne çıkmayan bir futbol. Sneijder'in uzaktan frikikleri ve Kuyt'ın atağa yön verdiği, Van Der Wiel'in kendini "Dünya vitrininde yer alabilecek oyuncu" durumuna yakın gösterdiği bir ilk yarıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İkinci yarı başladı derken, gol oldu... Bu turnuvalarda olabilecek en şanssız gollerden biri hemde. Simon Paulsen topu uzaklaştırmak için vurdu, Agger'e çarpan top gol oldu. İşin ilginç tarafı ilk yarıda hatta maçın genelinde Danimarka adına en iyilerdendi Simon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Danimarka, ne oynayacağı belli, yaşlı kadroyu gençleştirmeye çalışan bir takım. Bizim için "bunlarda var biz yokuz" dedirten bir diğer avrupa ülkesi. Dün Slovenya'ya değinemedim pek, onlarla birlikte kötü takımlardan. Yaşlı kanat oyuncularıyla birkaç atak geliştirdiler. Bendtner'in sakat olması bu atakları değerlendirmemelerinin sebebiydi belki de. Danimarka'dan pek birşey beklemiyordum, haklıda çıkardılar bu konuda beni. "Kötü" gözüken Hollanda'ya hiçbirşey oynamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hollanda turnuvanın favorilerinden. Başı çekenlerden hemde... Formda oyuncularla geldiler turnuvaya. Sürekli Robben üzerinde duruluyor ama Sneijder'de bu takımı sürükleye bilecek nitelikte. Herzaman deriz; "Tek oyuncu, bir takımı etkiler ama bütün takım tek oyuncudan oluşmaz." diye. Robben, sağlıklı bir şekilde dönerse ne ala, ama dönemezsede Elia onun kanadını dolduracak izlenimi bıraktı. Danimarka'nın orta sahasının göbeği adeta tosladı Hollanda göbeğine. De Jong-Van Bommel ikilisi top tapmalarına izin vermediler. Özellikle Van Bommel maçın gizli kahramanıydı, Elia dikkatleri çekmese benim için "maçın yıldızı"ydı. Top kesti, pasları yönlendirdi, ileri çıkılan atakların neredeyse hepsini O başlattı. Gözle görünmeyen ama en etkili işlere imza attı. Galibiyette en önemli rollerden birini oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Hollanda): &lt;/b&gt;Eljero Elia... Hollanda'nın nasıl bir "oyuncu fabrikası" olduğunu söylemeye gerek yok. Avrupa'da onlar kadar "ortalama lige sahip" ama onlar kadar oyuncu yetiştiren başka ülkede yok. Hemen her turnuva bir-iki isim çıkarırlar gençlerden. Grup için "yıldız adaylarım" içinde yoktu Elia. Grup zaten çok fena. Her takımdan rahar 3'er yıldız adayı sayarız ki Danimarka'dan bile. Maçın 67.dakikasında oyuna dahil oldu Elia. Hamburg'ta pek takip etmemiştimde. Kenardan Babel'i beklerken onun girmesine şaşırdık, oyununa daha da bir şaşırdık... Çok etkiliydi ve maçtaki en güzel ataklar O'nunla gelişti. Zaten 2.golde, Kuyt'ın tamamladığı direkten dönen topu yollayan O idi. İkinci maça Robben oynamazsa kendine 11'de yer bulabilir. Bu futbolunu burada bırakmaz ve daha güzel oyunlar izletir bize umarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Danimarka): &lt;/b&gt;Simon Poulsen... Kendi kalesine attığı gol onu buraya yazma sebebim gibi gözüksede partneri Agger'den daha kaliteli gözükmesi gözüme. Hollanda forvetine pek şans tanımadı. Vuruşunun, çarpıp gol olmasıda çok büyük şanssızlıktı O'nun adına. Danimarka'nın vasat olduğu maçta Hollanda'nın hızlanmasınada az çok engel oldu. Son anlarda çizgiden çıkardığı topta önemliydi. İyi ve şanssız onun için kullanılacak en güzel tanım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Baştada yazdık" Hollanda Ekşi" diye. Azıcık güneşte kızarıp, tatlanması lazım. Bu tat bu maçta Elia ile geldi. İleriki maçlarda Robben, sulu sulu, leziz mi leziz portakal izlememize sebep olabilir. Sağlıklı döner Umarım. Danimarka? Grupta işleri çok ama çok zor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBY0XtB3hPI/AAAAAAAAAFg/FOGLIIvDtmM/s1600/_1_100614163939.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="262" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBY0XtB3hPI/AAAAAAAAAFg/FOGLIIvDtmM/s400/_1_100614163939.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-2770191429563943783?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/2770191429563943783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/eksi-portakal-tatl-elia.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2770191429563943783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/2770191429563943783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/eksi-portakal-tatl-elia.html' title='Ekşi Portakal, Tatlı Elia...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBY0XtB3hPI/AAAAAAAAAFg/FOGLIIvDtmM/s72-c/_1_100614163939.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7559997582588702445</id><published>2010-06-14T04:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-14T04:25:13.843-07:00</updated><title type='text'>Q7 Neler Katar, Başka Neler Lazım?</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir senedir beklenen mutlu son... Şampiyonluk Balosunda yapılan tezahurattan bu yana ne çile çekti Beşiktaş taraftarı. Geceleri sabahlar, günleri haftalar, haftaları 12-13 ay kovaladı, 1 yıl oldu Quaresma, Beşiktaşın yolunu tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Çok "şöyle oyuncu, böyle oyuncu" olayına girmeyeceğim. Vereceğim tek dipnot, oynadığı son 3 takım (Chelsea,Barcelona ve İnter) geçtiğimiz sezon liglerini şampiyon bitirdi... İnter geldiği takım, şampiyonluğun yanına "Kupa 1 ve İtalya Kupasınıda" ekledi. Diyen olur, oynamadı, başarısızdı, adamın başarısız hali bu 3'üne taşı, siz düşünün bizim memlekette "biraz" oynasa neler yapar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İşin Beşiktaş tarafına gelirsek. Bildiğimiz kadarıyla, bonservisi Tabata'dan ucuza geldi! 7,3 milyon Euro. Toplam maliyetide 3 sene için ve böyle "büyük" bir yıldız için çok normal. İnter'e "sadece" bonservis olarak 23 milyon Euro'ya geldi. Kısacası işin "maddi" tarafında büyük bir başarı var. Bu konuda Serdal Adalı'yı, tüm Beşiktaş'lılar bağırlarına basmalıdır. Başkanada, işin maddi tarafında selam olsun... Transferin, para konuşulan tarafı bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Takıma yapacağı etkiye dönersek. Beşiktaş'ın en önemli ve herkesin en büyük artısı neydi? "Mücadele!". Hani Ernst'in reklamda söylediği mücadele... En büyük eksiği (Tabata'ya verilen para ve Delgado'ya rağmen) neydi? Yaratıcı adam eksikliği. Bir 3.de ben ekliyeyim, pek dile getirilmediğini gördüm, "safkan" kanat oyuncusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu eksileri tek bir adamla doldurulmak istesen ve düşünsen, hepi topu 3-5 adam sayarız Dünyada. Bu adamlardan biride Q7 olur. Çalımları, ileriye verdiği katkı, şutları, asistleri, kısacası "yeteneği" O'nu çok yukarılara taşıyor ve O da Beşiktaş'ı çok yukarılara taşıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Bence hiçbirşey yapamaz" diyenler var... Bu sizin inandığınız mı? Yoksa temenniniz mi? Sanırım temennileri "bişi yapamaması" üzerine. Sürekli "Portekiz dışında başarısı yok" deniliyor. İyi de adam Portekiz dışında "tek adam" değildi. Yine tamamen "tek adam" olmayacak belki ama "en önemli" olacağı kesin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beşiktaş bu transferle, hem kanat sıkıntısını bitirdi, hem yaratıcı oyuncu sıkıntısını, hem de adını "ESPN"de bile duyurdu. Amerika'da bile konuşuldu transfer siz düşünün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Transferin "yabancı" tarafı en fazla 1 oyuncu olursa olur, yoksa kimse beklemesin başka yabancı. Hilbert olayıda bu hafta kesinleşir. "Geliyor mu gelmiyor mu" diye. Ama benim kendi düşüncem "Türk transferi" daha bitmemiş olacağı. Bir kere, kesinlikle bir santrafor, bir sol kanat oyuncusu ve bir defans yedeği alınmalı. Oyun kurma işinide Schuster Necip'e öğretsin bir zahmet... Bunlar olursa "Europa League" de çok ilerilere gidilir, olmazsada, zaten formamız şampiyonluğa oynuyor, bu sene 2 kupayada ambargo koymaya yeter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Quaresma iyi olsun, O'na iyi bir Nihat ve Bobo katıldımı kim tutar KARAKARTAL'ı....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBYRVJn3nUI/AAAAAAAAAFY/OpCsUS4JqCM/s1600/29183_120912887927862_120034871348997_236405_2808894_n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="316" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBYRVJn3nUI/AAAAAAAAAFY/OpCsUS4JqCM/s400/29183_120912887927862_120034871348997_236405_2808894_n.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7559997582588702445?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7559997582588702445/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/q7-neler-katar-baska-neler-lazm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7559997582588702445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7559997582588702445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/q7-neler-katar-baska-neler-lazm.html' title='Q7 Neler Katar, Başka Neler Lazım?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBYRVJn3nUI/AAAAAAAAAFY/OpCsUS4JqCM/s72-c/29183_120912887927862_120034871348997_236405_2808894_n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6917180447487619238</id><published>2010-06-13T13:52:00.000-07:00</published><updated>2010-06-13T13:52:11.596-07:00</updated><title type='text'>Çok Fena Bu Almanya...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Banal, nitelendirilebilecek bir başlıkla başladım belki ama elimde değil. Herkesi yine ters köşeye yatırdı Almanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Skor yorumculuğu olmayan bir yazı yazmayıda nasip ettiler bize. Daha çok başı belki turnuvanın, en nihayetinde ilk maçlar bile sona ermedi. Ama şu 3 günde nasıl "futbola susadıysak" Almanlar ilaç gibi geldi bize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Aslında maç başında Avustralya maça kötü başlamadı. Hatta çok hızlı başladı... Daha 4. dakikada direkte topları patladı. Bu üstünlük çok uzun sürmedi malesef onlar adına. Podolski güzel bir vuruşla Almanları öne geçirmeyi başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;O golden sonra Avustralya bir süre daha çabaladı ama ikinci gol gelince az daha dirençleri kırıldı. Grubu değerlendirdiğimde "yıldız"ı az ama " yıldız adayı çok" demiştim. Bu grubun açık ara yıldızı Mesut Özil. Yıldız adayımda Müller'di. Genç oyuncunun, Bayern'de nasıl bir çıkış yakaladığını, oyunundaki inceliklerini, her bölgeyi oynayabilir olduğunu belirtmiştim. Bunu bu maçtada gösterdi. Almanya adına ekleyebileceğimiz oyuncular golleri atanlar olur bu ikilinin yanına. Defansa zaten Avustralya 10 kişi kaldıktan sonra pek iş düşmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Klose-Podolski, nedense kulüp takımlarında çok üst seviyeye çıkamayan iki oyuncu (geçen sene dahilinde konuşuyorum) milli takımda bambaşka oluyor. Klose zaten yıllardır milli takımlarını sırtlıyor. Bizi eledikleri 2008 yarı finalinde de golü vardı hatırlarsanız. Zaten her turnuvada gol attı katıldığı. Podolski'de kariyeri düşüş eğilimindeyken bu turnuvayı iyi değerlendirecek gibi gözüktü bana. Çıkışı yakalayabilir... Son sözler Almanya adına Cacau'ya. Artık adını ezberletmişti Bundesliga izleyicilerine. Şimdi Dünya'yada ezberletcek gibi. Mesut-Podolski gibi oyuncular çıktıktan sonra, topu ileri taşıma görevini, verkaçları çok iyi yaptı. Çok hareketliydi. Maçın koptuğu anlar olsada zaten klasik yaptığı işleri daha göze hoş gelir bir şekilde yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Avustralya'nın işi çok zora girdi. Sırbistan'la denk gözüktüler aslında gözüme. Gana Dünyaları kaçırdı, o maça da değinicem gecikmiş olsamda. Ama ne yapacaklar bilmiyorum. Gana'yı malup etmeleri şart. Hani Sırplarla bir beraberlik kurtarsalar dahi, "Gana şartı"nı gerçekleştirmeleri çok zor. Fizik güçleri düşük gözüktü gözüme Avustralya'nın. Göze batan adamda 4 gol yemesine rağmen Scwazer'dı, artık siz düşünün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı(Almanya): &lt;/b&gt;Mesut Özil... "Nasıl kaçırdık, Terim'e selam olsun, Keşke bizi seçseydi" nidalarını, her oynayışında bu millete yaşatan adam... Bu maçta çokça bağırttı bu şekilde Türk milletini.&amp;nbsp;Neredeyse kusursuza yakın oynadı, en azından "yıldız" statüsünde ki çoğu futbolcudan daha kusursuzdu. Asist yaptı, çok yüksek yüzdeli ve "öylesine" değil, "tam yerine" paslar attı. Ballack belki yok, belki Almanlar "Genç, tecrübesiz vs" gibi sözlerle damgalanıyor, ama sahada gerçek bir lidere sahipler. Hem de bu lider bir Türk...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Avustralya): &lt;/b&gt;Tim Cahil... Aslında hatalı atılmasından dolayı değil, sadece atılmasından dolayı onun ismini maçın adamı olarak yazdım. Eğer atılmasaydı oyundan 2-0 olan maç, 4-0 bitmeyecekti belki de. Daha çekişmeli bir maç olacaktı, olmadı... O'nu tanıyan, bilen ve azıcık ucundani Premier Ligi, Everton'u bilenler bilir. Nasıl etki ettiğini. Arjantin için "Messi'yi al sıradanlaşırlar." demiştik. İşte Tim Cahil bir Messi olmasada bu takım için o önemi taşıyordu. Onun olmayışı, üstüne 10 kişi oynamakta eklenince Avustralya için kaçınılmaz sona yürüyüş oldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup için ince bir değerlendirme yaparsak. Gana-Almanya büyük avantaj sağladı. Bu avantaj sadece puan değil emin olun. İki takımı izleyen, diğer iki rakipte çekindi. Fizik güç olarak eşitler, kalite ve teknik tabii ki Almanlarda. Gana'nın "bitiricilik" ve "son pas becerisi" bu grubun kaderini çizer. Almanlar mı? &amp;nbsp;Fazla söze gerek var diyorsanız, buyrun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBVE6c8ueUI/AAAAAAAAAFQ/V55YUDeK5pM/s1600/almanya600_X1VSB.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBVE6c8ueUI/AAAAAAAAAFQ/V55YUDeK5pM/s400/almanya600_X1VSB.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6917180447487619238?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6917180447487619238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/cok-fena-bu-almanya.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6917180447487619238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6917180447487619238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/cok-fena-bu-almanya.html' title='Çok Fena Bu Almanya...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBVE6c8ueUI/AAAAAAAAAFQ/V55YUDeK5pM/s72-c/almanya600_X1VSB.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3970309814210796190</id><published>2010-06-12T13:59:00.000-07:00</published><updated>2010-06-12T14:14:30.801-07:00</updated><title type='text'>Diller Aynı, Puanlar Aynı, Kaleciler Farklı</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grubun belkide "liderini" belirleyecek maçtı. Ne İngiltere Amerika'ya, ne Amerika İngiltere'ye diş geçiremedi. Favorilerden biri daha "vasat" oyun ve "puan" kaybıyla başladı turnuvaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın başında İngiltere çok hızlı başladı. Amerika ne olduğunu anlamadan kalesinde golü gördü. Gerard'ın önüne enfes bir top geldi, oda affetmedi. İngiltere ve Amerika tüm maçı "dönemsel üstünlüklerle" geçirdi. Bir 10-15 dakika İngiltere baskı kuruyor, bir 10-15 dakika Amerika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Üstünlük dakikalarının olmadığı ve dengeli giden anlarında maçın, Dempsey "öylesine" bir vuruşla kaleyi yokladı. Yoklarken heralde "hareket" yapanlara "tiki olan" Green felaket bir gol yedi. Bugün çok güzel goller vardı ama en acısı sanırım buydu bir kaleci için. Şaşırdım girmesine bile. Hatta dikkat edin, Dempsey de bi şaşırıp döndü geriye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İngiltere tat vermedi. Defans bekleri en iyi oyunculardı belkide maçta. Glen Johnson en çok "gidiş-geliş" yapandı maçta. En iyi bölgesi orta saha ikilisi İngiltere'nin, zaman zaman iyi, zaman zaman çok saçma işler yaptı. Lampard ve Gerard'a pek yakışmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;ABD, bizim maçta kaldığı yerden devam ediyor. Her ne kadar hazırlık maçı, değişiklikler olsada, ilk yarıyı şöyle böyle oynamış, ikinci yarıyı daha üstün taraf olarak 2-1 galip bitirmişlerdi. Bugünde bunu tekrarlıyabilirlerdi Olmadı... ABD beklediğimden daha kafaca hazırdı maça. Teknik Direktörleri Bob Bradley açıklamalarında çok iddaalıydı. Grubu lider bile bitirebileceklerini, şimdiden ikinci turu düşündüklerini filan söylemişti. Haklıymış, bizelere gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;ABD adına sahada bir çok kişi oynamasının üzerinde oynadı. Onyewu öne çıkanlardandı. Dempsey, Donovan ve Altidore'da ilerde İngiltere defansını rahatsız etti ve geri yaslanmak zorunda bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grupla ilgili düşüncelerimi belirttiğimde "yıldız Gerard" demiştim. Takımını toplamak için elinden geleni yaptı. ABD içinse, "tüm branşlarda en iyi ülke" hedefini daha üst çıtaya çıkarmak için önemli bir turnuva demiştim. Onlarda buna inandıklarını gösterdiler. Altyapılarındanda zamanla iyi oyuncular çıkarırlarsa bu hedeflerini gerçeklerştirirler. Çoğumuzun gençlik ve çocukluğunda izlediği "kuçulu" ABD filmleri futbola, kendi deyişleriyle "soccer"a dikkati çekmiş bulunmakta. İşin magazinsel boyutunuda bugün üzdükleri Beckham çiftiyle halletmişlerdi zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Tim Howard... ABD'nin en güçlü bölgesi kalesi deniliyordu, denmekte ne kadar haklı olduğunu Howard gösterdi. Maçın en önemli anlarında çok kritik toplar çıkardı Howard. Ama O'nu ayrıca izlemek gerek. Onun önünde en kötü defans bile dikkat kesilir. Sürekli defansla temas halinde, sürekli takımla konuşuyor, talimat veriyor ve bir kaleci takımı nasıl yönetir, oyun nasıl kaleden başlar onu gösteriyor. Gerçekten çok farklı bir kaleci. Size tavsiyem, dikkatlice bakın Howard'a, siz bile "aaa oraya dikkat etmek lazım" diyeceksiniz gösterdiği yerlere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı: &lt;/b&gt;Robert Green... Kaleciler hem bu maça, hem de bu güne damga vurdu. 2'si iyi oyunuyla, diğeriyse fena hallere düşerek, yediği golle. Ben, Hart'ı kalede bekliyordum, ama Capello herkese sürpriz yapıp, maçında sürprize gitmesini sağladı bu hamlesiyle. Green ikinci maçta yine kalede olacak mı çok merak ediyorum (!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Hakemi: &lt;/b&gt;Çok büyük hataları yoktu belki, zaten maç hakeme etki etmediyse bu ayrıntıyı yazmıyorum bile. Ama gel gelelim Carregher'ın 60. dakikada öyle bir müdehalesi vardı ki, "nasıl kırmızı kart olmaz" diye hayıflandım... İki takımda sert oynadı, zaten iki takımında kimliğinde var bu. İngiltere bir tık yukardaydı ABD'den belki. Ama Carregher'in kesinlikle kırmızı kart olmalıydı ki diğer takımlar yapamasınlar bunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İki aynı dili olan takım, puanlarıda paylaştı. Grubun ne olacağı konusunda yarın ki maç biraz belirleyici olacak. Yarın çıkacak galip, İngiltere ve ABD'ye karşı ne yapacak o belirleyici olacak, yine de bu ikili diğer iki takımın deneyim ve oyun olarak çok önünde gibi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBP1IhNHOXI/AAAAAAAAAFI/UgggRQNBhj8/s1600/fft1mm1033955.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBP1IhNHOXI/AAAAAAAAAFI/UgggRQNBhj8/s400/fft1mm1033955.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3970309814210796190?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3970309814210796190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/diller-ayn-puanlar-ayn-kaleciler-farkl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3970309814210796190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3970309814210796190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/diller-ayn-puanlar-ayn-kaleciler-farkl.html' title='Diller Aynı, Puanlar Aynı, Kaleciler Farklı'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBP1IhNHOXI/AAAAAAAAAFI/UgggRQNBhj8/s72-c/fft1mm1033955.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1068615927801044073</id><published>2010-06-12T09:25:00.000-07:00</published><updated>2010-06-12T10:06:55.212-07:00</updated><title type='text'>3 Puanla Başlamak İyidir...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk iki gün için, kendi adıma en çok beklediğim maçtı Arjantin-Nijerya maçı. Hem Arjantin, hem de Nijerya iyi şeyler beklediğim iki takımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça Arjantin "fırtına" gibi başladı, Nijerya'da karşılık verdi. Ama "O nasıl bir uçan kafa Yarabbim" dedirten kafa vuruşu ve iğne deliğinden geçen Gabriel Heinze golü maçın sonucunu o anda ilan etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Arjantin şuana kadar Dünya Kupalarında, Afrikalı takımlara hep zorlanmış. Bu maçı "rahat alır" diyenleri yanıltabileceği görüşündeydim, haklıda çıktım. Büyük organizasyonlarda, gerek futbol, gerekse basketbolda , favoriler zorlanabilir ilk maçlarda. Arjantinde bunun sıkıntısı yaşadı biraz. Tek maçla Arjantini yermek yanlış olur, hele "çok kötüler" demek felaket olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şöyle bir maçı düşünelim. Arjantin, baştada dedik fırtına gibi başladı diye. Maçın genelinde o kadar çok gol kaçırdılar ki 1-0 kimseyi tatmin etmedi o yüzden. O gollerden 2'sini daha ağlara yollasalar "süper oynadılar" denirdi, olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Nijerya'nın hakkı yendiğini daha turnuva başlamadan belirtiyordum. Formda oyuncular, çıkış yapabilecek gençleri, üst düzey oynamış ve oynayan oyuncularıyla ve kendi kıtalarında ilkkez bir Dünya Kupası oynadıklarınıda hesaba katınca Nijerya başarılı olabilir görüntüdeydi. Maçta Arjantin kötü oynadı, demekte Nijerya'ya haksızlık olur. Belki Enyeama başarısız olsa farklı bir skor olurdu, ama ya Nijerya uç adamları başarılı olsa neler olurdu? Şuan Nijerya galibiyetini konuşuyor olabilirdik. Çıktıkları kontraları ve buldukları şut pozisyonlarını, ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Obi Mikel'de fazlasıyla arandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sahadaki Maradonadan çok kenardakinin neler yapacağını merak ediyordum. Şu maç için konuşursak "eh işte" demek lazım kenara. Tevez-Higuain ikilisinden birinin yerine Milito ile maça başlasa daha bir rahat ederdi. Başlayan iki oyuncuda ileri top tutmaktan çok, defansın üstüne giden adamlar. Zaten Messi gibi bir çılgın var elinde, oturt birini bunlardan, sende rahatla bizde. 1-0'dan sonra oyunu soğuttu Arjantin. Bu Maradona'dan mı, oyuncu psikolojisi mi bir fikir yürütemiyorum. Ama Maradona için kim fikir yürütebilir ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İki takımdan, iki farklı nokta belirtmek isterim. Arjantin için Di Maria... Çok yetenekli olduğu daha top ayağına geldiğinde farkediliyor. Messi'yle alış-verişide iyiydi. Nijerya adınaysa "sol kanadı" demek gerek. Obasi-Taiwo ve sonradan giren Odemwingie orada iyi oynadı. Ama sakatlık can sıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Lionel Messi... Bu yıldız beraberlikte veya olası bir Nijerya galibiyetinde aşşağıda yazdığım &amp;nbsp;isim olabilirdi, olmadı. Buraya yazdığım isim olan Messi'de normal bir isim sanırım maç adına. Şöyle bir Messi'yi Nijerya takımının içine koyup düşünüyorum, çok acayip olurdu Nijerya. Maçın skoruda tam tersi olurdu. Çok acayip bir adam Messi. Arjantin'de hep başarısız diye eleştirilen, ama "Dünyanın En İyi Futbolcusu" ünvanıda verilen aynı kişi. Arjantin'i de, 2-3 gömlek yukarı taşıyor. O, bu maçta olmasa çok farklı bir maç izlerdik. Kaçırdıkları gol olsa yine farklı olurdu yorumlar....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı: &lt;/b&gt;Vincent Enyeama... Benim hep ilgimi çekmiş bir kaleciydi Enyeama. Sanal ortamlarda hep iyi oyuncu gösterilmiş ama bir yere gelememiş, şimdide İsrail'de oynayan "iyi" bir kalecidir. Bu maçta çektiği dikkatle bakalım seneye orada kalacak mı? Messi'yle bu kadar karşıkarşıya gelip, bu kadar başarılı olması, Nijerya adına maçın adamı olmasına yetti. Çıkardığı toplara bakınca, üstüne gelmedi ve çoğunu zor noktalardan çıkardı. Nijerya için söylediklerimde onun formunun önemini belirtmiştim. Şimdi iki maçtada böyle oynamalı ki Ülkesini ilerletsin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Arjantin bu gruptan öyle böyle çıkar. Büyük takımların ne yapcağı belli olmaz ilerki turlarda. Nijerya ise Kore maçının kaderini belirliyeceğinin farkında. O maç belki de gruptan çıkacak ikinci takımın belirleneceği maç olacaktır. A Grubu maçlarından sonra daha düzgün futbol izlemek beni mutlu etti....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBO0sicGiZI/AAAAAAAAAFA/lpcOFdbU5PY/s1600/fft1mm1033505.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBO0sicGiZI/AAAAAAAAAFA/lpcOFdbU5PY/s400/fft1mm1033505.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1068615927801044073?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1068615927801044073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/3-puanla-baslamak-iyidir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1068615927801044073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1068615927801044073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/3-puanla-baslamak-iyidir.html' title='3 Puanla Başlamak İyidir...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBO0sicGiZI/AAAAAAAAAFA/lpcOFdbU5PY/s72-c/fft1mm1033505.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7281893746537220729</id><published>2010-06-12T06:49:00.000-07:00</published><updated>2010-06-12T06:49:40.557-07:00</updated><title type='text'>Futbol Oynamayı Düşünmek...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Dünün kapanış maçından sonra biraz huzursuzluk vardı. "Yoksa diğer maçlarda böyle vasatlaşacak mı?" diye bir düşünce kaplamıştı içimi. Bir yandanda dileriz güzelleşir demiştik. B grubunun açılış maçı işin daha güzelleşeceğini gösterir gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;2002 Ev sahibi ve 4.sü ile 2004 Avrupa Şampiyonu karşı karşıya geliyordu. Güney Kore'yi uzun süredir izleme şansım olmamıştı ve benim için biraz kapalıydı ne yapabilecekleri. Bilindik oyuncularının yanında, adını dahi duymadığımız oyuncular vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yunanistan ise Avrupada top koşturan oyunculardan kuruluydu, bir Avrupa takımı olarak. Maçı izledikçe "Keşke Ukrayna geçseymiş playoffu" diye geçirdim aklımdan. Dünde aynı şeyi İrlanda için geçirmiştim. Şu kötü futbolu oynayan takımların yanında, bizim Milli Takımımızın olması resmen içimi acıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça dönecek olursak; Yunanistan ilk 3-4 dakika noluyor dedirtti doğrusu. O defans, sıkıcı, anca kornerden veya şans topundan gol bulabilen takım değişmiş gibi başladılar maça. Taa ki Güney Kore kanattan iyi paslarla gelip, duran topu değerlendirerek golü bulana kadardı bu oyun. 1-0 olunca, benim düşnceme göre, zaten zor gol atabildiklerini kafalarında bulunduran oyuncular, oyundan düştüler. Bu düşüş 72'den sonra biraz kıpırdanmayla son bulduysada yenilgiden kurtaramadı onları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Güney Kore'yi çok beğendim. Beğenme nedenimse, futbol dışında birşey düşünmüyorlar. Tek istedikleri güzel oynamak ve kazanmak. 1-0'dan sonra bile öyle aman aman geriye yaslanmadılar. Monaco'lu Park'ın kaçırdıkları olmasa daha farklı bir sonuç alabilirlerdi. Hakemle uğraşmadan, rakibi sinir etmeden, mücadelelerini üst düzeyde yapmaya çabalıyorlar. İleriki maçlarda ne yaparlar, ne ederler, orta sahalarının göstereceği dirence bağlı gibi geliyor. Defansları kademelere çok iyi giriyor, ileride "Park X 2" çok başarılı. Onlara gelen servislerde iyi. Çok büyük avantaj elde ettiler bu maçla. Yunanistan- Nijerya maçı onların kaderini tam anlamıyla çizecektir gibi geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı: &lt;/b&gt;Park X 2... Monaco'lu ve Manchester United'lı iki Park oyuna en çok etki edenlerdi. Ji Sung Park zaten golle de süsledi bu oyununu. Chu Young Park ise kaçırdıklarını atsa baya bir dikkat toplayacaktı üzerine. Yine de "kemik" Yunan defansını yıpratması yetti. Bu ikili daha çok can yakabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı: &lt;/b&gt;Otto Rehhagel... Kurt hoca, yaptıkları ve yapmadıklarıyla maça damga vurdu. Samara'ı çıkarmasını ne kadar hata olarak gördüysem, Charisteas'a 65 dakika katlanmasınıda o kadar yanlış buldum. Avrupa Şampiyonu olduklarında ki "kötü" futbolu üstlerinden atma çabalarını bir süredir eline yüzüne bulaştırdıkları bu maçta tavan yaptı sanırım. Elinde ki kadroyla daha farklı ve iyi bir oyun ortaya çıkarabilecekken kötüye doğru ilerliyorlar. Yunanistan bu kafayla, 3-5 dünya kupasında daha zor gol atar, daha doğrusu gol mol atamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grup için daha pek birşey söylemek doğru olmaz. Ama Güney Kore çok büyük avantaj sağladı. 2002'de çok sevmiştik onları, yine bize kendilerini sevdirecekler gibi gözüküyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBOQV54ZRaI/AAAAAAAAAE4/LmD4sWaHg00/s1600/_2_100612154302.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="332" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBOQV54ZRaI/AAAAAAAAAE4/LmD4sWaHg00/s400/_2_100612154302.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7281893746537220729?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7281893746537220729/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/futbol-oynamay-dusunmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7281893746537220729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7281893746537220729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/futbol-oynamay-dusunmek.html' title='Futbol Oynamayı Düşünmek...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBOQV54ZRaI/AAAAAAAAAE4/LmD4sWaHg00/s72-c/_2_100612154302.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3608827557272323066</id><published>2010-06-11T13:48:00.000-07:00</published><updated>2010-06-11T13:48:51.899-07:00</updated><title type='text'>Vuvuzela Gölgesinde Beraberlik...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Her"şeye rağmen dediğim Fransa'da "Hiç"birşey yok. Blanc'ı Dünya Kupası'ndan önce getirselermiş onlar için daha hayırlı olacakmış görünen bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uruguay'da ise "yanız adam" Forlan tek başına birşeyler yapmaya çalışıyor. Kral Suarez, Amsterdam Krallığından, Afrika savanalarına düşünce pek bir formdan düşük gözüktü. Tek kişiyle olmaz bu iş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Maç boyunca içimden geçen "Davulun ve ESES Bando'nun gözünü seveyim" oldu. Onlara gürültücü diyenler buna ne derler Allah bilir. Ne biçim bir alettir bu vuvuzela. Oyuncuyu bezdirmeyi geçtim, izleyeni bezdiriyor. Bir çoğunuzun annesi, eşi, sevgilisi vs. "Ne gerek var maçı sesli izlemeye, görüntüsü yeter." demiştir. Bu turnuvada, vuvuzela "vuuuv"laması devam ederse haklı çıkacaklar ki bu biz sporu "sesli" sevenler için çok fena bir handikap olabilir ileride. Resmen maçın sesini kısıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Hadi bize etkisini geçtim. Sahada adamların uykusunu getirdi. Bu vuvuzela sayesinde, Afrika Kıtası takımları avantaj sağlayabilir demedi demeyin. Çünkü alışıklar ve bu onlar için büyük avantaj. Hatta ilk maçta, iyi başlayan Meksika bu ses yüzünden geri düşmüş bile olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Maça dönersek. Dedik ya vuvuzelanın gölgesinde diye. Sahadakilerin elinede birer vuvuzela verilse olacaktı. Dünya Kupasının adına yakışmayacak nitelikte bir maç oldu. Mücadele bile çok azdı. Kartlar vardı belki. Ama büyük çoğunluğu kontra atak kesmek içindi. Yani ikili mücadelelerde pek fazla yoktu. Kırmızı kart biraz ümitlendirmişti; "Aha son 10 dakika hızlancak galiba" diye. Ne mümkün... Aynen devam etti. Ya öyle böylede değil hemde. Henry frikik kullanacak, topa emekliye emekliye geldi hissi oldu, hem ses hem de vuvuzeladan. Malouda taça gidiyor, salına salın. Düşün 1 dakika var bitime, maç berabere ve sallanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Maçta tehlikeli diye 3-4 atak var aklımda. Aslında atakta diyemeyiz. Şut diyelim... Biri ilk yarıda Forlan'ın kaçırdığı, ikincisi kornerdne kaleye giden top, üçüncüsü yine Forlan'ın kötü vuruşla topu kalenin sağından dışarı yollamasıydı. Hepi topu bu kadar pozisyon. Hatırlamadığım varsada affedin, hatırlancak nitelikte değilmiş demekki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Fransa): &lt;/b&gt;Gourcuff ve Diaby... Tek kişi seçmek haksızlık olurdu, çünkü giren çıkan herkes çok kötüydü bugün. Ama Fransa orta sahasında azda olsa bu ikili kıpırdandı ve mücadele etti. Domanech'in biraz korkak, biraz pasif kalacağı belli olan ileri ucuna top ulaştırmak için tüm maçta çabaladılar. Ama sonuç namaafi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı(Uruguay): &lt;/b&gt;Diego Forlan... Belki gol atamadı ama bizi bu kısır döngü içinde azda olsa "AHA" dedirtecek harekete imza attı. Gol atsa maçın yıldızı olurdu, olmadı. İleriki maçlarda ona destek gerekli. Suarez toparlanırsa belki birşeyler olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Hakemi: &lt;/b&gt;Hakem 2 pozisyonda tartışılacaktır. Haklı olarak verdiği kırmızı kart ve bence vermediği penaltı. He ben o anlık düşüncemi söylüyorum, malum hakem eskileri gibi 10 saat, döndüre döndüre baksam belki fikrim değişir, hakemin açısı filan nasıldı onada dikkat etmek lazım. Yan hakemde göremezdi o penaltıyı çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; İlk maçta "Maçın Yıldızı" ve "Maçın Adamı" diye yazmıştım. Burada yıldız olup takımını kurtaran kimse yoktu. Ancak "Maçın Adamı" olabildiler gözümde. Oda takımında en iyi oynayan (en iyi derken lafın gelişi şu maç için) oyuncuydu. Bu değerlendirmem umarım "yıldız bolluğu"ndan dolayı sıkıntıya dönüşür turnuva ilerledikçe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Vuvuzelasız ve böyle bıkkınlık veren, bezik mücadeleli son maç olması dileğimle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBKhFQFiafI/AAAAAAAAAEw/7F5_w7eUdMw/s1600/fft1mm1032850.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBKhFQFiafI/AAAAAAAAAEw/7F5_w7eUdMw/s400/fft1mm1032850.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3608827557272323066?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3608827557272323066/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/vuvuzela-golgesinde-beraberlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3608827557272323066'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3608827557272323066'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/vuvuzela-golgesinde-beraberlik.html' title='Vuvuzela Gölgesinde Beraberlik...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBKhFQFiafI/AAAAAAAAAEw/7F5_w7eUdMw/s72-c/fft1mm1032850.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-3250362134028089798</id><published>2010-06-11T09:50:00.000-07:00</published><updated>2010-06-11T10:20:14.984-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güney Afrika Meksika Açılış Maçı Mokoena Dos Santos dk.55'/><title type='text'>Güzel Açılış, İyi maç, Beklediğim Skor</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Açılışlarla ilgili söylenen ilk şey, her zaman; "Açılış töreni güzeldi, ama maç çok vasattı." dır. Yine öyle olacağını azımsanmayacak kişi bekliyordu tabi. O bekleyen çoğunlukta Meksika'nın maçı alacağını düşünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Dünya Kupası değerlendirme yazımda, grubun zorluğu, ev sahibinin küçümsenmemesi gerektiği, sürprizlere en açık "bence" 3 gruptan biri olduğundan bahsetmiştim. Doğruyu söylemek gerekirse ilk maç için, belki heyecandan, belki "vuvuzela"dan zevk aldım. Tören zaten bilindikti. Turnuva açılışları hep güzel olur. Maçta ona eşlik edince daha güzel oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça Meksika iyi başladı. Galatasaraylı desekmi, demesek mi, gibi muallaklarda kaldığımız Gio Dos Santos ve Franco ile etkili ataklar geliştirdi maçın ilk bölümünde ve ilk yarısının büyük çoğunluğunda Meksika.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Güney Afirka ise bu atakları Mokoena ve Kalecileri Khune ile karşı koydu. Pienar'ın bir iki çabasıyla verimsiz ataklar buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci yarıya Güney Afrika hızlı başladı. Hatta o kadar hızlıydı ki rakip teknik direktörü Javier Aguirre değişiklik yapmak zorunda kaldı. Benim 11'de başlamadığına şaşırdığım Guardado'yu oyuna sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu hamleye rağmen Güney Afirka iyi oyununa devam etti ve Tshabalala ile 55. dakikada golü buldu. Bana az hatta Nihat'ın Çek'lere attığı golü anımsattı. Az daha köşeden ve direğe dokunmadan giren versiyonu gibiydi, güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ev sahibi golden sonra taraftar desteğini ve vuvuzela zırıltılarını arkasına alarak daha bir rahat oynamaya başladı. O güvenle çok fazla pozisyona girip, takır takır harcadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk yarının şanssız tarafı olan Meksika, ikinci yarı başında onlara uygulanan klasik "atamayan atarlar" kuralını bu sefer maçın bitimine 11 dakika kala Güney Afrika'ya uyguladı. Marquez'in golüyle eraberliği buldu ve bu eşitlik maç sonuna kadar böyle gitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim maçın iki takım adına kilit oyuncuları ve önemli anına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Yıldızı (Güney Afrika); &lt;/b&gt;Aaron Mokoena. Kaptan gemisin kurtarmak ve evlerindeki turnuvanın ilk maçında kazanmak ve kaybetmemek adına herşeyi yaptı. Topların önüne atladı, kademeleri doldurdu, şut imkanı vermedi. Zaten maça Afrika adına en deneyimli 2-3 oyuncudan biriydi Mokoena. İngiltere'de takımı Poursmouth'un küme düşmesinin moral bozukluğunu üzerinden atmış göründü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Adamı (Meksika); &lt;/b&gt;Giovanni Dos Santos. Özellikle ilk yarının başında çok etkiliydi. Galatasaray'da oynadığı dikine futbolu bu maçtada oynadı. Çalımdan kaçınmadı, ileride geliştirilen birçok atakta başı çekti. İkinci yarı o durunca takımda durdu. Rafael Marquez golü atsada takımın belki de maça hızlı başlayıp Güney Afrika'nın geç uyanmasına sebep oldu. Meksika adına maçında adamı oydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Maçın Pozisyonu: &lt;/b&gt;Dakikalar 90'ı gösterirken kaleci Khune ileri öyle bir top çıkardı ki bana "Oscar Cordoba"yı hatırlattı. Hatta golde olsa Beşiktaş-Chelsea maçında Sergen'in attığı golü yaşıyacaktık. Ama gel gelelim, Katlego Mphela topu direğe yuvarladı. Aslında maçın hakkı olan sonucunda tescili niteliğindeydi bu pozisyon.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turnuva güzel ve rutin turnuva açılış maçlarından 2 tık yukarı bir tempoda başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim bilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 2 tık yüksek başlayan turnuva, diğer maçlarda daha yüksek tempolara ve bol gollere neden olur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SAYGILAR&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBJpLHISM8I/AAAAAAAAAEo/4NbHKkOqgo8/s1600/_6_100611191622.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBJpLHISM8I/AAAAAAAAAEo/4NbHKkOqgo8/s400/_6_100611191622.jpg" width="298" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-3250362134028089798?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/3250362134028089798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guzel-acls-iyi-mac-bekledigim-skor.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3250362134028089798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/3250362134028089798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guzel-acls-iyi-mac-bekledigim-skor.html' title='Güzel Açılış, İyi maç, Beklediğim Skor'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBJpLHISM8I/AAAAAAAAAEo/4NbHKkOqgo8/s72-c/_6_100611191622.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6239019516459107769</id><published>2010-06-10T07:16:00.000-07:00</published><updated>2010-06-10T07:16:00.659-07:00</updated><title type='text'>Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?</title><content type='html'>&lt;a href="http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/devsirelim-mi-devsirmeyelim-mi.html#links"&gt;Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6239019516459107769?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/devsirelim-mi-devsirmeyelim-mi.html#links' title='Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6239019516459107769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guncel-bir-cok-konu-devsirelim-mi_10.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6239019516459107769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6239019516459107769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guncel-bir-cok-konu-devsirelim-mi_10.html' title='Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6635793080475485643</id><published>2010-06-10T07:09:00.000-07:00</published><updated>2010-06-10T08:21:56.311-07:00</updated><title type='text'>Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?</title><content type='html'>&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6635793080475485643?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6635793080475485643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guncel-bir-cok-konu-devsirelim-mi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6635793080475485643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6635793080475485643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/guncel-bir-cok-konu-devsirelim-mi.html' title='Güncel Bir Çok Konu...: Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-9029401379443929572</id><published>2010-06-10T04:12:00.000-07:00</published><updated>2010-06-10T04:48:13.631-07:00</updated><title type='text'>Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?</title><content type='html'>&amp;nbsp;Milli kadronun 15 kişilik seçilmesine eleştiriler var, bence orada bir sıkıntı yok. Daha bir kaynaşır turnuvaya gidecek oyuncular. Zaten yıllardır birlikte ve karşılıklı oynuyorlar. Kadroyu ve oyuncuları nasılsa ileri ki günlerde tek tek değerlendireceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Geçelim devşirme muhabbetine. Direk fikrimi söyleyeyim; KARŞIYIM!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Devşirilecek 2 isim geçiyor medyada. İkiside Fenerbahçe Ülkerli ve bence ikinsindende bin tane adam bulursun 72 milyon içinde. He, kim uğraşcak oyuncu aramakla, hava atmak, federasyonum demek varken dimi ama? Oyunculara gelirsek, birisi Emir Preldzic, diğeride Kinsey. Birde J.J Reddick gözüme çarptı birkaç yerde ama pek bir ufak ihtimal o. Zaten 3 pozisyonu oynayabilen diye söylendiğini düşünürsek Emir Preldziç bir adım önde görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; *Her spor branşında neredeyse devşirme oyuncular kullandık şuana kadar. Son dönem özellikle atletizmde Halil Akkaş hariç aklıma gelen "Türk oğlu Türk" yok. Başarısızlar diyemeyiz diğerlerine. Karin Melis Mey, Elvan Abeylegesse bize madalyalar getirdiler. Türk olarak çıkış beklenen birde Nurcan Taylan var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; *Her devşirme geyiğinin "KRALI" Naim Süleymanoğlu'dur. İstisnasız ilk onu söylerler. Haksızlar mı? Hayır...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; *Sporda çıkışa geçtiğimiz dönemi belkide başlatan kişidir Naim Süleymanoğlu. Turgut Özal'ın uğraşlarıyla bize neler verdiğide ortadadır. Şimdi Olimpiyatlardan çıkarılması gündemde olan Halterin belki Dünyada ki efsanelerindendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; *Voleybolda da en iyi bilinen kişi, Natalia Hanikoğlu'dur. O'nunda eşi Türktür. O nedenle oda Türk olmuştur. Avrupa Şampiyonalarında ve Dünya GP'lerinde fırtına gibi estiği dönemde, Filenin Sultanlarına yaptığı katkı müthiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; *Futbola değinmeye pek gerek görmüyorum doğrusu. İsim belli; Mehmet Aurelio. O da göstermelik olmadığına inandığım bir şekilde, marşımızı ezberlemiş, Türkçeyi öğrenmiş ve gerçek bir Türk gibi davranmıştır. Yine de gerek varmıydı tartışırım, ama büyük katkı sağlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Bu saydığım branşlara bakınca, 1-2 istisna hariç hepsi, ya "çocuk yaşta" memlekete getirilmiş ve özümsemiş ya da eşi veya buralarla kan bağı bulunan oyuncular, sporcular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Basketbola bakınca. Zaten yıllarca "Boşnak ve Sırp" kökenli onlarca oyuncu oynadı basketbol milli takımımızda. Hepisde canını dişine takarak oynadı, hepside Türklüğü benimsedi. Asım Pars, Mirsad Türkcan başı çekerler bu durum için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Göçmen vatandaşların oynamasına asla karşı olmam, zaten çokça arkadaşımda vardır ve herşeyden çok severler memleketi. Ama "Sloven Milli Takımına" bile alınamayan Preldzic'in ve "Bence" ne Cenk Akyol'un ne de Sinan Güler'in tırnağı olamayacak Kinsey'in bu milli takımda yeri yok. Hayır 2-3 sene oynamış, azıcık performans göstermiş, sadece "basamak" ve "para" kapısı olarak milli formayı kimsenin giymeye hakkı yok!! Biz, yukarda saydığım ve Bayrağımızı, Marşımızı sahiplenmiş sporcularımızı her zaman alkışlamışızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Ancak kendimde basketbol oynamış biri olarak, bu memleketin evlatlarına ne haksızlıklar yapıldığınıda çokça görmüşümdür. Boyu kısa diye yollanan, daha 14-15 yaşında "Sen 1.80'den kısasın!" diye takıma alınmayan, hiçbir türlü şans verilmeyen, eğitmek yerine "hazır adam" bulmaya çabalayan mantıklar bizi bu hale getiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Tanjeviç'in bir arpa boyu yol ilerletmediği gençlerimizi nasıl harcadığını gördük yıllarca. 86-87 jenarasyonu benle yaşıt. Hala Gneçler Avrupa Şampiyonasındaki, Sırbistanla oynayan takımı hatırlarım. 5-6 oyuncu NBA olur deniliyordu, sadece Ersan NBA'de şuanda(buarada Ersan'da devşirmedir, ama küçük yaşta gelenlerdendir). Bekleyenler var hala gitmeyi. Biz elimizde ki değerleri tespit etmeyi beceremiyoruz. Hadi ettik diyelim, sonrada bir arpa boyu yol ilerletemiyoruz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Bize bizim Milli oyuncularımız yeter!! Bizden "iyi" olmayan bir ülkenin oyuncusunu ben Milli Takımımda görmek istemiyorum. İsteyenede lafım yok. Başarılı olursa yine bağrımıza basarız, ama başarısızlıkta bu ülkeyi terketmek zorunda bile bırakılır, onu da hesaba katsınlar bir zahmet...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAYGILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Burak Mustafa Çakmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBDIdkxWZvI/AAAAAAAAAEQ/5qCqgPEyo9k/s1600/12devamadam.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="297" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBDIdkxWZvI/AAAAAAAAAEQ/5qCqgPEyo9k/s400/12devamadam.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-9029401379443929572?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/9029401379443929572/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/devsirelim-mi-devsirmeyelim-mi.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9029401379443929572'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9029401379443929572'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/devsirelim-mi-devsirmeyelim-mi.html' title='Devşirelim mi? Devşirmeyelim mi?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TBDIdkxWZvI/AAAAAAAAAEQ/5qCqgPEyo9k/s72-c/12devamadam.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-1701097579781069589</id><published>2010-06-08T11:33:00.000-07:00</published><updated>2010-06-08T11:33:37.418-07:00</updated><title type='text'>Dünya Kupasına Kendimce Bakış...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 4 yıl beklediğimiz o güzel aya geldik. Öğlen saatlerinden, gece karanlığına uzanacağımız, Johannesburg'ta ki açılışla, yine orada ki finalle sona erecek bu ay...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kendi düşüncelerim ve gözlemlerim dahilinde grupları ele almak istedim. EURO 96'dan bu yana (2006'da finali bilmiş, şampiyonu bilememiştim)tek turnuva hariç tüm şampiyonları bilerek böyle bir yazı yazmaya karar verdim.Bu öngörüm genelde ilk grup maçlarından sonra oluşur onuda belirtmekte yarar var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Lafı uzatmadan gruplara geçelim;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;A GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Liderin belli olmadığı ve en büyük sürprize açık grup olarak göze çarpıyor A grubu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grubun favorisi "herşeye rağmen" Fransa. Geniş kadrosu, yıldızları ve sakatlık sıkıntısı belki çekmeyen en önemli takım. Henry'nin şaibeli golüyle gelen Fransa, hem elemelerde hem de hazırlık maçlarında herkesin onlara kuşkuyla bakmasını sağlıyor. Bununla birlikle, inatla Domenech federasyon bakalım burada bu inadının verimini alacak mı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Grubun plasesine gelince, bunu "şu takım" demek baya zor gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Ev sahipleri, hiç adını duymadığımız adamlarla bile belli yerlere gelme potansiyeline her zaman sahiptir. Buradan yola çıkarsak Güney Afrika bu grubun sürprizi olarak öne çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Meksika, geçen sene "Amerika Kıtası" kupalarının hepsinde müthiş bir form gösterdi. Bunula birlikte bu kupalarda formda ki oyuncuları sezon içinde çok üst düzey oyunlar oynayamadılar. Kadro olarak Meksika liderliği bile zorlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Uruguay'a gelince. Forlan-Suarez ikilisinin ileri ucunda önemli işler yapabileceği, ama onlara verilecek desteğin merak konusu olduğu takımda, Fenerbahçeli Lugano'nun (dolayısıyla tüm Fenerbahçelilerin takip edeceği) kaptanlığını yapıyor malum. Defans olarakta iyi bir yapıya sahip Uruguay, bu grubu fazlasıyla karıştıracak gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &lt;/b&gt;Franck Ribery... Grup içinde ki kesinlikle en sansasyonel oyuncu Ribery. Her transfer dönemininde yıldızı oluyor malumunuzca. Fransa'nın şansını, O'nun oynayacağı oyunada bağlıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &lt;/b&gt;Luis Suarez... O'nun yanına eklenebilecek 1-2 genç yıldız daha var, ama öyle bir sezon izlettiki bizlere, tüm medya transfer gündemine hemen adını yazdı. 34 maçta 35 golle "Hollanda Gol Kralı" ünvanını alan oyuncu, performansıyla hem Uruguay'a hem de Forlan'a yardımcı olacak...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA5zF04hKPI/AAAAAAAAADY/P5nCY8CgfMU/s1600/fifa-south-afrika-2010-resimleri.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA5zF04hKPI/AAAAAAAAADY/P5nCY8CgfMU/s400/fifa-south-afrika-2010-resimleri.png" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;B GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; "&lt;/b&gt;Lider belli, 2. Kim?" sorusunu sorduğumuz bu grubu, benimde şuan ki favorim Arjantin rahat götürecek gibi gözüküyor. Yıldızlarını tek tek saymanın anlamsız kalacağı ve sahada ki "Maradona" dan çok kenardakinin neler yapacağı merak konusu olan Arjantin, elemelerde az bir sıkıntı yaşasada buranın farklı olduğunu herkese gösterecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Herkesin yaptığı kıyaslamayı bende yapayım. Brezilya ile sürekli kıyaslanır Arjantin ve hepte final oynamaları düşlenir. Arjantin'in müthiş formda ve bol alternatifli forveti ile "defans ve orta sahası" kuvvetli Brezilya farklı bölgelerde iyi oyunculara sahipler. Bakalım neler yapacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Gruba dönecek olursak. Artık "deneyimli" ve turnuva takımı olan Güney Kore, "2004 Avrupa Şampiyonu" ama ondan sonra, zaten pekte hoş oynamadan başarıyı yakalayan Yunanistan ile benim çok şey beklediğim ancak Obi Mikel'in sakatlığıyla biraz hayal kırıklığına uğradığım Nijerya ikincilik mücadelesi verecek. En çok beraberliğe gebe grupta Arjantin dışında ki takımlar arasında belki de galibiyet bulan takım 2.liği alıp son 16'ya kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &lt;/b&gt;Lionel Messi... Zaten tartışmasız turnuvada gözlerin üzerinde olacağı 2-3 isimden biri olan Messi, milli takımda "başarısız" diyenlere cevap vermek için ve "Yeni Maradona" lakabını tescil ettirmek için oynayacak kuşkusuz. Bende performansını çok fazla merak ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Chinedu Ogbuke Obasi... Hoffenhaim gibi son yıllarda şaşırtan takımlardan birinin oyuncusu olan Obasi, benim de "şaşırtabilecek oyuncu" statümde bulunuyor. Nijerya başarılı olursa, O da mutlaka parlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA5yVVl1a_I/AAAAAAAAADQ/y-Q-UTJuzdA/s1600/5049_9357_B_arjantinn.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="286" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA5yVVl1a_I/AAAAAAAAADQ/y-Q-UTJuzdA/s400/5049_9357_B_arjantinn.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;b&gt;C GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Benim için grup başlarını çekmesini beklediğim 5 takımdan biri olan ve "AÇ" olan İngiltere bu grubu rahat geçecektir. Rio Ferdinand'ı kaybetmesine rağmen, hiçbirşey kaybetmemiş olan İngiltere "kalesinin performansına" bağlı bir turnuva çıkaracak gibi. Penaltılarda da herzaman sıkıntı yaşayan ve sevmeyenlerini güldüren İngilizler Grupta sıkıntı çekmeden, finali isteyerek oynayacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Grubun ikincilik mücadelesinde hem deneyimiyle, hem de geçen sene ki formuyla bir adım önde olan Amerika Birleşik Devletleri, futbolda da "her branşta şampiyonluk" parolasıyla yola çıktıkları kendilerince "soccer" bizim her zaman "futbol" diyeceğimiz branşta bakalım neler yapacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Diğer iki "deneyimsiz" takımdan ilki olan Cezayir, Afrika şampiyonu Mısır'ı eleyerek turnuvaya kalmayı başardı. Bu onlar için belki de "Dünya Kupasını Almak" gibi bir başarı oldu. Karim Ziani hariç, futbola ucundan bakanların isim bilmediği Cezayir "ilk katılıp sürpriz işler yaptılar" dedirtecekler mi bekleyip göreceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Son takımsa, elemelerin flaş takımlarından Slovenya. "Avrupalı" olması onları başka bir yere koyarken, ABD'yi ikincilikte zorlamalarıda muhtemel. Aralarında ki mücadele bu grupta en çok merak ettiğim mücadele olacak. Slovenya ilk maçta Cezayir'i geçerse ABD için 2. maç final maçı olabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Steven Gerard... Liverpool'la çok sıkıntılı bir sezon geçiren, Ferdinand'ın sakatlığıyla Milli Takım Kaptanlığına yükselen Gerard takımı toparlama adına çok önemli bir rol üstlenecek. Lampard'la daha uyumlu bir oyun sergilemeleri takım adına elemelere geçildiğinde önem arz edecek. Herkesin "Rooney"i yıldız gördüğü takımda ben orta ikiliyi daha çok önemsiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &lt;/b&gt;Samir Handanoviç... Sloven kaleciyi özellikle İtalya ligini takip edenler iyi bilir. Her zaman kalede güven veren Handanoviç takımının 2.lik ve sürprizler yapma yolunca ki en büyük avantajı olabilir. O'nun için çok önemli bir şans olan bu turnuva, belki de büyük takımlara yükselmek için önemli bir basamak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA53poa7vkI/AAAAAAAAADg/ooa5qNv98Dw/s1600/ist2_11738742-soccer-world-cup-2010-group-c.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA53poa7vkI/AAAAAAAAADg/ooa5qNv98Dw/s320/ist2_11738742-soccer-world-cup-2010-group-c.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;D GRUBU:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Her turnuva ilk 2-3 adaydan sonra gösterilen ve her zaman şaşırtan Almanya grup liderliği için en önde. Yeni nesil oyuncularla, deneyimlilerin harmanlandığı kadroda, yine o bildiğimiz "turnuva takımı" kimliğiyle bizi şaşırtacaklar mı merak konusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Grup ikinciliği en çetin gruplardan biri. Galatasaraylıların bol olduğu Avusturalya, formda ve sürpriz çıkış yapması yüksek muhtemel Sırbistan ve "Kara Kıtanın Yıldızı" Gana, enfes bir mücadeleye girecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Benim açımdan Sırbistan ikincilik için bir adım önde duruyor. Hatta Almanya maçında gösterecekleri performansı çok merak ediyorum. İlk maçlardan sonra kazanarak bu maça çıkarsa iki takım çok güzel bir maç bizi bekliyor olacak. Avusturalya deneyimli bir takım olsada bana umut vermiyor nedense. Yinede sürpriz yağabilecek kapasiteye sahipler. Eğer Essien sakatlanmasaydı ikincilik, hatta liderliği zorlayabileceğini düşündüğüm Gana en çok zorlanacak takım gibi gözüküyor. Sert orta sahasıyla yinede bizleri şaşırtabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Karışık grupta kim ne yapacak gerçekten merak ediyorum. Bana göre en zevkli maçların oynanacağı gruplardan biri. Özellikle futbolda "sertliği" sevenlerin tüm maçları izlemesini şiddetle tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &lt;/b&gt;Mesut Özil... Birçoğumuzun elimizden nasıl kaçırdığımıza kahrolduğumuz yıldız, Bremen'den Premier Lig veya İspanya'nın yolunu tutabileceği bir turnuva oynayabilir. Yıldız adayı olabileceği turnuvada, başarılı ve istikrarlı kariyeriyle "Yıldız" olmayı başardı benim gözümde. O olmasa yıldızım herkesin peşinden koştuğu Krasiç olabilirdi. Özellikle hazırlık maçlarında ki anlaşmalarıyla, Sırbistan'ı yukarıya çekeceği aşikar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &lt;/b&gt;Thomas Müller... Bayern Münih'te çok iyi işlere imza atan genç oyuncu, Löv'ün kadro kullanımına ve O'na olacak inancına göre yıldızını parlatacak. Van Gaal'ın, Şampiyonlar Ligi finalinde bile gözü kapalı oynattığı oyuncu, birçok bölgede oynayabilen yapısıyla Almanya'nın saha içindeki taktik değişikliklerinde kilit olabilecek nitelikte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA58ANnfikI/AAAAAAAAADo/RIIgBl3uluI/s1600/Ozil.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA58ANnfikI/AAAAAAAAADo/RIIgBl3uluI/s400/Ozil.jpg" width="267" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;E GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Elemelerden bu yana "Çılgın Portakallar" olarak oynayan, birçok kişinin favorisi olarak burada oynayacaklar. Avrupa'da ilk garantileyen ve hazırlık maçlarında çok iyi oynayan Hollanda liderliği maç kaybetmeden alabilecek güçte görünüyor. Sneijder ve Robben'in başarılı sezonu ve oynadıkları oyun tarzıyla, diğer 3 takımında fersah fersah önünde görünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinci kim dersek; Her Dünya Kupasında gördüğümüz Japonya, "bir varmış, bir yokmuş" Danimarka ve Eto'o'lu Kamerun 3'lü 2.lik mücadelesine girecek takımlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Japonya evinde yaptığı ve "Bizim Milli Takımın" Ümit Davala'nın kafasıyla son verdiği güzel turnuvalarından sonra ve 2006'dan sonra burada neler yapabilir merakını uyandırıyor bende. Deneyimli oyuncularıyla, kapalı kutu oyuncuları olan Japonlar bize değişik oyunlar gösterebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Danimarka bana hiç güven vermiyor doğrusu. Avrupaya dağılmış ve Premier Lig'de oyuncuları bulunan Danimarka nedense başarısız olacak imajı çiziyor gözümde. Dengeli bir kadrosu olan takım, o dengeli oyunu bir kademe üste çıkarırsa çok ileri olmasa da gruptan çıkabilecek güçte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Kamerun, Afrika'da yaşadığı hayal kırıklığını unutturmak ve Eto'o'nun, Song'un son turnuvası olacağınıda göz önünde bulundurarak, o gazla gruptan çıkacaklar diye düşündürüyor beni. Paul Le Guen'in takımı nasıl oynatacağını çok merak ediyorum. Her turnuva bir Afrika takımı yukarılara gider. Bakalım bu sene öne çıkan Kamerun olabilecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &lt;/b&gt;Arjen Robben... Aslında hem son anda geçirdiği hafif sakatlık, hemde "eşit forma" sahip olduğu Sneijder'e rağmen benim yıldızım oldu. Bayern Munchen'in final oynamasında Ribery'den çok öne çıkan ve daha bir akıcı oynayan Robben bu grubun yıldızı benim için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &lt;/b&gt;Takayuki Morimoto... Çok fazla adayın olduğu grupta, biraz sürpriz, birazda şaşırtıcı olabilir bu genç isim. Japonya orta sahası coşarsa, O'da çok fena coşar hissi uyandırıyor bende. Dikkat edilmesi gereken bir yetenek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Actl9MpI/AAAAAAAAADw/wk_yV19o_Bw/s1600/11200.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Actl9MpI/AAAAAAAAADw/wk_yV19o_Bw/s320/11200.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;F GRUBU:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Herkese göre son finalist İtalya öne çıkıyor. Ama diğer son finalist Fransa gibi pek bir formsuzlar turnuva öncesi. Bize bir sürpriz yaparlar mı, kuşkuluyum. Formsuzda olsalar, sıkıntılarda yaşasalar, Pirlo'suz da kalsalar bir süre yinede her zaman favoriler. Lippi'nin de son turnuvası ve ünvanlarını korumak isteyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Nasıl oynacayağını merak ettiğim en çok takımın yer aldığı grup bu grup doğrusu. Her gruptan 1-2 takım varken burada 3 takım ve oyuncular bulunuyor. Paraguay'ın forvet hattının verimliliği bakalım nasıl olacak. Cardozo, çokça medyamızda yer alıyor. İyi ve "uzun" olması onu değişik bir oyuncu haline getiriyor. Ayrıca teknikte. İbra'nın boşluğunu doldurur belki. Ama İbra değil tabii ki de. Deneyimsiz iki takımdan Yeni Zellanda, hazırlıklarda pek birşey yapamayacak izlenimi uyandırdı. Her zaman Avusturalya'nın gölgesinde kalan Hakacılar, kesin renk katacaklardır. TRT umarım onların maçlarına bir 15 dakika erken bağlanır ve az "Haka Dansı" izleriz. Diğer dneeyimsiz ve Beşiktaşlıların iki temsilcisinden Holosko'yu kadrosunda barındıran Slovakya buraya şans eseri gelmediğini kanıtlama çabasında olacak. 3 takıma bakınca yine Avrupa'lı havasıyla Slovakya bir adım öne çıkıyor gözümde. Çok yetenekli gençlere sahip Slovakya güzel futbol oynayacak gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Antonio Di Natale... Biraz şaşırtıcı bir isim "yıldız" statüsü için. Ama Udinese'de iyi işlere imza attı sezon boyunca. Milli Takımda'da asla sırıtmıyor nedense. Bu turnuvada çıkışını sürdürüp "Tam bir yıldız" dedirtecek diye düşünyorum. Pirlo'nun da diğer yıldız olduğunu eklemek isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Marek Hamsik... Birçok otoritenin "en iyi slovak olacak" görüşünde birleştiği ve her sene futbolunun üstüne birşeyler koyan Napoli'li oyuncu, "basamak" olarak bu turnuvayı kullanabilir ve kullanmalıda. İyi oyunu pek kimseyi şaşırtmayacak diye düşünüyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Dkb0wxaI/AAAAAAAAAD4/Z7iuMCCY2qc/s1600/group-f-world-cup-flag-pack-1259-p%5Bekm%5D533x300%5Bekm%5D.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Dkb0wxaI/AAAAAAAAAD4/Z7iuMCCY2qc/s320/group-f-world-cup-flag-pack-1259-p%5Bekm%5D533x300%5Bekm%5D.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;G GRUBU: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Kupanın her zaman favorisi Brezilya grubun lideri gibi gözüküyor. Her zaman bizleri futbola doyuran, kupalara çoğu zaman ambargo koyan Brezilya bu turnuvada bana nedense pek ümit vermiyor. Kaka'nın sezonun çoğunda sakat olması, Robinho'nun Brezilya'ya kaçması, Elano'nun formsuzluğu ileride işleri zora sokabilir gibi. Ama formları "sağlam" olursa herkeside dağıtabilir gibi. İşin savunma kısmında ise, özellikle kanat oyuncuları mükemmel durumda. Maicon, Alves, Bastos çok güzel bir turnuva oynayabilir. Favori, favoridir unutmayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinciliği kimin alacağına gelince. "Hedifimiz Şampiyonluk" diyen Kuzey Kore, nasıl böyle bir iddaa diyip milleti güldürdü hala anlamış değilim. Buraya bir smileda koyabilirdik aslında ama Kuzey Kore kapalı kutu olsa da bize gol veya goller izleteceği kesin. Ama ne kadar atar, ne kadar yer, işte orası meçhul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Drogba'nın sakatlığıyla "Afrika'nın Brezilyası" Fildişi Sahilleri bizleri biraz üzdüler. Portekiz maçına yetişebileceği konuşuluyor ki umarım yetişir ama yetişemezse ikincilik şansları zora girebilir. Tam randımanda bir Drogba, bizi bu sene Chelsea'de mest etti malumunuzca. Ama tek oyuncu bir takımı etkilememeli. O'nun boşluğunu doldurabilecek birçok oyuncuya sahip. Özellikle Gervinho merak ettiğim 11'e girer rahatlıkla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;"Dünyanın En Pahalı Transferi" Cristiano Ronaldo'lu Portekiz, O'nun açıklamalarınında etkisiyle gözardı edildi biraz. Ben yanıltıcı görüyorum bu açıklamaları. Portekiz, yükseliş yapabileceği ve Dünya Kupasında ki şanssızlığını bu turnuva da kırabilir. Son olarak Nanni'nin sakatlığı biraz can sıktı, ama Drogba için dediğim Nanni içinde geçerli. Tek oyuncu bir takım değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Grup için ufak bir notta düşmek gerekirse. Brezilya bu turnuva sanki biraz abartılıyor gibi. Dunga bana güven veremedi bir türlü. Acaba yüz yılın sürprizi olur mu diye düşünüyorum. Bakıp görücez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Cristiano Ronaldo... Zaten başka kim olurdu derseniz, O'nun havasına erişebilecek Brezilyalı bile yok grupta. Kaka bile Real Madrid'te onun gölgesinde kaldı hep. İkisinin mücadeleside biraz değişik ve pek değinildiğini görmediğim bir mücadele benim için. Hangisi daha iyi O'nu gösterecekler bizlere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Gervinho...Fildişi Sahilli oyuncu Lille'de geçirdiği sezonun ardından, neler yapabileceğini bu turnuva da gösterecek. Eğer Drogba oynayamazsa, daha bir önemli onun performansı Fildişi Sahilleri için. Patlama yapma ihtimali olan bir oyuncu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Ir9rk3AI/AAAAAAAAAEA/VhyTpxNCGNk/s1600/12445_190130568154_173754748154_3069144_6775906_n4b45f9cb33033.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6Ir9rk3AI/AAAAAAAAAEA/VhyTpxNCGNk/s400/12445_190130568154_173754748154_3069144_6775906_n4b45f9cb33033.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;H GRUBU:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Avrupa Şampiyonu İspanya, Del Bosque ile önemli turnuvasında. En oturmuş kadroya sahip takımlar bana göre. Şampiyonlukları da pek sürpriz olmayacak gibi gözüküyor. Grubu götürecekleri aşikar, onlar şimdiden "daha sonrasını" düşünyor. Karşıdan sert bir rakip gelecek çünkü. Gelmesi muhtemel 3 takımda çok iyiler ve 2'si favorilerden. Ama hangisi gelse onlardna yorgun olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Son 16 için diğer takımın kimin olacağıysa, sağlam bir sürpriz olmazsa iki takım arasında geçecek. Honduras, yaşadığı forma kriziyle, Kuzey Kore'den sonra, "hem güldüren, hem düşürndüren" takımlar arasına girdiler. Bizim Millilerle oynadıkları maçıda düşününce, buraya gelmeleri gerçekten müthiş bir başarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkiliye gelince; Şili, elemelerde ki iyi formunu buraya da yansıtmak isteyecke kuşkusuz. Beşiktaşlıların bir diğer gözüde Holosko'dan sonra, Tello'da olacak. Tello ne kadar oynar bilemem ama Mark Gonzalez, Alexis Sanchez ve Humberto Suazo 3'lüsü baya iyi işlere imza atacak gibi geliyor. Marcelo Bielsa'da fark yarata bilir bu durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Onların en büyük rakibi İsviçre'deyse Ottmar Hitzfeld faktörünü unutmamak lazım. Gökhan İnler, Eren Derdiyok ve Hakan Yakın 3'lü sünü bulunduran İsviçre Şili'yle çetin bir mücadeleye girecek. İtalya beraberliği onları umutlandırmış olabilir turnuva öncesi burda bir dip not olsun.2. maçta Şili ile yapacakları maç çok önemli olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldızı: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;Fernando Torres... Liverpool'lu golcü neler yapacak bilemiyoruz. Avrupa Şampiyonasında yıldızlarda başı çekiyordu. Villa ile attıkları goller, İspanyayı zirveye taşımıştı. Benim için grubun yıldızı da şuanda O...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Grubun Yıldız Adayı: &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Pedro... Gerçi ne kadar "aday" demek doğru olur bilemeyiz. Bu sene Barça'da oyunadığı oyun, Messi'yle ve hatta O olmadan bile oynadığında çok büyük işler yaptı. Bu turnuvada da daha iyi işlere imza atmaması içten bile değil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6MY_mEURI/AAAAAAAAAEI/V7S4vxTLAog/s1600/david-villa_ap_1298694c.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA6MY_mEURI/AAAAAAAAAEI/V7S4vxTLAog/s320/david-villa_ap_1298694c.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Biraz kulüp, biraz geçmiş turnuvalar, biraz da hazırlık maçlarına göre değerlendiriyoruz takımları. Ama Dünya Kupası hep bunları terse çevirmiş ve çoğu kez ter köşeye yatırmıştır. Güzel turnuva olacak, tüm sakatlıklara rağmen... Okuyan herkese teşekkürler, emeğimi paylaştığınızın bir göstergesi bu... Yazım hatalarım olduysa gözden kaçan affola...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAYGILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-1701097579781069589?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/1701097579781069589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/dunya-kupasna-kendimce-baks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1701097579781069589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/1701097579781069589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/06/dunya-kupasna-kendimce-baks.html' title='Dünya Kupasına Kendimce Bakış...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/TA5zF04hKPI/AAAAAAAAADY/P5nCY8CgfMU/s72-c/fifa-south-afrika-2010-resimleri.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-413812660215077235</id><published>2010-05-23T04:29:00.000-07:00</published><updated>2010-05-23T04:29:27.910-07:00</updated><title type='text'>4 Maç, 3 Final, 1 Gün...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; 22 Mayıs Cumartesi günü çok yoğun ve bir o kadar güzeldi.Önce BBL Final serisi,sonra A Milli Futbol takımımız,21.45'te sezon başından beri beklenen Final yani Şampiyonlar Ligi Finali,kapanışta da Orlando-Boston maçı.Pazar saat 18 sularında başlayıp pazar sabah 6 sularına giden bir maraton(arada bir 3-4 saat var ama oda dinlenmece).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;TURKİYE-ÇEK CUMHURİYETİ;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu maçı ,böyle yazınca çoğumuzun aklına ilk gelen şey 2008'de ki inanılmaz maç oluyor tabii ki.Avrupa basınına görede "Turnuvanın En İyi Maçı" olarak nitelendirildi çoğu yerde.Şimdi bu iki takım da Dünya Kupası'nın dışında.Önce kısaca Çek'lere bakalım.Takımı yenilemişler.Cech'le birlikte Hübscman ve 1-2 deneyimli oyuncuyla,Necid gibi iyi gençleri harmanlamaya,yani yeniden yapılandırmaya gitmişler.Daha mayanın tutmadığı belli oldu bu maçta.Zamana ihtiyaçları var,çünkü yıllarca çok deneyimli ve üst düzey takım oyuncularından kuruluydular.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; A Millilere gelirsek.İnanın hazırlık maçı dahi olsa uzun zamandır bu kadar rahat maç izlemedim.Oyundan dolayı değil.Hatta maçın 2-1 olmasından sonra Çek'ler baya sıkıştırdılarda bizi kendi sahamızda.Ama Hiddink'le birlikte hem takıma hem de bizlere gelen bir rahatlık olduğunu hissettim.Bu rahatlık,heyecanı,mücadeleyi,kazanma arzusunu bıraktıran bir rahatlıkta değil.Tatlı ve "kazanırız biz" kafasıyla olan bir rahatlık gibi hissettirdi bana.Daha takımı tam tanımadığı için az da kendi bildiği oyuncuları sürdü sahaya.Nihat'ı mesela kimse Kadro da beklemezken,oynadı.Hem de iyi de oynadı.Arda'dan sonra sahanın en iyisiydi.Arda da sezon içindeki sıkıntıları bir kenara bırakmış,kafası rahat ve Milli Takımda bildiğimiz Arda gibiydi.Benim düşüncem artık buralarda durmasın ama hedefsiz bir takıma da gitmesin.Bu onu ileriye değil geriye götürür çünkü.Galatasaray da akıllı olsun bir yıldızını daha beleşe kaptırmasın.Milli Takımın geneli için turnuva sonunda birşeyler daha söyleriz.İlk maç ve bu maç bizi umutlandırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kGR2dePZI/AAAAAAAAACw/ygSFrrOQh64/s1600/turkeycekabd.hlarge.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="161" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kGR2dePZI/AAAAAAAAACw/ygSFrrOQh64/s400/turkeycekabd.hlarge.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;(Resim:Ntvspor)&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;SERİ YENİDEN BAŞLIYOR;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Bir çok kişinin "2-0 olursa geçen sene ki dönüş olmaz" dediği maçtı ve Efes Pilsen için belki de en önemli maçtı.Kasun'un eksikliği pota altında sıkıntrıydı Efes cephesi için.Fenerbahçe Ülker içinse avantaj.Ama 4 kısa ile başlayan Efes'e Fenerbahçe içerden oynamadı ve 10'da 0 3 sayılık atışla başladı maça.Burada Efes az kendisi gibi oynadı ve öne geçti.Maçla ilgili gözden kaçan birşey de Sinan Güler'in Ukiç savunmasında maça başlamasıydı.Erken faul problemine girmesine rağmen Ukiç maça kötü başlayınca gerisinde de toparlanamadı.Maçın yıldızıysa Efes'in guardı Ender Arslan'dı.Sayı attı,asist yaptı,aldı,verdi,topa atladı,iyi bir oyunkurucunun yapması gerken herşeyi yaptı.Ona Kaya Peker'de katıldı ve sonuç Efes Pilsen leyhine oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Maçı Efes alsa da iki takımın da dikkatli olması gereken noktalar var.Efes Pilsen için en önemli nokta; Hücum Ribaundları.Fenerbahçe içinse;Ne çılgın bir yüzdeyle ne de isabet bulamadan atmak.Yerinde atış yapması gerektiğini birinin onlara söylemesi lazım.İlk maçta isabet buldukları basketlerin büyük çoğunluğunu dün bulamadılar.Zaten o kadar dış şut kullanmaları da başlı başına bir hataylı.Shumpert ve Nachbar'la eşleşen oyuncuları hiç iyi kullanamadılar ve bunun sonucu seriyi 1-1'e getirdi.Şimdi gözümü Salı günüde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kJTkAkfHI/AAAAAAAAAC4/aSWU4WxEmy0/s1600/buyuk_epilsen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="307" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kJTkAkfHI/AAAAAAAAAC4/aSWU4WxEmy0/s400/buyuk_epilsen.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; (resim:Turkbasket.com)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;BÜYÜK FİNAL,FAVORİ GALİP,BİR DE TRANSFER HABERİ;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Maçın favorisi İnter'di ve kupayı da müzesine götürdü.Aslında çok "süper" bir maç izletmediler bize.Bayern topla çok oynayan ve herşeyi yapan takımdı saha da.Ama Bu sezon Mourinho'nun da başarısının en kilit adamı olan ve 3 Final de 4 gol atan Diego Millito yine gollerini buldu,kupayı Milano'yagötürdü.Maç güzeldi ama biz biraz kendimizin ev sahibi olduğu "Milan-Liverpool" maçının hala etkisinden çıkamadık sanırım.Bu kadar zaman geçmesine rağmen hemde.Gerçi bir İtalyan,hele ki bu İtalyan "İnter"se maçın bu şekilde olacağını herkes tahmin ediyordu.Hamit'te "Şampiyonlar Liginde Final Oynayan 2.Türk Oyuncu" ünvanını aldı.Ama hala kupayı kaldıran bir Türk yok.Bu "Türk" te inşallah bir "Türk Takımı" olur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçın bir de transfer boyutu var.Malum Beşiktaş Başkanı ve yöneticileri Ricardo Quaresma için finali izlemeye gittiler.Daha maç sonrasında,özellikle İtalyan ve Portekiz basınına verdiği demeçte,ilkkez "Beşiktaş" adını dillendiriyordu.Bu haber bile Beşiktaş forumlarının kilitlenmesine neden olmaya yetti.Quaresma'nın dediğiyse;"Beşiktaş'ı istiyorum ve menajerim bu konuyla ilgileniyor,biran önce transferimin sonuçlanmasını ve rahat bir tatile çıkmayı amaçlıyorum"du.Tabi heryerde farklı bir çeviri oldu o da ayrı konu.Ama görünen o ki 1 Haziran 2010 bu işin tam boyutunu ortaya koyacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kMc546vGI/AAAAAAAAADA/2Uenj4mCyWc/s1600/109425154419.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="210" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kMc546vGI/AAAAAAAAADA/2Uenj4mCyWc/s400/109425154419.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; (resim:fotomaç)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;b&gt;BOSTON FİNA...("LDE" İÇİN 2 GÜN);&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &lt;/b&gt;Orlando'nun bu kadar aciz duruma düşeceğini sorsalar inanmazdım.Ama işte "playoff" denilen yerin ne olduğunu birkez daha gördük.Playoff ağacı belli olduğu günden bu yana benim "Doğu Finali" eşleşmem bu iki takımdı.Ama bu iki takımdan Boston'ın bu kadar üstünlük kuracağını hiç kimse tahmin etmiyordu.En azından 2 maç alır Orlando düşüncesi vardı.Ama Boston en sonunda beni de ters köşeye yatırdı.Hep bahsettiğim "yaşlı" Big Three'yi lig içinde dinlendirerek oynadılar ve hedef playoffta iyi oyundu.Ama pillerinin bi yerde biteceği ve bu yerinde Doğu Finali olacağı kanaatindeydim.Ama sezon boyunca iyi oynayan,playoffta ise "patlayan" Rajon Rondo'yu ve ona Glen Davis'in yapabileceği katkıyı gözardı etmişiz biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça bakınca,sanki 3. çeyrekte bitti maç gibi gözüküyor ama esas bitiren maçı Rajon Rondo'nun jeneriklerde NBA olduğu sürece izleyeceğimiz top çalışıydı.Yerde,göğsünün üstünde kayarak Jason Williams'ın altından topu çaldı,çalımını attı ve basketi yaptı.Burada ayağa kalkmayanda pek yoktu sanırım.Boston'da bu çabanın olacağını geçen seneden söylemiştim.Sakatlıklarla 4-3 elendiler Orlando'ya.Sakatlık dışında çokta yorgundular.Hepimizin bu sene mumla aradığı "Boston Chicago" serisinden çıkmışlardı çünkü.Ama bu sene çekişme finalde olacak gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Orlando geçen seneyi bu seride mumla arıyor.Nedeni?Hepimizin ortak görüşü belli; "HİDAYET TÜRKOĞLU".Hido-Orlando ikilisi ayrılınca ikisinin de üstün performansları çakıldı.Aslında Orlando normal sezon ve şuana kadar çok iyi geldi.Ama "er meydanı" tabir ettiğimiz playofflar da "deneyim" çok önemli.Vince Carter belki çok uzun süredir NBA'de ama asla Hido seviyesinde playoff oynamadı.Hido daha Sacramento'da Batu finaline yükseldi,San Antonio'da üst düzey oyuncularla oynadı.Hido'yu bu sene içinde savunurum.Çünkü Bosh gibi kendisini "iyi Shaq" sanan bir yıldızın yanında herkes kötü oynar.Orlando O'nu daha çok arıyacak gibi gözüküyor.Bu sıkıntılarda bitmez gibi gözüküyor çünkü Jameer Nelson,Hidayet'in 10'da 1'i oyun görüşüne sahip değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk iki maç sonunda,hem Doğu hem Batı için attığım başlık "HOME &amp;amp; AWAY" di.Şimdi bu gece ki Lakers-Phoenix maçını bekliyoruz.Orada da bir 3-0 olursa da "THE FİNALS" beklemeye koyulcaz.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kRTAwEJZI/AAAAAAAAADI/af5t-fAXnZk/s1600/magic.celtics.game3.12.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kRTAwEJZI/AAAAAAAAADI/af5t-fAXnZk/s400/magic.celtics.game3.12.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; (resim:nba.com)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAYGILAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Burak Mustafa Çakmak&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-413812660215077235?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/413812660215077235/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/4-mac-3-final-1-gun.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/413812660215077235'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/413812660215077235'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/4-mac-3-final-1-gun.html' title='4 Maç, 3 Final, 1 Gün...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S_kGR2dePZI/AAAAAAAAACw/ygSFrrOQh64/s72-c/turkeycekabd.hlarge.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7649108862648179791</id><published>2010-05-16T05:28:00.000-07:00</published><updated>2010-05-16T05:28:45.597-07:00</updated><title type='text'>"THE FİNALS"a Bir Adım Kala İki Final..</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; NBA'de oynanan uzun sezon,Playoff'larda oynanan seriler ve hepsinin ardından sadece2 seri,4 takım ve en çok 14 maç kaldı...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Heyecan bizim memlekete göre bu gece,ABD'ye göre bugün başlayacak ve adım adım konferans şampiyonluğuna ve finale yürüyecek takımlar.Temennim konferans yarı finallerindeki maçlardan daha bol çekişme olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Orlando Magic-Boston Celtics:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;Bir tarafta hem zihnen hem bedenen çok yorulmayan Orlando.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Diğer tarafta şuana kadar ki en "sansasyonel" seriyi oynayan ve işi 7. maça bırakmadan buraya gelen Boston.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;Çoğu kişi Boston'a buraya kadar şans vermiyordu.Yaşlı kadro,All Star sonrası başlayan düşüş süreci onların şansını az kılıyor,karşıdakiler daha avantajlı diyordu.Playofflar öncesi yazımda "Boston dedelerini dinlendirdi ve tek hedefi playofflar" demiştim.Onlar için sıra çok önemli değildi,Orlando ve Cavs dışında kim gelse farketmeyecekti.Öylede oldu önce Miami'yi,sonra Cleveland'ı geçtiler.LeBron hala tartışılıyor ve nereye gitsede bu seri karşısına çıkacak ilerde gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Boston Big Three ve Rajon Rondo'ya ekstra olarak Glen Davis'i de eklemiş durumda.Bu durumu devam ettirmeleri onlar için çok önemli.Karşıda ligin en dominant uzunu Dwight Howard var.Davis-KG ve Perkins'e çok iş düşüyor bu seride.Hatta benchten beklenmedik oyuncularıda görebiliriz işin savunma yönünde,bu seride.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Orlando,Atlanta'yı resmen harcadı.Bucks serisinde zaten herkesi şoke eden Atlanta,Orlando'ya karşı hiçbir varlık gösteremedi.Kadroya bakınca un-şeker vs. herşey vardı ama ortaya bir helva çıkmadı.Sonunda coach işinden oldu,Atlanta'da hedeflediği yerden.Bunların hepside Orlando'yu çok güzel dinlendirdi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bazen dinlenen takımlar dezavantajlı oluyor bu serilerde,özelliklede bu yerlerde.Evinde oynayacağı ilk 2 maç bu açıdan Orlando için çok önemli.Eğer 2'de 2 ile geçerlerse seri pek uzamaz.Önce ki iki turuda 4-0'la geçmiş olmaları,onların bu şekilde oynmaya alıştığınında bir göstergesi.Carter için söylenen "playofflar gelince sapıtır" düşünceside şuana kadar pek çıkmamış gibi gözüküyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seride iki kilit nokta var bneim için.&lt;br /&gt;1-Orlando oyun kurucuları Rajon Rondo'yu durdurabilecek mi?&lt;br /&gt;2-Boston uzunları Howard'a karşı nasıl bir savunma yapacak?&lt;br /&gt;Bu iki sonunu cevapları seriyi belirliyecek.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seri için tahminim Orlando'dan yana ve 4-2 gibi gözüküyor.Ama 1 maç kısalıp 1 maç uzama şansıda yok değil.Artık zurnanın o güzel sesi çıkardığı yerdeyiz çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-_b1mjs62I/AAAAAAAAACg/nN2f6dCyTXg/s1600/howardgarnett_670_051410.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-_b1mjs62I/AAAAAAAAACg/nN2f6dCyTXg/s400/howardgarnett_670_051410.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Los Angeles Lakers-Phoenix Suns:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;İki takımında 4-0'la geldiği,iki takımında dinlendiği ve sahada sadece oyunların konuşacağı bir seri...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu seri için dikkat çekmek istediğim birşey var."Kim daha çok istiyor?"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;Sırf &amp;nbsp;internet sitelerine bakıldığında bile daha çok isteyen Phoenix.Yanlış olmasın tabi,Lakers'ın istemediği anlamıda çıkmasın buradan.Ama istemek başarmanın yarısıdır.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Lakers,Utah'ı genelde uçuca biten maçlarla geçti,Phoenix çok az daha rahattı ama onlarda hep yakın maçlar oynadı San Antonio ile.Burada da hemen hemen bir eşitlik görülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Takımların avantajlı pozisyonlarına bakacak olursak.Bi tarafta Nash bir tarafta Kobe gözle görülür fark yaratıyor.Kobe'nin savunmasında Jerry Sloan'ın hatasını yapmazsa Suns Kobe'yi yavaşlatabilir.Nash'in gözünün iyileşmiş olması ve formuna karşılık Lakers en zayıf gözüktüğü bölgede nasıl bir önlem alacak onuda merak ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Phoenix'te Nash ve Amar'e çok formda.Onlara Richardson ve Hill'de eklenince gerçekten çok iyi oluyorlar.Dragic'te çok güzel işler yaptı San Antonio serisinde ve ağzımızı açık bıraktı doğrusu.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Lakers'ta Kobe'ye artık kimsenin lafı yok.Ben bu maçta en çok Odom'dan gelecek katkıyı merak ediyorum.Eğer Artest Utah serisinde ki gibi oynarsa Odom'a çok iş düşer.Pota altında Bynum faul sorunu yaşarsa Lakers bir avantajını kaybeder,ancak bu olmazsa Gasol-Bynum Lakers için kilidi açıcak oyuncular olur.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Seri için iki kilit nokta ise;&lt;br /&gt;1-Yukarıda yazdığım gibi Bynum'un faul sorunu yaşayıp yaşamıyacağı.&lt;br /&gt;2-Hill-Richardson ikilisinden gelecek katkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seri için tahmin yürütmek bence doğu finaline göre çok çok zor.Ama ben bu sefer biraz duygusal davranıp,gerçekten isteyen taraf Phoenix'in bu arzuyla alabileceği düşüncesindeyim.Seri tahminim 4-2 Phoenix.Şartıda ilk iki maçtan birini alması,yoksa rüzgar tersten eser...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-_jYwjNrvI/AAAAAAAAACo/rvpYhLPIq9U/s1600/snash_670_100513.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="225" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-_jYwjNrvI/AAAAAAAAACo/rvpYhLPIq9U/s400/snash_670_100513.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-style: normal; font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Not:Resimler Official Sitelerden alıntıdır...&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7649108862648179791?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7649108862648179791/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/finalsa-bir-adm-kala-iki-final.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7649108862648179791'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7649108862648179791'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/finalsa-bir-adm-kala-iki-final.html' title='&quot;THE FİNALS&quot;a Bir Adım Kala İki Final..'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-_b1mjs62I/AAAAAAAAACg/nN2f6dCyTXg/s72-c/howardgarnett_670_051410.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-9125349427956806347</id><published>2010-05-13T02:33:00.000-07:00</published><updated>2010-05-13T02:33:42.825-07:00</updated><title type='text'>Efes Pilse Finalde!Peki Ya Sırada ki KİM?</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bir seri sonra erdi,diğeri sona bir adım yaklaştı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Finalde ki ilk takım; Efes Pilsen...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İkinciyi de Cumartesi günü belki de hep birlikte görücez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Günün ilk maçı 2-0 önde olan Efes Pilsen'le ligin en çok "sıkıntı" başlıklı haberlerine konu olan Beşiktaş Cola Turka arasındaydı.Beşiktaş yine tam dolu salona karşı oynayamadı ki burada eleştirim federasyona.Hafta içi,tam insanların iş çıkışı saatinde maç oynatmak pek mantıklı değil.Ama oldu bir kere ve zaten pek bir anlamıda yok artık bunu dile getirmenin.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maça gelecek olursak,Efes Pilsen enfes bir seriyle(16-0)başladı maça.Bu seriyi ben Beşiktaş'ın Telekom eşleşmesinde ki seriye benzettim.Oradada Telekom böyle bir seri yakalamış ve Beşiktaş kapatmayı başarmıştı.Yine aynısı oldu ve Lİkholitov ve Engin'in çabasıyla 5 sayıya kadar farkı çektiler.Bu çabayla ilk çeyreği 17-22 Efes önde kapattı.İkinci çeyrekte Beşiktaş Cola Turka hızını kesmedi ve 46-45 ile girdi soyunma odasına.Maçta sürekli birbirine zaten "seri yakalama" mücadelesi vardı.10-0,14-0,13-0,9-0 insanın başını döndüren bir mücadelede geçti bu nedenle maç.Üçüncü çeyrekte yine Beşiktaş hızlı başladı ama birden motorları durdurdular ve Efes daha üstün bir oyunla geçti bu çeyreği.Sonuçta da beşler kenara 56-67 ile geldi.Son periyotta da Efes üstün geçerek maçı 88-96 kazanmayı bildi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Maçtan notlara gelecek olursak;&lt;br /&gt;Efes Pilsen'in istediği zaman adamı hallaç pamuğu gibi atabileceğini,istemediği zamanda kendini çok kötü durumlara sokabileceğini gördük bu maçta onlar adına.Beşiktaş Cola Turka ise her zaman bildiğimiz gibi "karşımda ki kaç fark açarsa,ben o farkı kaparım" mentalitesiyle oyuna tutundu.Efes cephesinde Kasun'un sakatlığı pota altı rotasyonunu karıştırdı.Ermal ve Kaya ikilisine kalan pota altı son dakikalarda Kaya'nın beşlemesiyle Ermal Kuqo'nun tekeline kaldı.Beşiktaş'tada Ender Arslan'ın dirseğine çarpan Likholitov uzun süre kenarda kaldı.Aslında bneim için "maçın gözle görülmeyen kırılma anı" burasıydı.Beşiktaş'ın en üstün olacağı bölgede,biranda daha deneyimli ve milli takımın her zaman parçası olabilecek iki dominant uzun kaldı karşıda.İkinci kırılma anı Beşiktaş adına Engin Atsür'ün,son anda pas arası yaptığı topu potaya gitmek yerine dışarı muratcan'a çıkarma anıydı.2'ye inecek fark yapıalan taktik faulü değerlendiren Kerem Tunçeri sayesinde 6 ya çıktı.Kerem Tunçeri ve Chales Smith ilk maçta olduğu gibi yine dünde deneyim ve tecrübeleriyle,maç sonunu müthiş oynayıp maça damga vurdular.Kaya bildiğimiz gibi oynayıp,tüm sezon gidecek-kalacak tartışmaları yaşatan,aldığı süreleri pek değelendiremeyen ama kimsenin büyük oyunculuğuna laf etmeyeceği Rakoceviç'te ona &amp;nbsp;17 sayıyla katılınca Efes galibiyete uzandı.Efes Pilsen içinde iki kırılma anı vardı.Birincisi Kerem Tunçeri'nin bitime 2,5 dakika kala Engin Atsür'ün attığı 3 sayılık baskete,dipten zor bir şutla verdiği cevaptı.İkincisi veya ikincileriyse Charles Smith'in,"sağdan-soldan ,biz korkmayız ondan bundan" diyerek attığı iki turnikeydi.Bunlardan biri de basket faul olunca tadından yenmedi tabii ki.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beşiktaş Cola Turka'nın inanılmaz mücadelesini herkes alkışlamalı ama böyle büyük bir kulübün,böyle kötü bir duruma geldiğinide şiddetle tartışması gerek.107 yıllık bir camia da hala "amatör branş" olarak görülen basketbolun az üstüne düşülmesi gerek.Sadece sponsor gelirleri elinde kalsa zaten döner şube.Seneye bu takımdan kalırsa Türkler kalır.Ama hele Dünya Şampiyonasında da bu performansı sergileyecek bir Newley,Beşiktaş için rüyadan ibaret olur.Buarada Ergin Ataman'a ve Kaya Peker'e yapılan terbiyesizlikte hiç yakışmadı.Euro Cup'ta Final 8 oynatmış bir coacha bu saygısızlık olmadı.Aklı başında olan Beşiktaşlılar elbet özür dileyecektir ama böyle şeyler bir daha tekrarlanmaz umarım.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Efes Pilsen'in de sıkıntısı var malum.Efes Pilsen diyince heralde kimsenin aklına ne çocukken ne de şu yaşta ilk alkollü içecek gelmez.Benim aklıma ilk gelen "KORAÇ KUPASI" olur,Naumoski'ler,Tamer Oyguç'lar,Hidayet'ler,Mehmet'ler,Final Four'lar ve daha nice başarılar gelir.Böyle büyük kulübe,yasa diretmesiyle son vermek,isim değiştirmek hiçbir hükümete yakışmaz.Bu sadece Efes Pilsen Spor kulübüne değil,tüm basketbol severlere yapılan büyük bir ayıp olur.Biz sonuna kadar Efes Pilsen'in de arkasında olucaz,parasını,haklarını alamayan Beşiktaş'lı basketbolcularında.Efes'e Şampiyonluk yolunda başarılar,Beşiktaş'a da önümüzde ki sene planlarında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-vHYLWTxbI/AAAAAAAAACY/zMIER97_Bp4/s1600/5413.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-vHYLWTxbI/AAAAAAAAACY/zMIER97_Bp4/s400/5413.jpg" width="337" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-9125349427956806347?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/9125349427956806347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/efes-pilse-finaldepeki-ya-srada-ki-kim.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9125349427956806347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/9125349427956806347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/efes-pilse-finaldepeki-ya-srada-ki-kim.html' title='Efes Pilse Finalde!Peki Ya Sırada ki KİM?'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-vHYLWTxbI/AAAAAAAAACY/zMIER97_Bp4/s72-c/5413.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6067637764561686745</id><published>2010-05-12T06:11:00.000-07:00</published><updated>2010-05-12T06:11:46.789-07:00</updated><title type='text'>Seri Dediğin...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seri dediğin böyle olur diyesi geliyor insanın Boston-Cleveland serisini izledikçe.Tek maç için konuşmuyorum.Serinin genelini ele alıp bunu söyleyebiliyorum.Her maç değişik birşeye şahit oluyoruz.Son maçtada "Kral'ın düşüşü" vardı sahada.Bu çöküş "Big Three"nin yükselişi olacak mı bize Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece gösterecek.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Maçı iki takım adına ayrı ayrı irdeleyecek olursak;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kaybeden taraf Cleveland Cavaliers çok uzak değil geçen sene (hatırlayanlar muhakkak vardır) Orlando Magic serisinde bütün işi LeBron James'e bırakıp,takımın diğer oyuncuları kenarlarda durmayı tercih ediyorlardı.Nihayetinde Orlando NBA Finallerine giderken Cavs bu sene ki slogana uyup,kazanmak yerine evine dönüyordu.Dün akşam ki maçtada tam aksine takım oynamak istiyor LeBron "banane ben oynamıcam" diye küs gibi bir tavır sergiliyordu.Bahsettiğimiz oyuncu kendisini "En iyi" ilan etmiş,birçok otoriteninde buna eyvallah demiş olduğu bir oyuncu.Herkesin şüphesiz kötü maçları olur.Jordan,Magic...Ama LeBron James'in tam kontrat zamanı böyle bir performans sergilemesi,sürekli sakatlıklar bahane etmesi(ki Kobe'nin kırık parmakla ne maçlar çıkardığını düşününce)O'nu git gide komik duruma düşürür oldu.LeBron ne "yapamadı" veya "yapmadı" derseniz; 14'te 3 saha içi(bunun 4'ü 3 sayılık atış,tabi sıfır isabetle),12'de 9 serbest atışla 15 sayı üretti.Bu sayı onun Playofflarda ki en düşük skor ürettiği 4 maçtan biride oldu neticede.Savunma yönündede pek başarılı değildi LeBron.Her zaman blok kovalayan LeBron bu sefer block yapamadı ve sadece 1 top çalmayla oynadı.Bu performansı,Boston'ın bu seride yokları oynayan yıldızı Paul Pierce'ın ayaklanmasına yardımcı oldu gibi görünüyor maç itibariyle.LeBron'un ne sorunu var tabi bilemiyoruz,benim öngörüm artık gidecek olduğundan işleri salmış olabileceği.Ama bunuda yapabilecek karakterde bir oyuncu değil.Hırslı,her zaman kazanma arzusunda olan bir oyuncuya böyle birşey yapabileceğini kondurmakta çok zor.Şimdilik yarın geceyi daha bir merakla beklemek kalıyor bize.LeBron'un kötü olduğu maçta,Shaq 11'de 7 saha içi ve %70 serbest atış isabetiyle 21 sayı üretti.Anthony Parket'da 14 sayıyla çırpındı ama nafile bir çırpınıştan öteye gitmedi bu Cleveland için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-qjXaeBDfI/AAAAAAAAACI/RACbSvDqQdQ/s1600/lebron_crybaby_big.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-qjXaeBDfI/AAAAAAAAACI/RACbSvDqQdQ/s400/lebron_crybaby_big.jpg" width="335" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Kazanan tarafa gelecek olursak.Müthiş katkılar aldılar dün gece.Rajon Rondo'nun "herşeyi 4. maçta yapmış" görüntüsüyle başladığı maçta Ray Allen'ın "Nooluyoruz beyler?" diyip sazı ele alışıyla ve ona Kevin Garnett'ın eşlik edişiyle üstünlüğü daha maç başında ele aldı Boston.Clevland sadece ilk çeyreği önde kapadı ve Boston'ın iyi oyununa boyun eğdi.Yukarıda bahsettiğim LeBron James'in ortalarda olmaması ve maçı sadece bu nedenle alınıldığını düşünmek Boston'a çok büyük haksızlık olur.Big Three tam anlamıyla adına yakışır oyun ortaya koydu.Ray Allen 9'da 6 3sayı isabeti,13'te 8 saha içi isabetiyle 25 sayı,KG &amp;nbsp;14'te 8 le 18 sayı ve Paul Pierce'ta 21'de 9 gibi çok iyi olmayan bir yüzdeye sahip olmasına rağmen 21 sayı ve buna ek olarak 11 ribaund ve 7 asistle oynadı.Big Three iyiydi ve yükselen yıldız Rajon Rondo'da 4. maçta kaldığı yere geri dönüp,feci ilk çeyrekten sonra 16 sayı 7 asist üretti.Belkide bu maç için en önemli katkıyı benchten biri olan Glen Davis'ten aldı Boston.Özellikle kazandığı kritik basket-fauller maçın kopmasında etken oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bostonda ki 6. maçı artık yazıda da daha önce bahsettiğim üzere daha bir iştahlı bekliyoruz.James dirilecek mi?Big Three adına uymaya devam edecek mi?Kimler ekstra katılarla takımının kazanmasına fayda sağlayacak yarın gece 03.00'da bunları görcez.Bir not olarakta,daha önce Boston'a sahasında ki en ağır yenilgilerden birini tattıran Cavs bu sefer kendi sahasında en ağır playoff yenilgisini tattı.En baştada dedim çok farklı bir seri oynanıyor.Yıldızların kötü oynadığı maçlar,beklenilmeyen iyi-kötü istatistikler,birbirlerine en acı yenilgileri tattıran iki takım ve bitmeyen tek yarı final serisi.Önceki hiçbir maç bize sonraki maçla ilgili birşey ifade etmiyor.İşte bu "öngörülemez" seri bizi en fazla 2 maç daha yerimize çivileyecek,göz kırpmadan izlememize neden olacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-qnMLH-mwI/AAAAAAAAACQ/W_aQS1Vu_LE/s1600/big-three2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="342" src="http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-qnMLH-mwI/AAAAAAAAACQ/W_aQS1Vu_LE/s400/big-three2.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6067637764561686745?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6067637764561686745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/seri-dedigin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6067637764561686745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6067637764561686745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/seri-dedigin.html' title='Seri Dediğin...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-qjXaeBDfI/AAAAAAAAACI/RACbSvDqQdQ/s72-c/lebron_crybaby_big.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6249010713355001266</id><published>2010-05-09T13:48:00.000-07:00</published><updated>2010-05-09T13:48:10.161-07:00</updated><title type='text'>Duelloya gölge düşürmek...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Düello belli;"Charles Smith-Brad Newley"...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Düşen gölge mi ne?Maçın hakemleri...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu kadar aslında dillendirilecek görüntüde pek birşey yapmadılar.Ama tam "Yunan hakem" tarzında bir maç yönettiler.Hani bu bneim kendi gözlemimdir.Yunan hakemler inceden çok fena işlerler kazanmasını istemedikleri takımı.Maç sonuna geldiğindede çalınan faullerden ya takımdaki oyunculardan birinin morali bozulmuştur ya da artık takımda değil kenarda 5 Faulün siniriyle maçı takip ediyordur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İşte bugün maçta olan biraz bunun gibiydi.Maçın hakem triosundan Baş hakem Engin Kennerman daha ilk çeyrekten hatalı faullerle önce Cevher'i kenara yolladı ve maç içinde dönüşü olmayacak bir buhrana sevketti oyuncuyu.Daha sonra maçın özellikle savunma yönünde etkili olan ve maça iyi başlayanlardan,Beşiktaş'ın vites atmasında ki en önemli isimlerden olan Muratcan Güler'e çok gereksiz fauller çaldı.Özellikle arka arkaya çaldığı iki faul ve sonrasında faul olmasına rağmen ki (Muratcan'ı heralde herkes tanır nasıl sakin ve karakterli olduğunu bilir)sadece ellerini açmasına rağmen teknik faul geldi.Nur Germen'in orada ki yorumuda maçta çok hoşuma gitti."Hakemler biraz oyuncu psikolojisinden anlayacak."işte bu sözün ne kadar mantıklı olduğunu,böyle stresli ve artık finale bir adım kala kırılgan maçlarda daha bir anlamak gerek.Özellikle bu dediğimi oyuncular çok iyi bilir.Artık öyle bir noktadasındır ki "Ya uçurumdan düşüceksin ya da sallanan ipe tutunacaksın" maçlarıdır.Böyle maçlarda da oyuncular anlık refleks gösterir.Rasheed Wallace bizim ligde olsa heralde her maç diskalifiye olurdu!&lt;br /&gt;Sonuç olarak bu güzel mücadeleye çok gözle görülür olmasada,zaten eksik kadrolu ve sıkıntı içinde olan Beşiktaş'ın önemli parçaları yara alınca yenilgi kaçınılmaz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-caV9LNLbI/AAAAAAAAABw/le1e_Bcpu30/s1600/Hb_D06Y55MKY54.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-caV9LNLbI/AAAAAAAAABw/le1e_Bcpu30/s320/Hb_D06Y55MKY54.jpg" width="182" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; Yukarda yazdıklarımdan Efes'e haksızlık ettiğim de çıkmasın sakın.Yazımın başlığını da oluşturan "Düello"nun Efes adına"Başrol oyuncusu" Charles Smith müthiş bir oyun çıkardı ve "6 da 6 iki sayı,9 da 4 üç sayı"isabetiyle oynadı.Ona oyuna girdikten sonra Kerem Tunçeri'de eşlik edince Efes Pilsen galibiyete ulaştı.Özellikle Kerem Tunçeri'nin dümeni ele alışı ve takımı "Haydi yarı final serisindeyiz." dercesine ayaklandırışı tam bir tecrübe örneğiydi.Efes Pilsen'i özellikle ilk yarıda verdikleri hücum ribauntları çok zorladı.Bu Beşiktaş Cola Turka içinde çok büyük avantaj oldu tabi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Türk Telekom serisinde ki "Koş koş koş! At!" oyununun etkisinden hala çıkamamıştı Beşiktaş.Ama o seridekinden farklı ve özellikle ilk yarıda ki yüzdeleri çok başarılıydı.23 te 11 isabetle %48 oranla üç sayı isabeti buldu Beşiktaş Cola Turka bu maçta.Ama serbest atışarda ki (Efes Pilsen'le yakın yüzdeyle oynanmasına rağmen)başarısızlık sonu getirdi.Maçta tam yetiştiği veya aranın açılcağı dakikalarda serbest atışlar kaçırdı Beşiktaş Cola Turka.Efes gibi derin kadrosu olan ve rotasyon imkanı hat safhada olan bir takıma bulduğun her basketi atıcaksın arkadaş.Yoksa daha iyi bir görüntü çizdiğin maçı kaybedersin.Newley'de diğer kahramanıydı düellonun.O da 7 de 6 iki sayı 4 te 3 üç sayı isabetiyle 27 sayı buldu.Ona Engin Atsür'ün de yadsınamayacak 21 sayılık performansı eklenince Beşiktaş direndi Efes'e.Ama işte yaşanan faul sıkıntıları,rotasyon sıkıntısı Beşiktaş Cola Turka'nın final ümitlerini çok azalttı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Çarşamba günkü maçta kuşkusuz Efes Pilsen yine favori.Kendilerini yormamak ve bir an evvel finale adını yazdırığ rakibini beklemek isteyecektir hiç kuşkusuz.Bütün avantajlar da ellerinde zaten.Beşiktaş'ta ki maddi sıkıntı belki olmasa şimdi en azından Baxter'la daha iyi bir pota altı mücadelesi verebileceklerdi.Ama eldekilerle buraya kadar.Taraftarın müthiş desteği olması gereken bu iki maç belki tekrar seriye ortak hale getirir Beşiktaş Cola Turka'yı.Ama "Umut Kafdağının Ardında" şuan için...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-cfMiH-IdI/AAAAAAAAAB4/NrIcnot5WTg/s1600/medya.php.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-cfMiH-IdI/AAAAAAAAAB4/NrIcnot5WTg/s320/medya.php.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-cfRarhahI/AAAAAAAAACA/J8qB7ksgtjU/s1600/6026_B_CharlesSmith002.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-cfRarhahI/AAAAAAAAACA/J8qB7ksgtjU/s320/6026_B_CharlesSmith002.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;(Not:Ufak tefek yazım hatalarım olabiliyor,herkesten affola...)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6249010713355001266?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6249010713355001266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/duelloya-golge-dusurmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6249010713355001266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6249010713355001266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/duelloya-golge-dusurmek.html' title='Duelloya gölge düşürmek...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-caV9LNLbI/AAAAAAAAABw/le1e_Bcpu30/s72-c/Hb_D06Y55MKY54.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7844300807112195132</id><published>2010-05-05T14:22:00.000-07:00</published><updated>2010-05-05T14:22:50.849-07:00</updated><title type='text'>SIRA YARI FİNAL SERİLERİNDE...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;1 seri hariç çok ilgi çekici geçmeyen maçlardan sonra yarı final eşleşmeleri belli oldu.&lt;br /&gt;Buna göre:&lt;br /&gt;Beşiktaş Cola Turka-Efes Pilsen&lt;br /&gt;Fenerbahçe Ülker-Bandırma Banvitspor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İlk olarak diğer eşleşmeye göre daha az çekişme beklenen Fenerbahçe Ülker-Banvit serisine bakalım.Çeyrek finalde,normal sezonda Ship'in müthiş oyunuyla galibiyet alan Bornova Belediyesi,güçlü Fenerbahçe Ülker'e bu sefer direnç gösteremedi ve süpürülerek elendi.Diğer taraftan ise rakibi 1 maç gecikmeli geldi.Yine Eşitlikle başlayan seride,normal sezonun 3.sü Banvit,basketi hiçbir zaman futbolun altına düşürmeyen Pınar Karşıyakayla mücadeleye girdi.2-0 öne geçmesine rağmen deplasmanda malup olarak 2-1 oldu seri.Ve seriyi Bandırma'ya tekrar götürmek istemeyen Banvit,serinin 4. maçında işi bitirmeyi bildi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şimdi gelelim bu serinin "artı/eksi"lerine.Fenerbahçe Ülker'in kadrosu konusunda sanırım kimsenin bir sıkıntısı yok.Yapabilecekleri ortada.Esas merak konusu Banvit kafa tutabilecek mi?Barış Özcan'ı kaybetmiş durumdalar malum.En etkili oyuncuları pota altında Lance Williams ve Barış Ermiş şuan itibariyle.Yabancılarından alacakları katkı çok önemli bu seride.%42,9'la 3'lük isabeti bulan Simmons bence Banvit için kilit oyuncu olacak bu seride.Takımın ikinci skoreri konumunda ki Charles Davis'e de çok iş düşecek.Barış Ermiş eğer iyi tutulamazsa ve bu 3 yabancı gününde olursa Fenerbahçe Ülker'in işi zora girer.Ama Bir şekilde seriyi geçecekleri ve finale kalacakları kanaatindeyim.Çünkü "Büyük" bir kadro üstünlüğüne sahipler.Bogdan Tanjeviç'in olmamasıda pek etkileyecek gibi gözükmüyor.Ama Banvit'in sonuna kadar direneceğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;Skor Tahminim:3-1 Fenerbahçe Ülker...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-HeHM9JCvI/AAAAAAAAABg/omOzDPhWyck/s1600/teknosa-turkiye-kupasi-grup-elemeleri-20091009A0910162-01.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-HeHM9JCvI/AAAAAAAAABg/omOzDPhWyck/s400/teknosa-turkiye-kupasi-grup-elemeleri-20091009A0910162-01.jpg" width="280" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; Yarı finalin diğer ayağındada Erdemir'i ezip geçen ve bunu yaparken normal sezonda formsuz gözüken oyuncularınıda dirilten Efes Pilsen'le,maddi sıkıntıları hala devam eden,Chatman'ın yine dönmeyeceği ve Türk Telekom gibi güçlü bir ekiple çeyrek final oynayıp eleyen Beşiktaş Cola Turka kapışacak.Sıkıntıları düşünürsek Beşiktaş bir adım geride gözüküyor.Öncelikle az Efes'e bakalım.Euroleagu'de ki başarısızlıklar tüm Efes Pilsen takımının canını çok fazla sıkmış durumda.Şampiyonluk onların en önemli dayanağı olacak.Diğer taraftada "unutulmuş" ama "yürekten" oynayan Beşiktaş var.Hakikaten yıllardır herkesin dediği gibi,para olsun,olmasın vs. gelen tüm yabancılar yerli oyunculara benziyor.Elinden geleni sahaya yansıtıyor.Efes Pilsen sürekli oyuncu değişiklikleri nedeniyle bunu henüz yakalamış durumda değil bu sene.Bu uyum olayı Beşiktaş Cola Turka için çok önemli bir avantaj.İki takım arasında ki diğer karşılıklı avantajlarda oyuncularda.Dediğim gibi yabancılar Erdemir serisinde çok etkiliydi.Beşiktaş'ta da Newley müthiş oynuyor gerçekten.Aldığı ödüllerle zaten geldiğinde Beşiktaş'ın en büyük transferi olduğunu biliyorduk ve normal sezonda ki performansını durmaksızın devam ettiriyor.Son maç için dediğim "Newley-Likholitov A.Ş" bu seridede devam eder diye düşünüyorum.Ama Beşiktaş için "becnh katkısı" çok ama çok önemli.Engin'in düşük formuda çok büyük bir dezavantaj.Toparlanırsa oda artı bir katıkı getirir.Buarada Beşikta'ın Efes'e hep ters geldiğinide belirtmeden edemiycem.Seriyi kestirmek zor gözüküyor ama favori favoridir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skor Tahmini:3-2 Efes Pilsen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-Hhl6ABtnI/AAAAAAAAABo/rWVxCsJvoew/s1600/9257240.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-Hhl6ABtnI/AAAAAAAAABo/rWVxCsJvoew/s400/9257240.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7844300807112195132?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7844300807112195132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/sira-yari-final-serilerinde.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7844300807112195132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7844300807112195132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/sira-yari-final-serilerinde.html' title='SIRA YARI FİNAL SERİLERİNDE...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-HeHM9JCvI/AAAAAAAAABg/omOzDPhWyck/s72-c/teknosa-turkiye-kupasi-grup-elemeleri-20091009A0910162-01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-6944766773267072769</id><published>2010-05-04T06:50:00.000-07:00</published><updated>2010-05-04T06:50:04.424-07:00</updated><title type='text'>Ricarda Andrade Quaresma Bernardo...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; Namı değer "Cigano" "Çingene"...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Öyle bir adam düşününki, Messi,Ronaldo,İbrahimoviç gibi yıldızların ardından "En iyi yetenek" olarak gösterilsin.Sporting Lisbon gibi müthiş geçmişi ve Portekizin en önemli takımlarından birinde 11 yaşında alt yapısına girip,17 yaşında ilk maçına çıksın.Burada Cristiano Ronaldo'yu (ki 85 milyon Euro fiyatı malum) yedek bıraksın ve Dünya devlerini peşine taksın.Manu onu izlemek için hazırlık maçı yapıp Ronaldo'yu beğenip aldı belki o zamanlar.Ama oda nereye gitti?Rochamback+6 milyon Euro karşılığında Barcelona'ya transfer oldu.Burada tutunamadı ve Decokarşılığında Porto'ya gitti.Esas çıkışınıda orada gösterdi.Hatta Beşiktaş'la Porto arasında ki Şampiyonlar Ligi mücadelesinde Porto tarafında tek ayakta kalan ve 90 da golü atıp galibiyeti getirende oydu.Mourinho'nun İnter'in başına geçişinden sonra en çok istediği oyunculardan biriydi ve bu istek 18 Milyon Euro karşılığında gerçek oldu.Ama yedek kalmayı sevmeyen yapısı ve istediği yerde oynayamıyor olması(İnter'in taktiğini bilen bilir) Onu Chelsea'ye kiralanmasına neden oldu.Yarım sezon süren ve yine "yedeklikle" geçen Chelsea kariyerinden dönüşte İnter'de bir şans daha buldu ama yedek kulübesinde...Şampiyonlar ligi ladrosuna alınamayınca Mourinho ile ipleri attı ve yeni takım arayışlarına daha sezon başında başladı.Özellikle İngiltereden bir çok teklif aldı ama istediği ortamı bulamayacağını görüp sezon sonu beklemeye karar verdi.İişte Quaresma'nın şuana kadar ki hikayesinin kısa bir özeti buydu.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şimdi;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-AlRL8mdvI/AAAAAAAAABQ/RUoxR6lyIOg/s1600/Quaresma_7.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-AlRL8mdvI/AAAAAAAAABQ/RUoxR6lyIOg/s400/Quaresma_7.jpg" width="267" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Beşiktaş bu transferi büyük ölçüde bitirdi görüşünde herkes.Borsaya bildirilipte olmayan 1-2 oyuncu var sadece.Onlarında birinin karakterinin ne olduğunu bilen biliyor.20 günü aşkın süredir diyor yöneticiler belki ama bu transfer belki de 1 senede filan gerçekleşebildi.Zor süreç oldu kuşkusuz.Toplam maliyetide Bonservis ve alacağı parayla birlikte 15-20 milyon Euro civarıdır ki daha önceki yazımda belirttiğim gibi sen alacağı parayla Tabatayı 12-13 milyon Euro'ya mal ediyorsan bu para Quaresma için azdır bile.Forma satışından çıkar geyiğine katılmıyorum ve ekonomik bölümüne hiç girmek istemiyorum çünkü bu bir şekilde hallolcaktır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Herkeste şimdiden bir karalama kampanyasıda görüyorum ki bunu Beşiktaş'ın kendi çocuklarının yapmasıda düşündürücü geliyor.Sergen daha transfer belli olmazdan "Takım oyuncusu değil." vs. gibi gereksiz açıklamalara girdi.Kendisinin nasıl oynadığını ve egosu yüzünden Siirt Jet-Pa lara kadar kariyerinin düştüğünü görmeden.2 senedir yedek olmasınıda kullanıyorlar tabi.Vay efendim iki senedir yedek olan adamın Beşiktaş'ta işine.E iyi de adamın yedek kaldığı takımlarda oynayanlara bir bakın be arkadaş!Yani bunlar dert edilecek şeyler mi böyle bir oyuncu için?"Kariyeri iniş çıkışlarla dolu" da bir diğer çakma nedeni insanların.Çıkış yaptığı yer Sporting Lisbon-İniş yaptığı yer Barcelona-Çıkış yaptığı yer Porto-İinş yaptığı yer İnter(yarım sezon Chelsea).Bu grafiğe bakarsakta Türkiye liginin "Kopyası" gibi olan Portekiz ligine kök söktürmüş bir adamın Türkiye de başarısız olacağını söylemek;ayıptır,günahtır!Kıskançlığa gerek yok.Ne futbolcu eskileri,ne rakip taraftar ve yazalar.Türkiyeye gelen Hagi'den sonra "En kariyerli" ve Hagi gibi 30 undan sonra değil 26-27 yaşında gelen bir adamdan bahsediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir diğer dikkat çekmek istediğim noktada Beşiktaş'ın tam aradığı transfer olması.Her maç izlerken özellikle çevremdeki Beşiktaşlılarla içimizden geçip,konuştuğumuz bir numaralı şey;"Ah beee!Şöyle topu alıp vurup gitcek bir kanat yok ki!" idi.Şimdi tam öyle,topu vurup gitcek ve rakip kanadı parçalıyacak(Türkiye ligindeki vahim kanatları düşünürsek çok rahat oynayacaktır)bir oyuncu Quaresma.Hem sağ hem sol kanatta rahatlıkla oynamasıda ma içinde çok rahat taktik değişikliğe izin veren bir yapıda olması diğer avantajları.Nazlı ve Egolu olması bence Beşiktaş için bir sorun değil.Denizli az hoşgörülü olursa zaten taraftar böyle adamlara hasta!Hala "Dünyanın en iyi 10 yeteneği" arasında olan ve 2 senenin verdiği sıkıntıyla daha bir sarılcaktır bence formaya.Hele İnönü'ye ilk çıktığı maçta, o sisli,puslu,insanın içini karartan İtalya atmosferinden çıktığını farkedip "3'LÜYÜ" dinleyince siz o zaman seyreyleyin Çingeneyi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;İnşallah tamamlanır bu transfer ve Dünyanın en iyi oyuncularından biri bu ligde top koşturur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-Al8rCbdDI/AAAAAAAAABY/08qpwTtoFHg/s1600/0+a+quaresma+inter+chelsea+barcelona+porto.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="322" src="http://4.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-Al8rCbdDI/AAAAAAAAABY/08qpwTtoFHg/s400/0+a+quaresma+inter+chelsea+barcelona+porto.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-6944766773267072769?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/6944766773267072769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/ricarda-andrade-quaresma-bernardo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6944766773267072769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/6944766773267072769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/05/ricarda-andrade-quaresma-bernardo.html' title='Ricarda Andrade Quaresma Bernardo...'/><author><name>Burki_Rock</name><uri>http://www.blogger.com/profile/04433992016909488249</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9GmXPiaGxI/AAAAAAAAAAM/pW2w_b7pXf4/S220/03032010037.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S-AlRL8mdvI/AAAAAAAAABQ/RUoxR6lyIOg/s72-c/Quaresma_7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6051214853606232366.post-7319658487314470753</id><published>2010-04-26T04:53:00.000-07:00</published><updated>2010-04-26T04:53:00.569-07:00</updated><title type='text'>Süper Ligde Haftaya Bir Bakış...</title><content type='html'>&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Artık ligin sonuna geldik.Kalan 3 haftada 2 takımı izliycez gibi bir görüntü oluştu bu hafta ki skorlarla.Fenerbahçe ve Bursa bir adım öndeler.Aslında Bursa gizli lider konumunda.Malum Ankarasporla 3-0 sonuçlu bir maç oynayacak ve 3 golle 3 puanı elde edecekler(!)&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Beşiktaş'a biraz değinip öyle geçmek istiyorum ligin gerisine.Sivas önünde alınan beraberlikle Olası Şampiyonlar Ligi şansınıda bitiren Beşiktaş artık transfere yöneldi.Zaten hangi gazeteyi açsanız bir-iki transfer haberi görebilirsiniz.Bugün gördüm ki Galatasaray da kopunca onlar içinde başlamış artık haberler.Maça değinecek olursak.Herkes "çok kötü oynadı,pas bile yapamadı vs." gibi yorumlar yapmış.Derbi'yi haksız bir şekilde kaybetmiş,şampiyonluk gitmiş,kupasız kapanan bir sezonda kalan 4 maçta heralde 3'er 4'er gollü galibiyetler beklemek hayalcilik olur.Ayrıca karşıdaki takım Ligde düşme noktasındaki iki takımdan birisi ve Mesut Bakkal'ın gelişiyle "market" görünümü kazandılar.Holosko kaçırdıklarından birini atsa veyahut çok fantastik bir şekilde Rüştü'nün ayağından top sekip Kamanan'ın şutu kaleye girmese kesin "Beşiktaş çok iyi oynadı" naraları atacaklardı.Neyse artık lig tamamen bitti bir aksilik olmazsa bu sırasıda değişmez gibi geliyor Beşiktaş'în.1-2 transfer haberinede değincek olursak.Süre gelen bir Ricardo Quaresma haberi var geçen sezon sonundan beri.Süreklide 10 milyon Euro'yu indirmeye çabalamak var.Siz Tabata'ya 8,5 milyonu tek seferde verip bu adama veremiyorsanız ben bu İbrahim Kızıl-Yıldırım Demirören işinin biraz daha kaşınmasını isterim arkadaş.Sen "ikinci sınıf" Brezilyalıya 8,5 çak,Quaresma gibi adama 10 vereme.Süper iş...Beşiktaş'ın kanatlara ve forvete kesin takviye yapması gerekli.Bir eklemede şu olsun ki artık adam gibi "TÜRK" oyuncu alın şu takıma.Uğur İnceman ve onun gibi sıradan oyuncular bırakalım ilk 10'un altında ki takımlarda top koştursun&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;Fenerbahçe dengeli geçen maçta(denge Guiza'dan kaynaklı) Kasımpaşa'yı "şaibe" tartışmaları içinde 1-0 geçmeyi başardı.Maça bakınca pozisyonu çok olan bir Fenerbahçe ve artık "Büyüklere" nasıl oynadığını iyi bildiğimiz Kasımpaşa vardı.Kasımpaşa taraftarıda ESES'le olan kardeşliğini gösterdi.Tasvip etmesemde bunlarda lazım futbolda.Fenerbahçe'nin attığı golde Ahmet Çakar fena çakmış.Hiçbir kaleci böyle çıkış yapmaz diye.Bahsettiği kalecide Murat Şahin.Hani 3 ay sakat kalmayı göze alıp Beşiktaş'ta oyundan çıkmaya,Antep'te sakat sakat oynayan ve buna rağmen haksızlığa uğrayan Murat Şahin.Böyle bir adama böyle bir yakıştırma hoş olmamış.Ayrıca bakın Avrupa Liglerine her hafta 2-3 böyle hatalı çıkış golü olmuyorsa dahada bişi demiyorum.Zaten bizim Türk kalecilerin en büyük zaafı yan toplardır.Kısacası gol temiz.Geçen hafta olanlar ne kadar "şaibeliyse" bu gol o kadar "temiz".Öyle ya da böyle Fenerbahçe bu maçı geçmeyi bildi.Ama esas "Sağlam" takımlar şimdi geliyor.İçerde ESES,Deplasmanda Ankaragücü ve son maçta Trabzonspor.Çok zor 3 maç.Hele ki Bursa'nın artık dostluk filan değil "tek vücut" olduğu bir Ankaragücü deplasmanı varki,hemde Bursa'nın bay olduğu hafta sarı lacivert değilde "yeşil-beyaz" tribünler görürseniz şaşırmayın.Kısacası Fenerbahçe'nin alacağı bir beraberlik şampiyonluğu onlar için yalan yapar...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Bu ligin "ilk 5 maçı" arasına girecek bir maç vardı akşam Ali Sami Yen'de.Ama eksik olan goldü.Yani maçın özetini almak eminim montajcılar için çok zor olmuştur.Çünkü her anı nefes kesen ve her iki kalecininde müthiş oynadığı bir maçtı.Kimse forvetlere suç bulmasın.İki kalecide öyle çıkışlar,öyle kurtarışlar yaptıkı maç sabaha kadar oynansa tutucaz biz bunları der gibiydiler.İvankov artık bu ligin demirbaşlarından oldu zaten.Bulgar kaleci gittiği her takımda çok iyi işler yaptı.Kayseri heralde her maç bakıp üzülüyordur elinde tutamadığına.Buarada sezon başında "gereksiz" bir Leo Franco transferi yapan Galatasaray yönetimide üzülüyordur Aykut'u gördükçe.Eminim bu şansı Ufuk Ceylan yakalasa oda bu kadar başarılı olurdu.Galatasaraylılar hala "Bir Tafo daha bulamadık" kafasında.Ama bu kafayı aşın artık.Tafarel bir efsaneydi ve bitti.Oynayan kaç efsane kaleci sayabilirsiniz şuanda?Casillas,Cech ve Rüştü dışında efsane isim gelmiyor aklıma.O yüzden sen şans verceksin ki yeni Turgay Şerenler,Şenol Güneşler çıkacak ortaya.Bu kaleciye şansı verme konusunda en iyi takım Fenerbahçe.Her zamanda kabul ettiğim bir şeydir.Ufuk Ceylan,Onur Kıvrak,Aykut Erçetin,Volka Babacan ve zaten Rüştü ve Volkan Demirel var,bunlarla Milli Takımın kalesi kolay kolay düşmez.Kartlarada bir iki birşey söyleyecek olursak.Neil'ın ki haklı ama Zapo'ya yapılan resmen zulüm.Hakem birilerine çalıştı ama kime siz düşünün artık(!).Hiç bir pozisyonda sadece itişip kakışan hemde sarı kartı olan bir oyuncuya böyle çıkarmaz hakem.Bir insanı uyarırsın eşşek değil ya.He eşşekse at eyvallah.3 büyükler darılmasın ama bu ligde 3 büyük değil diğer 3'ü çok güzel top oynadılar.Bursaspor ki yerinden belli,Eskişehirspor kısıtlı kadrosuyla ve Trabzonspor Şenol hocanın gelişiyle çok başka oynadılar.Bu akşam ki ESES-Trabzon maçını kaçırmayın futbolu seviyorsanız.Bu 3'lü den Bursa şampiyonluğa çok yakın.Eğer "eyyamcı" hakemler burnunu sokmazsa Kayseriyi yenip şampiyonluğu ilan edebilirler Ankaraspor maçıyla demedi demeyin...&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &amp;nbsp;Artık kalan 3 hafta hem Üstte hem altta 2 takımın mücadelesi dahilinde geçicek.Avantajlılar Bursa ve Sivas.Ama üsttekide Fenerbahçe...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9V-h7LqpXI/AAAAAAAAABI/vbWMuNKdpwQ/s1600/fft1mm969919.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="360" src="http://1.bp.blogspot.com/_ZCNQj6ReMFQ/S9V-h7LqpXI/AAAAAAAAABI/vbWMuNKdpwQ/s640/fft1mm969919.jpg" width="640" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6051214853606232366-7319658487314470753?l=burakmustafacakmak.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/feeds/7319658487314470753/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://burakmustafacakmak.blogspot.com/2010/04/super-ligde-haftaya-bir-baks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6051214853606232366/posts/default/7319658487314470753'/><link rel='self' type='application/atom+x
